Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çocuk menüsü!

Çocuk büyütmek zor derlerdi.

Zor.  Ama çocuktan dolayı değil. Başkalarından ve diğer etkenlerden, dışardakilerden dolayı.

Mesela dışardaki yemek!

Çocuğunuzla dışarıda yemek yemeğe çalıştığınızda çocuk menüsü olarak çocuğunuzun menüsünde neler yer alıyor?

 

Sebze? Hayır.

Meyve? Hayır. Ancak isterseniz.

Kızartma. Bolca

Makarna. Sadece.

Kızarmış balık lokmaları, veya tavuk parçaları? Tabii, zira kızartma. Ver yesin.

Patates kızartması? Muhakkak.

Burger. Onsuz olmaz. Et, ve ekmeği günlük ve düzgün yapılmışsa, hazır sos yoksa olabilir.

 

Dışarıda bunlar varken, çocuklarda nasıl bir düşünce oluşuyor acaba? Yemek bu demek ki diye düşünüyorlar olabilir mi?

 

Siz de bu işe sinirleniyorsanız, menüden beğendiğiniz bir yemeği ufak bir porsiyon halinde söylersiniz herhalde çocuğunuza. Sulu yemek de yer çocuklar dışarıda. Salata da, sebze de, ızgara balık da, neyse. İlla ki çocuk menüsüne kızartma hamur, şeker ile doldurmanın bir alemi yok.

 

O çocuk menüsü adı altında sunduğunuz menüleri değiştirin. Küçük porsiyonlu patates kızartması çocuk menüsü değildir. Kızartılmış dondurulmuş ürünler de.

 

Hindistan’a giderken ve gelirken toplam 4 uçağa bindik. Direk uçmadık, oğlum biraz havalimanında koşsun dolaşsın diye. Oğluma çocuk menüsü adı altında verilenleri yazayım: 1 paket çikolatalı bisküvi. 1 paket çikolata kaplı meyve. 1 dilim rengarenk kremalı kek. Beyaz ekmek. Ketçap ve kraker. Tereyağı. Meyve suyu. Bir de köfteli makarna ve diğer uçuşlarda da sadece ana yemek değişerek diğer hepsi aynı idi.

 

Daha tepsiyi oğlum görmeden bir hamlede herşeyi hostesin eline tutuşturuverdim. Hostes şaşkın, ben sonra alayım bunları tepside kalsın dedi, ben ve eşim keskin bir sesle hayır, bunlar çocuk yemeği değil dedik. Tutuşturduk eline. Ne meyve, ne sebze, ne bir havuç, ne başka birşey… Neyse çantadan uçuş süresince yetecek yemek, atıştırmalık çıkar zaten, ama bu menüyü çocuğa dayatmak ne demek? O kadar şeker? O kadar!

 

Rengarenk herşeye ya ne demeli, bakkallarda satılan? Çocukların nasıl sigara alması yasak ise, o abur cubur da çocuklara satılmamalı. Multi milyar dolarlık firmalar da çocuklara bir zahmet başka gıdalar üretiversinler. Yaldızlı kağıtlar, figürler, reklamlar, yiyen çocukların mutluluğu ile saldırıyorlar. Zehirlemeyin çocukları! Tam da bu uçak serüvenimden sonra bu çocuk menüsü olayını yazayım diyordum, Jamie Oliver abur cubur reklamlarına karşı bir kampanya başlatmış. Çocuklarımızı zehirlemeyin diyor kısaca o da!

 

Peki size sorulmadan çocuğunuzun eline şeker tutuşturulmaya çalışan olmadı mı hiç? Size sormadan herhangi bir yiyeceği direkt çocuğunuza uzatan?

 

Anne baba dediğin bin kartal ataklığında olmalıdır.

 

Nasıl çocuğunuzun üzerine eğilerek onun ve sizin izniniz olmadan onu sevmeye çalıştıklarında o el ile çocuğunuzun arasına girmeliyseniz, o eli o yemeği çocuğunuza yemek uzatırken de karete kid edası ile mani olmalısınız. Anne baba dediğinin refleksi kuvvetli olmalıdır! Gülüyorsunuz, çünkü tanıdık senaryolar değil mi?

 

Nasıl sokakta tanımadığınız birine yiyecek uzatmıyorsanız, çocuklara da uzatmayın o yiyeceği.

 

Çocuk büyütmek zor iş evet, sizden başka insanların çocuğunuza müdahale etmesine göz yummadığınız için, zor. Çocuktan dolayı değil, çocuğun seçme hakkına bu kadar müdahale edildiği için zor.

 

İlla ki!
Karadut. Mahallede seyyar satıcının arabasındaki mavi örtü ile nasıl da tezatla sırıtıyordu. Aldım iki paket. Rengi açık ve hafif sert olanlar benlik tam. Mayhoş. Ağzım sulandı gene yazarken.

 

Bol bol yiyip, ellerimi boyayıp, mutlu oldum. Ağacından yediğim zamanları hatırladım. Çocuktum bir iki dakika da olsa. Bol bol yiyin, herkes renkli meyve sebze yiyin diye bağırıp duruyor, topraklarımızda yetişen sebzeyi meyveyi mevsiminde yesek yeter de artar!

 

Bütüün burallaar dutluktu…

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI