"Timur Harzadın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Timur Harzadın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Timur Harzadın

Timur Harzadın

Ruhsal Sorunlar Ağrılı Adet Görmeye Neden Olabiliyor

19 Ağustos 2016

Adet döneminden birkaç gün önce ve adetin ilk gününde birçok kadında ağrı ve sıkıntı hissi olmaktadır. Bu duruma ağrılı adet görme ismi verilir. Kadınların %90’nında görülen bir rahatsızlıktır. Ortalama %20’sinde bu belirtiler şiddetli, %5’inde ise çok şiddetlidir. Eğer bu dönemde ağrı ile birlikte psikolojik sorunlar da eşlik ederse premenstrual sendrom ismi verilir. Psikolojik problemler günlük hayatı ileri derecede bozuyorsa premenstrüel disforik bozukluk olarak ifade edilir.
Bu rahatsızlıkta ailevi bir eğilim söz konusudur. Ancak bu eğilim genetik bir yatkınlıktan çok, kültürel olarak bu rahatsızlığın nesilden nesile aktarılması ile ilgilidir. Dünyadaki en yaygın hastalıklarından birisidir ve her kadında farklı şekilde ortaya çıkabilir. 30 yaş civarında en şiddetli seviyesine ulaşır. Şişman olanlarda, zayıf olanlara oranla daha fazla rastlanır. Spor yapanlarda ise yapmayanlara oranla 1/3 oranında daha az görülür.

 

Bekarlarda daha fazla, evlilerde ve doğum yapanlarda daha az görülüyor
Bekar kadınlarda ağrılı adet görmeye daha sık rastlanılmaktadır. Evli olanlarda ise ağrılı adet görme de daha az görülür. Bekar bir kadın evlendiğinde yakınmaları giderek azalır. Eğer evli bir kadın boşanırsa yakınmaların tekrar arttığı tespit edilmiştir.
Bununla birlikte doğum yapan birçok kadında şikayetler azalmakta hatta tamamen sona ermektedir. Doğumla birlikte rahim ağzının genişlemesi bu rahatsızlığı sona erdirebilmektedir. Eğer doğum yapmamış bir kadında bu rahatsızlık kendiliğinden düzelmiş ise, o kadının ya ruhsal problemleri düzelmiştir veya yumurtlama fonksiyonu azalmıştır. 

Bu rahatsızlık zihinsel bir bozukluk mudur, hormonal bir bozukluk mudur?

Yazının devamı...

Terk Edilme Korkusu Kadınlarda Daha Fazla Görülüyor

20 Haziran 2016

Duygusal veya fiziksel şiddet eğilimi, aşırı sahiplenme, güvensizlik, kıskançlık, aldatılma şüphesi, aileler arası kültürel farklılıklar ve terk edilme korkusu gibi duygular ilişki çatışmalarının önemli sebepleridir. Terk edilme korkusu bu duygular içerisinde belki de en yoğun olanıdır. Özellikle kadınlar bu duyguyu erkeğe göre çok daha fazla yoğun yaşamaktadır.
Yoğun terk edilme korkusuna sahip birisi sevdiklerinin yaşamından çıkma tehlikesine ve ayrılık işaretlerine karşı aşırı tetikte bir haldedir. Partneri ondan uzaklaştığında veya terk ettiğinde hissettiği duygu çok yoğundur ve çok acı vericidir. Benzer tepkinin daha hafif şekli iş, yakın dostlar, sağlık, anne-baba, sevdiği bir eşyaya karşı da görülebilir. Burada yaşanan korkunun önemli birkaç sebebi vardır.

Anne babaya güvenen kişi, yetişkinlikte de partnerine güvenir

Kız çocuğu yetiştirirken ebeveynler daha çok duygu içeren kelimeler ve yüz mimikleri kullanır. Erkek çocukta ise biraz daha sert ve daha az güler yüzlü ifadeler kullanır. Kız çocuğu bir hata yaptığında verilen tepki daha çok terk küsme, fiziksel ve duygusal terk etme şeklinde iken erkek çocuğa verilen tepki korkutma ve zarar verme şeklindedir.
Sürekli duygusal terk edilişi maruz kalan çocukta ebeveyne karşı güvensizlik gelişir. Çünkü başka bir gün tekrar terk edilme ve yalnız bırakılma ihtimali vardır. Aynı güvensizlik duygusu yetişkinlikte partnere yansıtılır. Güven eksikliği diğer bir ifadeyle yalnız kalamama ve yetersizlik duygusu olarak da ifade edilebilir. Yetersiz olduğunu düşünen birisi, kendisinde eksik olan duyguların beraber olduğu insan tarafından devamlı olarak karşılanmasını bekler. Öteki kişi karşılamadığında ve uzaklaştığında ise çocuklukta ebeveynin terk ettiğindekine benzer duygular hisseder.Taş devrinden gelen terk edilme korkuları

Yazının devamı...

Psikoterapist Dr. Timur Harzadın

20 Haziran 2016

Mezuniyet sonrası eğitim: 1993-1997 Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanlığı, 2010-2011 İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikiyatri Asistanlığı, 2014-2016 İstanbul Esenyurt Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı.

Yazının devamı...

Aşk Mı Bağımlılık Mı?

31 Mayıs 2016

Süresi kesin bilinmemekle beraber aşk duygusu ortalama 6 ay-1 yıl devam eder. Daha sonra evrimleşir ve tekrar sevgiye dönüşür. Burada aşk yok oldu olarak yorumlamak yerine zamanla sevgiye dönüştü tanımı çok daha uygundur. Çünkü aşk duygusunun uzun süre ve yüksek yoğunlukta devam etmesi aslında bunun bir bağımlılığa dönüşmüş hali olabilmektedir. Aşık olunan ve bağlanılan kişi sanki bir uyuşturucu madde yerine geçmiştir.

Böyle birisi bir süre sonra istese de o kişiyi bırakamaz ve bu sevginin peşinden ölümüne koşmak ister. Zorunlu bir ayrılma veya görememe durumunda ise kişide birtakım yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkar. Zamanla aşk duygusu keyif veren bir duygudan zarar verici bir bağımlılığa dönüşmüştür.


Aşkın ömrünü düşünmek yerine süreçten keyif almak
Aşık olduğu insanı tekrar tekrar arayan ve düşünen birisi, bir yandan da bu sürecin sona ereceğinden korkar. Çünkü her uzaklaştığında yoksunluk hissedip ve geri dönmek zorunda kaldığı için duygunun keyfini süremez. Bu kaygılar yüzünden aşk zamanla sevgiye dönüşmek yerine bağımlılığa dönüşür.

Günümüzde aşık olduğu kişi tarafından sürekli yok sayılan, dışlanan, hakarete uğrayan ve yine de ondan vazgeçemeyen birçok kişi vardır. Bu sanki bir uyuşturucu krizi gibidir. Sevgilisinden 50 defa ayrılıp tekrar 51. defa tekrar birleşen insanlar artmaktadır. Kadında erkeğe göre bu bağımlılık daha fazla görülür. Bu bağımlılık sonucu ev, iş, okul performansı bozulur. Olumsuz duyguları başkalarına yönlendirme ve kişiler arası ilişkilerde bozulmalar sıklıkla görülür.


Yazının devamı...