"Tolga Tanış" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tolga Tanış" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tolga Tanış

İki kadın, ortak kaygı, tek kader

Kocaman bir salonda toplanıp Üçüncü Dünya’nın haklarına kavuşamamış zavallı kadınları için üzülen şık New Yorklular hikâyesi değildi. Donald Trump gibilerin temsil ettiği mizojini de başköşedeydi çünkü. Ve kadın düşmanı Amerikalıları, kendi ülkelerindeki cinsel ayrımcılığı da açıklıkla tartıştılar. Ancak sadede gelirsek... New Yorker’ın eski genel yayın yönetmeni Tina Brown’un (63) başlattığı ‘Dünyada Kadınlar Konferası’nın elbette en canalıcı, en sarsıcı öyküleri maalesef yine bizim buralardan çıktı. Karısını dövüp etrafta ‘kazak’ diye dolaşan erkeklerin...

Parayla gelin yapılan kızların... Tecavüze uğrayan, sonra kirlendi diye kendi ailesi tarafından katledilen kadınların coğrafyasıydı mesele. Tabii daha fenası... Bunlar zaten vardı. Bir de şimdi uzun süredir radikal dincilerin, IŞİD’in yarattığı yeni bir halka oluştu. Ortadoğu kadınının üstüne binen başka bir yük. Niye? Çünkü kadın, başlayan bu pis savaşın iki türlü mağduru haline gedi. Birincisi, saptırılmış bir din anlayışının kendine esir etmek istediği bir obje oldu. İkincisi, boyun eğmenin ötesinde köktendinci düzenin savunucusu, bombacısı olmaya zorlanan, gelecek savaşçı nesli yetiştirmesi istenen hedef kitle haline geldi. New York’taki konferansa katılan iki kişiyle ayrı ayrı yaptığım mülakatları okuyacaksınız şimdi. İlki, son dönem çıkan en ilham verici kadınlardan. Afganistan’ın First Lady’si Rula Ghani (68). Diğeri 2009’da Hillary Clinton döneminden başlayarak 2014’e kadar ABD Dışişleri Bakanlığı’nda Müslüman Toplumlar Özel Temsilcisi olan Farah Pandith (48). 

 

RULA GHANI

Kadın hakları mücadelesi politik, sosyal ya da dini değil; savaştan geçtiğinizde kişiler insanlıklarını kaybediyorlar

 

Kâbil’de geçen sene Kuran yaktığı iddia edilerek linç edilen Ferhunde’nin hikâyesini okuduk. O olay, Afganistan’da kadınların durumunu nasıl etkiledi?

 

- Afganistan’da kadınların durumu iyiye gidiyor. Biraz yavaş. Ama iyileşiyor. Ferhunde’nin olayı çok üzücüydü. Kabul edilebilecek bir şey değil. Ama o olaydan beri kadınların bir çözüm bulmak için çaba içine girmeleri çok olumlu. Örneğin o olaydan sonra suiistimal ya da şiddet mağduru tüm kadınların kullanabilecekleri bir acil durum fonu oluşturdular.

 

Kendi aralarında mı para topladılar?

 

- Kadınların bastırmasıyla Kadın İşleri Bakanlığı bünyesinde oluşturuldu. Hükümet uhdesinde. Ama bir sivil toplum girişimi.

 

Türkiye’de kadın haklarında bir bilincin oluşması hep trajedilerden, sembol haline gelen üzücü olaylardan sonra oluyor. Afganistan’da da mı öyle?.

 

- Evet, insanlar dehşete düşüyorlar ve gelişmeler tetikleniyor. Ferhunde olayı da Afganistan için bir dönüm noktasıydı. Kalk zili... İnsanlar bu derece bir şiddetle yaşayamayacaklarını anladılar. Sadece fon değil, örneğin din adamları, molla ve imamlarla oturup tartışmalar yürütüyorlar. Kadının İslam’da yerinin ne olduğunu ve Kuran’ın kadın hakkında ne dediğini anlamak için açık bir tartışma.

 

Nasıl bir sonuç çıkacak?

 

- Kuran’da kadınlarla ilgili ne kadar pozitif şey olduğunu duysanız... Kuran, kadın ve erkeğe saygı gösterilmesini ister. Şiddete yer yoktur. Kadın ve erkeğin uyum içinde beraber yaşamalarını söyleyen ayetler vardır. Özellikle din adamlarının bunları anlatmaları çok önemli.

 

Bu, din adamları arasında sıcak bir

 

Tartışma mı?

 

- Görüşmelerin sonunda ortak bir anlayış oluşturup referans olarak kullanılabilecek bir metin yazacaklar. Şûra değil ama oturup konuşuyorlar. Kadınlar temsilcilerini kendileri seçtiler. İmamlar, Din İşleri Bakanlığı tarafından belirlendi. Kendisi molla olan bakan da katıldı. Herkes için kabul edilebilir bir çözüm bulmamız lazım. Gururla söylüyorum, Afgan kadınları bunu başarmak için çok sıkı çalışıyorlar.

 

Afganistan’da kadın sorunları aşiret gelenekleri gibi toplumsal normlardan değil de daha çok dini inanışlardan mı kaynaklanıyor?

 

- Ben Afganistan’da kadın hakları mücadelesinin politik, sosyal ya da dini olduğunu düşünmüyorum. Olan şu: Savaştan geçtiğinizde kişiler insanlıklarını kaybediyorlar. Değerlerini kaybediyorlar. Bu durumda önemli olan kadın hakları ya da buna dini reçeteleri konuşmak değil normal yaşama dönmek. Karşılıklı saygıyı tekrar kazanmak. Kadın ya da erkek, herkes için.

 

Suudi Arabistan’da savaş yok ama kadın hakları yine bir mesele.

 

- Ben sadece Afganistan’dan bahsetmek istiyorum.

 

Kocanız Eşref Ghani, iki yıl önceki devlet başkanlığı töreninde size kişisel olarak teşekkür edince Afganistan’da çok tartışılmıştı. Bunun içeride ne etkisi oldu?

 

- Sembolik olarak çok önemliydi, çünkü insanlara eşlerine saygı göstermeleri gerektiğini gösterdi. Çok olumlu tepkiler aldım. Ayrıca sadece Afganistan değil, dünyanın her yerinden memnuniyet bildirenler oldu.

 

Kocanızın bir feminist olup olmadığı sorulduğunda kabul etmediniz. Niye?

 

- Bence yanlış bir ifade. Kocam belli bir kesim için değil, erkek veya kadın Afganistan’daki herkes için çalışıyor. Ayrım yapmıyor. Örneğin hükümetini kurarken iş yapabilecek vasıflı insanları istiyor. Kadın bakanlar da atadı ve işlerini çok iyi yapıyolar. Eğer feministseniz kadınlar için bastırırsınız. Ama kadınlar için bastırmıyor kadınları da dahil ediyor.

 

Pozitif ayrımcılığa olumlu bakmıyor musunuz?

 

- Hayır. Eğer bir pozisyon için önüne bir kadın gelirse, vasıflarına bakar. Parlamentodaki kadın milletvekili kotası (yüzde 25) da bizden önce vardı. Çok şeyi değiştirdiğini düşünmüyorum.

 

Politikadaki kadınların kadın hareketine katkısı olmuyor mu?

 

- Kadınların seslerinin duyulmasını sağlıyorlar. Son derece açıksözlüler. Politikada yetenekliler ve bu sayede kadını son 14 yıldır çok görünür kıldılar. Yasalar aslında yeterli ama sorun uygulamada. Şimdi bir yargı reformu çıkacak ve yasaların daha iyi uygulanmasını sağlayacak.

 

Uygulamayana ceza mı?

 

- Daha pozitif bakalım. Yasayı uygulayan daha fazla insan olacak.

 

Tam bir politikacı gibi konuşuyorsunuz. Bir gün devlet başkanlığı için yarışabilir miniz?

 

- Popülerim ama siyaset yapmam.

 

Sevmediğiniz için mi?

 

- Politika yapmıyorum. İşlere karışmam. Şu kişi iyi, buraya gelsin; diğeri şu göreve getirilsin diye hiçbir şey söylemem. Sosyal ve kadın gelişimine dair konulara odaklanıyorum.

 

FARAH PANDITH

 

Kadınların ilişkileri çok sağlam bir ev yaratması gerekir. Böylece gençler, yabancı ideolojileri geri püskürtebilirler...

 

Bugün dünyada aşırılıkla mücadelede kadının nasıl bir rolü var?

 

- Kadının oynaması gereken çok önemli bir rol var: Çocuğun ilk öğretmeni onun annesidir. Ve anne çocuğuna ne olduğunu herkesten daha iyi bilir. Eğer genç bir insanı etkilemek için kapınıza dayanan yabancı ideolojileri düşünürseniz, annelerin aşırılık yanlısı örgütlerin nasıl militan kazandıklarını bilmeleri çok önemli.

 

Anne ne yapabilir bu durumda?

 

- İlişkileri çok sağlam ve dirençli bir ev yaratması gerekir. Ki genç insanlar yabancı ideolojileri geri püskürtebilsinler... Ayrıca bu örgütlerin kadın ve kızlara potansiyel bir militan gözüyle bakmaları da son derece önemli. Çünkü aşırılık yanlısı örgütler kadınları kendi saflarına çekmek için kendine özgü bir anlatım ortaya koyuyorlar. Ve buna karşı bir söylem geliştirecek en iyi kişi kim? Yine kadınların kendileri.

 

Kadın bu durumda aşırılık yanlısı örgütlerin yeni hedef kitlesi mi?

 

- IŞİD, El Kaide, Boko Haram, El Şebab gibi örgütlere baktığımızda genç kadınların militan olarak kullanılmaları çok önemli. Üç şeyi anlamamız gerekiyor: Birincisi, eğer yeni militan kazanamazlarsa var olamazlar. İkincisi, Müslümanları militan olarak alıyorlar. Üçüncüsü de radarlarında küçük kız ve erkek çocukları var. IŞİD’in hem kadın hem de erkeklere ihtiyacı var. Çünkü tırnak içinde ‘devlet’ kurmak istiyorsanız bunu kadınlar olmadan yapamazsınız. Ve o yüzden de şimdi kadınlar sadece bunun basit bir parçası değil aynı zamanda son derece etkililer. Hem militan toplayan kadınlar hem kadın intihar bombacıları görüyorsunuz. Bir sonraki savaşçı neslini yetiştiriyorlar.

 

IŞİD’in kadınlara ağırlık vermeye başlaması yeni bir eğilim mi?

 

- FARC’tan (Kolombiya’da yasadışı sol örgüt) IŞİD’e, örgütlere katılan aşırılık yanlısı kadınlar hep vardı. Bu yeni değil. IRA’da (İrlanda’da yasadışı ayrılıkçı örgüt) da kadınları gördük. Yeni olan, söylem olarak çok saptırılmış biçimde İslam’ı kullananan örgütlerin buna yönelmesi.

 

IŞİD bu alanda da ilk mi?

 

- Hayır değil. 11 Eylül’den (2001) hemen sonra olanlara bakın. Cihatçı Jane Brüksel’deydi. İnternete giriyordu. Ve insanları aşırılık yanlısı ideolojiye çekiyordu. IŞİD’in daha önce olmamış yeni bir şey yaptığını söylemek tehlikeli. Ancak yaptıkları; teknoloji ve geniş iletişim olanakları sayesinde diğer grupların bu tür araçlarını hızlandırdılar. Böylece hem kadınları hem de erkekleri militan olarak kazanıyorlar.

 

Bu yeni taktiği önlemede başarılı olunabiliyor mu?

 

- Dünya, IŞİD’in ideolojisini geriletmede kapasitesini gösteremedi. Çünkü daha herkes dahil olmadı. Herkes sözcüğünü tırnak içinde söylüyorum. Sadece sert güce (hard power, askeri ve finansal güç) değil yumuşak güce (soft power) de bakmak zorundayız. Bu da demek oluyor ki, aşırılık yanlılarının ideolojilerine bakmalı ve genç insanları bu ideolojiden çekip alacak karşıt bir söylem için hem online hem de offline (internete bağlı ya da olmayan) bir tür iletişim makinesi üretmek zorundayız.

 

“Daha herkes yok” derken Müslüman çoğunluklu ülkeleri mi kastediyorsunuz?

 

- Müslüman ve Müslüman çoğunluklu ülkeler de Müslümanların azınlık olarak bulundukları ülkeler de IŞİD için potansiyel olarak militan toplama yerleri. O yüzden sadece Müslüman çoğunluklu devletlere bakamazsınız. İdeoloji tarafında yumuşak güç inşa etmede ortak bir küresel çaba oluşmak zorunda. Böylece genç insanların direnci için gerekli karşıt bir söylem
yaratabiliriz.

X