"Tuba Şatana" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tuba Şatana" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tuba Şatana

Gram, ev şubesini sunar!

Akşam işten eve geliyorsun, yorgunsun.

Açsın, evde yemek yok, hazır yemek yemekten için kurumuş. Mahallede ve etrafta tatmadığın yemek kalmamış; köfte, kebap, sandviç, pide, Çin, Japon, bir süre sonra hepsinin tadı aynı gelmeye başlamış, hatta sıkıntıdan o markaların hamburgerimsi süngerlerini bile yemişsin…

 

Sıkılmışsın, akşam yemek işini bir türlü çözemiyorsun. Her akşam dışarıya çıkacak halin de yok.

 

Yemek yapmak istesen de vakit yok, olan vaktini de marketlerde harcamak istemiyorsun, hem o malzemeyi kim temizleyecek, ayıklayacak, kim hazırlayacak da sen yemek yapacaksın… Sonra kalacak o yemekler de malzemeler de dolapta, aynı yemeği üç gün ye dur! Yemeyeceğin için, yarısı çöp.

Eee, ne yapacaksın peki?

 

Evde Gram’a kendini teslim edeceksin! Gram Evde diyor ki sen şef ol, ben yamak, mizanplas da benden! Yani yazının başlığını doğru okudunuz, sizi şef yapıyor Didem evinizin konforunda.

 

Ne yiyeceğim diye düşünme, ben düşünürüm, alışveriş yaparım senin için, temizler, ayıklarım da diyor. Internet sayfamdan sen haftalık menünü yap, haftada kaç öğün yemek istediğini seç, ben sana seçtiğin yemeklerin tüm malzemesini yollayayım diyor.

Gram’ın tariflerini de yollayacağım, hem de fotolu, takip etmesi kolay tarifler olacak, diyor.

 

Pişirmesi, sıcacık ve tazecikken yemesi senden diyor.

 

Daha ne desin, daha ne yapsın! Herkes bizim gibi yemek yapsın diyor Gram!

 

Gram Evde’nin arkasında tabii ki Gram ekibi var. Düşünsene o koca ekip, senin için evde pişirebileceğin, restoran ayarında yemekler tasarlıyor, kendi tariflerini seninle paylaşıyor.

 

Aylardır üzerinde çalışıyorlardı, hatta deneme tahtası olarak beni bile kullandılar, ki tariften yemek yapmayı reddeden ben bile çok keyif aldım o yemekleri yaparken.

 

Gram Evde için bende bahane çok, hatta eşimin gizli gizli üye olup, evde beni şaşırtmasını da beklemiyor değilim. Ben de üye oldum, çünkü bu kadar içinde de olsam da bazen ben bile ne pişireceğim derdine düşüyorum.

 

Yemek yapmayı biliyorsan, ne yemek yapacağım derdinden kurtulabilirsin. İyi yemek yemek istiyor da yemek yapamıyorsan, tariflerden kolaylıkla kendine ve ailene yemek hazırlayabilirsin. Yemek de yapıyorum ama malzemenin iyisini bulmak ile uğraşamayacağım diyorsan, Gram’ın mevsimsel, özenle seçilmiş malzemelerini mutfağında bulabilirsin. O kadar malzemeyi al, ayıkla, yıka, dolaba kaldır derdinden de kurtuluyorsun bu arada. Bence en can alıcı noktalarından biri de bu, yoğun ofis hayatı olanlar için, evinde kurulu düzeni olmayanlar için. Lezzetli, mevsimsel, basit ve gerçek yemekler yapabilmek için…

 

Sadece yemek kutusu yollayan bir platform kurmuyor bence Didem Şenol ve ekibi, en önemlisi sizi mutfağa sokuyor, aynı zamanda yemek pişirmeyi de öğretiyor. Hammaliyetini de üstleniyor.

 

Gram Evde’nin daha çiçeği burnunda, bakalım nerelere gidecek. Ben videolu tarifler de bekliyorum. Didem, Esra ve ekibi tarifleri yaparken seyretmesi ayrı keyif olur, o zaman tam beraber yemek pişiriyor gibi oluruz.

 

Hem fikri çok beğendim, hem yapılma şeklini. Zaten Didem ve ekibi ne yapsa samimiyetle yapıyor, kalbimi çalıyor!

 

Aklımda o körili mercimek…

 

gramevde.com

 

 

 

İLLA Kİ!

 

#iyiyipaylaş

 

Neolokal üç seneyi devirdi. Güzel bir kutlama serisi ile Maksut Aşkar şef arkadaşlarını Neolokal’in mutfağına davet etti ve birkaç haftadır Salı geceleri omuz omuza yemek yapıyorlar, 3. Yıl, 3 Şef, 30 Konuk için.

 

Maksut misafir şef olarak Yoldaş Sönmez, Mehmet Gürs, Şemsa Denizsel, Civan Er, Aylin Yazıcıoğlu, Didem Şenol, Mustafa Otar, Ali Ronay, İnanç Baykar, Üryan Doğmuş, Cihan Kıpçak, Yılmaz Öztürk, Kemal Demirasal ile mutfağını paylaştı.  Yemek şarap uyumlarını da Levon Bağış üstlendi.

 

Yapılan yemeklerin güzelliği bir kenara, şeflerin omuz omuza vermeleri, beraber misafir ağırlamaları çok kıymetli. Kendi restoranlarında severek pişirdikleri, kendi tarzları olan tabakları Neolokal’e taşıyıp bu kutlamaya renk ve birliktelik kattılar.

 

Ben de İnanç Baykar ve Mustafa Otar’ın konuk oldukları gecede Neolokal’deydim.

 

Damak hoşluklarından sonra yemek akya ve kereviz velouté ile başladı, kerevizin o topraksı tadı soğanla biraz da portakalla yumuşamış, akyanın sakin tadı ile taze ve mutlu bir tabak olmuştu. Mustafa gene kereviz ile harikalar yaratmıştı, zaten Kilimanjaro’ya sırf kereviz yemeye gidenlerden biriyim.

 

Kuzu tartar, üzerindeki balık yumurta rendesi ile başka bir tabak olmuştu, İnanç’ın tartarına zaten yıllardır hayranımdır Aman da Bravo’da, ama bu balık yumurtalı hali, ne olmuş!  Bitsin istemedim. İnanç’ın sonraki tabağı ise karides ravioliydi, taze makarnayı açık olarak, karidesleri de üzerinde servis etti. Karideslerin kabuklarından, tereyağından, brendiden yaptığı bisque’e karşı atak olarak o minik kızarmış sucuklar ve tam o arada makarnanın  ipeksiliği müthiş bir lokma oluşturuyordu.

 

Sonra Kara Şimşek geldi, Mustafa’nın tabağı, bir yemeğe bir isim bu kadar yakışır! Ördek, mercimek, işkembe!  İlk defa bu kombinasyonu yemiştim ve uyumlarına şaşırdım, sevindim. Kışın bir daha yemek isterim, keşke Kilimanjaro menüsüne koysa o tabağı.

 

 

Maksut hem şefleri hem de bizleri biraraya getirdi, soğuk bir kış gecesinde sıcacık bir gece yaşattı hepimize.

 

Maksut ve Neolokal ekibi, nice üçlere, nice güzel kutlamalara, hep beraber…

 

 

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI