"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

Mezopotamya’dan Roma’ya köpükler içinde Afrodit

O bir ikona. Aşk, bereket ve güzelliğin sembolü. Köpüklerden doğdu. Biz onu Yunan biliriz ama aslında Fırat ve Dicle’nin suladığı topraklarda can buldu.

AfrodIt’i duymayanımız yok. Hayır bizim Banu Alkan’dan söz etmiyorum, mitolojilerdeki Afrodit konumuz. Aşk ve güzellik tanrıçasıdır Afrodit Yunan mitolojisinde ama aynı zamanda bereketten de sorumludur. Üstelik, burada adı geçen aşk, sadece karşı cinse duyulan aşk değildir, Afrodit aynı zamanda toplumsal dengeyi, sosyal hayatın ayakta kalmasını sağlayan kitlesel bağlılığı da kontrol eder.

Afrodit’in pek çok tasviri yapılmıştır binlerce yıldır. Onu heykellerinde somutlaştıran veya tablolarında resmeden sanatçıların hayal güçleri ve becerileri doğrultusunda şekillenmiştir haliyle ama bütün bu sanatsal çalışmaların ortak yanı, ‘olası en güzel’ kadını betimlemeye çalışmış olmalarıdır. Çünkü aşk ve güzellik tanrıçasından daha âşık olunabilir ve daha güzel kim olabilir ki?

Mezopotamya’dan Roma’ya köpükler içinde Afrodit

YERLE GÖK ARASINDA BİR YERDE...

Afrodit’i Yunan mitolojisinin bir ürünü olarak tanırız ama aslında çok daha geniş bir coğrafyada saygı gösterilen, tarih içinde çok daha uzak yerlerde tapınılan bir tanrıçadır. Bu noktaya birazdan geleceğiz ama oraya gelmeden önce Afrodit’in Yunan mitolojisinde nasıl ortaya çıktığına bakalım. Hesiodos derler bir adamcağız var, MÖ 700’lerde yaşamış.
Şairdir ve yazdığı eserlerle günümüze çok değerli tanıklıklar bırakmıştır. Bu Hesiodos Efendi ‘Tanrıların Doğuşu’ adlı eserinde, Afrodit’in doğuşunu da anlatır. Başka bazı kaynaklar da bu anlatıları destekler.
Hemen küçük bir parantez açıp belirtelim ki, bilinen hemen tüm mitolojilerde (ki bugün mitoloji dediğimiz anlatılar, onlara inananların olduğu zamanlarda ‘din’ idiler) bir yer ve bir de gök tanrısı (ilahı) vardır. İslâmiyet öncesi Türklerde de vardır elbette ama bu daha sonra ele alacağımız bir konu. Demem o ki, her toplumun antik kültüründe illa ki vardır bunlar.

Mezopotamya’dan Roma’ya köpükler içinde Afrodit

ÜROLOJİ SERVİSİNE YOLCULUK

İşte bu yer ve gök tanrıları, Yunan (Helen) mitolojisinde de var tabii. Ouranos (Uranos) adlı gökyüzü tanrısı, Gaia adı adlı yeryüzü tanrıçası (ki Gaia ismi, daha yakından tanıdığımız ünlü kuyunun ismi Gayya ile doğrudan akrabadır ve Yunan değil Yakındoğu / Ortadoğu / Mezopotamya kökenlidir) ile evlenir ve bir sürü çocukları olur. Bu çocukların kimisi efendidir ama kimisi de korkunçtur. (Hayatta her şey güzel değil ne de olsa.) Bu çocuklardan biri, en küçük oğulları titan Kronos’tur. Çocuklar büyüyüp güçlenince Ouranos oğullarından korkmaya başlar. Yerinde gözleri olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle Ouranos tutar bu oğlanları Gaia’nın derinliklerine, yani yerin dibine gömer. Gaia da, ana yüreği ne yapsın, çocuklarına acır, belki de kocası Ouranos’un zulmünden bıkmış normal bir annedir, oğlu Kronos ile birlikte bir plan yapar, onu ‘dibinden’ çıkartıp eline bir orak verir. (Doğrudan azmettiricisi anası yani.) Kronos zibidisi de elindeki orakla babasının cinsel organını kesip adamcağızı hadım eder! Bugün hastanelerin “üroloji” servisleri var ya, işte o servisler de isimlerini bu Ouranos’tan alırlar. Artık öyle bir servisin adını (umarım kimsenin ihtiyacı olmaz ama yine umarım hep orada hazır bekleyen birileri olur) duyduğumuzda aklımıza bu öykü gelir belki.

KÖPÜKTEN DOĞAN TANRIÇA

Diyeceksiniz ki Afrodit nerede? Bekleyiniz geliyor.

Mezopotamya’dan Roma’ya köpükler içinde AfroditAydın Afrodisias antik kentindeki Afrodit tapınağı kalıntıları

Ouranos’un kopan organı denize düşer. Denizi n köpükleri ile tanrısal tohumun köpükleri karışır. Antik Yunancada ‘köpük’ anlamına geldiği söylenen ‘aphros (afros)’ sözcüğü, bu köpüklerin arasından doğan güzeller güzeli kıza isim olur: Afrodit (Aphrodite). Afrodit’imiz yüzmeye, bir rivayete göre de istiridye kabuğunun üzerine çıkıp kaya kaya bir adada karaya çıkar. Çıktığı ada Kıbrıs’tır. Çıktığı noktanın bizim bildiğimiz adıyla Baf, Yunancasıyla Paphos olduğu söylenir, yazılır. Sonrası çok önemli değil. Özetle Afrodit, denizde köpükler arasından doğmuştur ki ismi zaten köpükten gelir. Kıbrıs’ta da ilk kez karaya çıkmıştır.

YUNAN ÜLKESİ NİRE, KIBRIS NİRE?

Şimdi diyeceksiniz ki, “bundan binlerce sene önce ortaya çıkmış bir Yunan mitolojik figüründen söz ediyoruz. O zamanlar Kıbrıs’ın Yunanlarla (Helenlerle) da hiçbir ilgisi yok. Mitolojilerinin neredeyse tamamı Yunanistan anakarası, adaları ve kısmen de Batı Anadolu’da geçer. E peki kardeşim Doğu Akdeniz adası Kıbrıs’ta ne işi var Afrodit’in? Ya da Taa oradan neden ve nasıl gelmiş bu arkadaş Yunan anakarasına? Ne alakası var Kıbrıs gibi uzak bir yerle Helen topraklarının?”
Çok doğru bir soru. Bu soruyu sorduğunuz için sizi tebrik ederim. Yazının başlarında demiştim ya hani, ‘Çok uzak coğrafyalarda saygı duyulan bir tanrıçaydı’ diye. Hah, işte tam da oraya geldik şimdi.

FENİKELİLERİN ARKA BAHÇESİ

Kıbrıs’ın Baf kenti (ve aslında bazı başka kentleri de) Fenikeli denizciler tarafından kurulmuş denir ama aslında neolitik dönemden, yani cilalı taş devrinden beri orada insanlar yaşamaktadır. Neolitik çağ söz konusu bölge için MÖ 9000’lere kadar gider. Her coğrafyanın cilalı taş devri farklıdır. Mesela Avrupa’da MÖ 7000’den geriye gitmez. Muhtemelen Fenikeliler de oraya gidip kendi kolonilerini kurdular çünkü en iyi yaptıkları şey koloni kurmaktı. Uzatmayayım. Fenikeliler kimdi? Bugünkü Filistin, İsrail, Lübnan bölgesinde yaşayan halktı. Kendilerine Kenanlılar diyorlardı. Beyrut’un biraz güneyindeki Sayda kenti, eski adıyla Sidon, onların ana limanıydı. Fenikeliler adını onlara Yunanlar vermiş. Peki bu halk buraya nereden gelmiş? Mezopotamya’dan. Mezopotamya’da ne var? Ne olacak? Tarihin bilinen en eski kültürel hareketliliği. (En azından Göbeklitepe ortaya çıkana kadar öyleydi. Ama henüz daha fazlasını veya iyisini bilmiyoruz.) Ve elbette geriye doğru gidince karşımıza çıkan en muazzam Mezopotamya halkı ise Sümerler. Yazıyı bulan, bugün de halen anlatılmakta olan dinsel öykülerin (mesela tufan) çoğunu ortaya atan veya yazıya geçiren, neredeyse her şeyin ‘ilk’inin mimarı Sümerler!

Mezopotamya’dan Roma’ya köpükler içinde AfroditFenikeli denizciler

SÜMERLER’İN AŞK TANRIÇASI

Bu köşede 30 Haziran 2017’de yazdığım bir şeyi tekrarlamam gerekiyor kısaca. Sümerlerde de ‘aşk tanrıçası’ vardır. Adı Inanna. Onun kocasının adı da Dumuzi. İşte Yunanların Afrodit’inin kökü, bu Inanna’dır. Sami halklar bölgeye gelince, mesela Babil döneminde Inanna’nın adı İştar olmuştur, sembolü sekiz köşeli yıldızdır ve ‘yıldız’ sözcüğünün batı dillerindeki hali, star, stern bu aşk tanrıçasından gelir.

Neyse... Büyük aşkla birlikte olurlar İnana ve çoban tanrı Dumuzi. Hikâye uzun ama özetlemek gerekirse, Inanna istemeden de olsa kocasının sonunu hazırlar. İyi niyetle yapılmış bir harekete çok kızar ve kocasını yer altı cinlerine verir. Bir daha yeryüzüne çıkamayacağını anlayan Dumuzi, cinlerin elinden kurtulabilmek için güneş tanrısı Utu’ya, ellerini yılan eline, ayaklarını da yılan ayağına dönüştürmesi için yalvarır. Ve Dumuzi, yılda bir kez, bir aylığına yılan olarak yeryüzüne çıkar. İşte o yılda bir kez yeryüzüne çıktığı aya biz temmuz diyoruz çünkü temmuz lafı Dumuzi’den gelir ve orijinal hali Tammuz’dur. Tammuz, Dumuzi’nin İbranice adıdır ve anlamı ‘efendi, bey’dir. Yunan kültüründe Dumuzi’ye Adonis derler ve o garibim de Afrodit’e âşık olur! Başına bin bir türlü felaket gelir ve sonunda ölür! Bu hikâyenin tamamı 30 Haziran 2017 tarihli yazımda var, burada lafı uzatmayalım.

ARI GİBİ DENİZCİLER

İşte Sümer’in Inanna’sı, Babil’in İştar’ı, Yunan’in Afrodit’i, Akdeniz’de seyahat eden ve tıpkı arıların çiçekleri tozlaştırması (polenleştirmesi) gibi kültürleri birbirine kaynaştıran başta Fenikeliler olmak üzere tüm denizcilerin katkısıyla çok uzun yollardan gelmiş. (Bu yazının bu köşede olma nedeni de bu zaten.) Suriye – Ürdün kıyılarından denize açılan Yakındoğulu denizciler, iki adım ötelerindeki Kıbrıs’a götürüp bırakmışlar İnanna’yı. Yunan kültürü ile tanışan İnanna/İştar, olmuş Afrodit, en büyük Afrodit tapınağı da Kıbrıs’ta yer almış o yüzden. Ama daha yakında da Afrodit kültü var, merak edene hiç uzak değil. Aydın’daki Afrodisias antik kenti! Burada koca bir Afrodit tapınağı var. Antik kentin kalıntıları da görmeye ve oradaki antik havayı koklamaya değer. Peki Yunan Afrodit’i daha sonra ne oldu dersiniz? Roma İmparatorluğu ve Yunan panteonunu (yani tanrı ve tanrıçalar kümesini) yeniden ele alan Roma kültürü geldi. Afrodit Roma’da Venüs oldu! ‘Erkekler Mars’tan kızlar Venüs’ten’ diye abidik gubidik bir laf var ya, işte oradaki Venüs’ün kaynağı da yine Afrodit, yani İştar, yani Inanna. (Mars’ı başka bir yazıda ele alırız artık.) Ne demişler? Işık doğudan yükselir (ex oriente lux).

Mezopotamya’dan Roma’ya köpükler içinde AfroditBotticelli’nin Venüs’ün Doğuşu adlı tablosu.. (1482-1486)

BU HAFTA SONU HAVA VE DENİZ

TAHMİN GİDEREK ZORLAŞIYOR

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre bugün Marmara’nın doğusu, yarın ise Marmara’nın güneyinin tamamı yağışlı görünüyor. Pazar ise her yer açık. Tahmin aldığım yabancı bir başka kurum ise yağışı hiç belirtmiyor. Bakalım hangisininki tutacak. Ancak unutmayalım, bu bir yarış değil. Meteoroloji bir bilimdir ama o kadar çok değişkeni vardır ki, ortaya ancak ‘tahmin’ konabilir. Dünyanın iklim koşullarının hızla değiştiği günümüzde tahmin kriterlerinin de belki yeniden belirlenmesi gerekiyordur. Bildiğim tek şey, son zamanlarda tahminlerle gerçeklerin ciddi şekilde çatıştığı. Buna hepimiz tanık oluyoruz. Bu duruma biz sebep oluyoruz. Umursamayarak. Kavurucu bir sıcak beklenmiyor. Rüzgâr, poyrazdan canlı, pazara daha da canlanacak gibi. Herkese keyifli bir hafta sonu dilerim. Sağlıcakla...

X