"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

En popüler gemi: Nuh'un Gemisi

Onu hiçbirimiz görmedik ama hepimiz bir şekilde biliyoruz. Binlerce yılın kültürel mirasını arada sırada hatırlamak iyi olur. Ama aşure tarifiyle birlikte bize geminin nerede karaya oturduğunu da net olarak aktarabilselermiş, çok daha iyi olurmuş.

KUŞKU yok ki deniz dendiğinde akla ilk gelen şeylerdendir gemiler. Belki de bu yüzden denizcilikle gemicilik birbirine karıştırılır, kavramlar birbirine girer. Ama bunun için kimseyi suçlayamayız ki. Deniz de çok gördüğümüz ama buna karşılık üzerinde az kafa yorduğumuz pek çok şeyden biri sadece. Bu nedenle hayıflanmayı bırakıp, gemilere dönmek en iyisi.

En popüler gemi: Nuhun Gemisi

Nuh’un Gemisi’ni arama sevdası asırlardır bitmiyor. Öyle ki, yeryüzü şekilleri bile Gemi’ye benzetilerek spekülasyonlar yapılıyor.

Dünyanın en ünlü gemisi hangisidir? Adını herkesin bildiği, nerede zikredilse hemen anlaşılan gemi? Üstelik öyle bir gemi ki bu, adını herkes biliyor ama kimse bir kez olsun görmemiş! Elbette Nuh’un Gemisi’nden bahsediyorum. Bütün kültürlerde yeri olan o meşhur tufan öyküsü ve buna bağlı inşa edilerek insanlığın ve diğer canlıların geleceğini kurtarmış gemi, Nuh’un Gemisi. (Geminin, bildiğimiz anlamda bir adı yok. Çünkü balıkçılık, ticaret, askerlik veya gezinti için değil, “kurtarmak” için, biraz da aceleyle yapıldı. Bu yüzden kimsenin aklına gemiye isim koymak gelmemiş ve aynı nedenle yazı boyunca ondan “Nuh’un Gemisi” olarak söz edeceğiz.)

ÇOK ESKİ BİR HİKÂYE

Nuh’un Gemisi, kutsal metinlerde tarif edilir. Ama metinlerin en eskisi, Sümerlerin Gılgamış Destanı’dır. Mezopotamya’nın bereketi, yalnızca tarımda değil, tarihin derinliklerinden günümüze, kültürlerin, dinlerin ve dolayısıyla tarihin doğduğu ve fışkırdığı yer olmasından da gelir. Tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarının en eskisi Tevrat’tır kuşkusuz. Tevrat, Yahudiler’in Tora dedikleri ilk beş kitaptan oluşur. Eski Ahit’in takip eden kitapları, sonraki peygamberlere dair metinlerdir. Tora’nın MÖ 14 ve 13. yüzyıllar arasında yazıldığı söylenir. Oysa Gılgamış Destanı’nın bilinen ilk yazmaları MÖ 2000’lere kadar gider ve Destan’ın, çok daha eskileri anlattığı bilinir. Yani en eski yazılı metinde bile öykü “çok eski” bir öyküdür. Kelimenin tam anlamıyla, “evvel zaman içinde”dir.

En popüler gemi: Nuhun Gemisi

Simon de Myle’nin Ağrı Dağı’ndaki Nuh’un Gemisi tablosu.

O halde gelin önce, bu dünyanın en meşhur gemisinin ilk yazılı haline, Gılgamış Destanı’ndaki görüntüsüne bir bakalım:
Hemen söyleyelimki Nuh, burada, Babilliler’in verdiği isimle, Utnapiştim adıyla geçer. Destan’ın kahramanı Gılgamış (ya da Gılgameş), ölümsüzlüğün sırrını öğrenmek için zorlu bir yolculukla Utnapiştim’e gider.
“Utnapiştim ona, Gılgamış’a dedi:
‘Gılgamış, sana gizli bir şey açayım. Tanrıların gizini söyleyeyim: Şurippak, senin bildiğin bir kent, Fırat’ın kıyısındadır. Bu kent çok eskiden varken, tanrılar bu kentin yanındaydılar. Tanrıların aklına bir tufan yapmak geldi. Bunların babaları soylu Anu, hükümdarları yiğit Enlil, büyük vezirleri Ninurta, su yolcuları Ennagi ve Bilge Ea da onların toplantısında yer aldı. Ea, tanrıların verdikleri kararı, kamıştan bir çite anlattı:
‘Kamış çit, kamış çit! Duvar, duvar! Kamış çit dinle, duvar anımsa! Şurippaklı Ubar-Tutu’nun oğlu, evi sök. Bir gemi yap. Serveti bırak. Yaşamı ara! Mülkten nefret et! Canı kurtar! Canlı yaratıkların her türünden geminin içine yükle. Yapacağın geminin her yanı uyumlu ölçüde olsun. Onun eni ve boyu bir ölçüde olsun. Yağmura karşı onun her yanına bir çatı kur.’”

En popüler gemi: Nuhun Gemisi

Johan Huibers adında biri 5 milyon dolar harcayarak, Eski Ahit’te verilen ölçülere göre gemiyi yeniden inşa etti. Replika yüzüyor.

GEMİ NASIL İNŞA EDİLDİ?

Bu metinde, Tufan’ın bir gerekçesi verilmiyor. Tanrıların aklına öyle yapmak gelmiş! Ama gemi tasvirine bakacak olursak, pek çok kitapta, çocuk kitabında, internette karşımıza çıkan tepesi çatılı şişman gemi, anlaşılan burada tarif edilen gemi. Devam edelim Utnapiştim’in anlattığı sırrı dinlemeye:
“Ben bunu anlar anlamaz Ea’ya, efendime dedim:
‘İyi, anlaşıldı efendim. Şimdi bana ne dedinse iyi dikkat ettim. Ben yapacağım. Fakat, kent halkı ve yaşlılar sorarsa ne diyeyim?’
Ea konuşmak için ağzını açıp bana, kölesine dedi:
‘Be adam, insanlara şöyle dersin: Sanırım Enlil benden nefret etmeye başladı. Bunun için kentinizde artık kalmayacağım. Enlil’in toprağına artık ayak basmayacağım. Apsu’ya inmek istiyorum. Orada beyim, Ea’nın yanında kalacağım. Ea, üzerinize bir bereket yağmuru yağdıracaktır. Bundan sonra, tufan, kuşların saklı yuvalarını ve balıkların sığınaklarını size getirecek ve bol ürün alacaksınız.’”

En popüler gemi: Nuhun Gemisi

Çocuk öykülerinden çok iyi bildiğimiz bir tasvir.

GEMİNİN PLANI

Ea, Sümer’de bir tanrı ve yalan söylenmesini istiyor! Değişik bir bakış açısı. En az beş bin yıllık bir inanışı eleştirecek değiliz. Ama insanoğlunun değer yargılarının nasıl değiştiğine dair iyi bir örnek olduğunu söylemek de çok yanlış olmaz. Sürdürüyoruz gemiyle ilgili okumamızı:
“Küçük yavrular bile gemi için zift taşıyorlardı. Güçlü erkekler gemiye yedek kereste getiriyorlardı. Beşinci günde geminin kaburgasını oluşturdum. Geminin temeli (omurgası) bir iku (3.528m2) genişliğindeydi. Kenarları (küpeştesi) iki kez on kamış (bir kamış yaklaşık 3 metre, yani toplam 60 metre) yüksekliğindeydi. Üst güvertesi de alt güverteye tümüyle eşitti. Bunun da her yanı, iki kez on kamış uzunluğundaydı. Bundan sonra geminin dış yüzünü (bordasını) hazırladım ve onları boyadım. Gemiyi altı katlı yaptım. Geminin alt ve üst güvertelerini yedi bölüme ayırdım, ambarını da dokuza böldüm. Ortasına da su kazıkları çaktım. Güzel kürek seçtim. Ve geminin yedeklerini ambara koydum. Eritmek için kazana 21.600… Zift döktüm (ölçü belirtilmemiş). Bunun yarısını saf zift olarak gemiye sakladım. Tekneciler, gemiye 10.800 şırlık (susam yağı) getirdiler. Bunun üçte biri peksimet kızartmak için harcandı; üçte ikisini de gemici sakladı. İşçilere çok sığır kestim. Ve her gün koyun boğazladım. Ustalara, ırmak suyu gibi bira, rakı, şırlık ve şarap akıtıldı. Bunlar, Nevruz bayramına benzer bir bayram kutladılar. Ustayı yağlamak için kendi elimi de bulaştırdım. Gemi yedinci günde tamam oldu. Gemiyi kızaktan indirmek güç oldu. Çünkü geminin üçte ikisi suya girinceye dek, onu, kızak üzerinde aşağıdan ve yukarıdan itmek zorunluluğu vardı.”

En popüler gemi: Nuhun Gemisi

Bir başka ‘imalat’ anlatımı.

TANRILARI KORKUTAN FIRTINA

Büyük bir gemi! Taban alanı üç bin beş yüz yirmi sekiz metrekare, borda yüksekliği 60 metre! Yirmi katlı bina yüksekliğinde! Devam edelim, sıra Tufan’a geldi:
“Elime geçen her şeyi içine yükledim. Elime geçen her gümüşü içine yükledim. Elime geçen her altını içine yükledim. Bütün soyumu, sopumu ve kavmi gemiye bindirdim. Yazının yabanıl, yazının evcil hayvanlarını ve bütün ustaları gemiye aldım. Şamaş, bana bir süre verdi: Bulutları güden, akşamleyin bir buğday yağmuru yağdıracak diye. O zaman gemiye bin ve kapını (lumbar ağzını) kapa diye. Bu süre yaklaştı: bulutları güden, akşamleyin buğday yağmurunu yağdırıyordu. Ben havanın yüzüne baktım. Hava, bakılmayacak kadar korkunçtu.
Ben geminin içine bindim ve kapımı kapadım. Gemici Pusur-Amurri’ye, gemiyi yaptığından dolayı, sarayı her şeyiyle teslim ettim. Artık gökten kara bulutlar yükseldi. (…) Tanrıların saçtıkları ışın, ülkeyi kızıla boğuyordu. Fırtına tanrısının saçtığı yalım, gökyüzünü yalıyordu. Bütün güneşin ışıklarını kararttılar. Büyük fırtına ülkeyi bir çanak gibi parçaladı. Bir gün karayel esip hepsini sildi süpürdü. Sonra birdenbire poyraz esip ülkenin altını üstüne getirdi. Rüzgârlar insanların tepesinde savaş edercesine çarpıştılar. Kimse kimseyi göremiyordu. Ve gökten bakılınca insanlar tanınmıyordu. Tanrılar bile tufandan korkarak geri çekildiler. Ve göğün en yüksek katına kadar çıktılar. (…..) İştar çocuğuna ağlayan bir ana gibi bağırıyordu. Tanrıların ecesi güzel sesiyle ah ediyordu: Yazık o güne. O gün çirkef olsun. Benim, tanrılar meclisinde kötülük buyurduğum o gün. Ben nasıl oldu da tanrılar toplantısında kötülük buyurdum? Nasıl oldu da insanları yok etmek için bu savaşımı buyurdum? Benim sevgili insanlarım, denizi balıklar gibi doldursunlar diye mi doğuyordu?”

ÇAMUR İÇİNDEKİ İNSANLIKEn popüler gemi: Nuhun Gemisi

Fırtına o kadar korkunç ki, tanrılar bile korkup verdikleri karara pişman oluyorlar. Ama heyhat! Yapacak bir şey yoktur artık. Fırtına, bilindiği şekliyle, altı gün yedi gece sürer, yedinci gün diner. Yedinci gün tufan sona ermiştir. Utnapiştim bu sahneyi, “Havaya baktığım zaman ortalıkta sessizlik vardı. Ve bütün insanlık çamur olmuştu. Suyun bastığı yüzey, dümdüzdü” diye anlatır. Bundan sonra yeni bir insanlık ve doğa kurulur. Gemideki insanlar ve hayvanlar, bugüne ulaşacak nesilleri oluştururlar. Tanrılar, pişmanlıklarının eseri olarak Utnapiştim’e sonsuz yaşam sunarlar, böylelikle Utnapiştim ölümsüz olur. Gılgamış, işte bunun sırrını öğrenmek ve ölümsüz olmak için Utnapiştim’e gelmiştir ama yapacağı hiçbir şey yoktur. Ölümsüz olmak öyle kolay değildir. Utnapiştim’in (Eski Ahit, Yeni Ahit ve Kuran’daki Nuh) yanından eli boş döner. İşte diğer kitaplarda anlatılan Tufan ve gemi öyküsünün bilinen orijini, burada aktardığımız “Gılgamış Destanı” metnindeki öyküdür.

TEVRAT’TAKİ DETAYLAR

Tevrat’taki gemi tasviri ise Kuran’dakinden farklı olarak teknik anlamda hayli detaycıdır:
“Ve Allah Nuh’a dedi: Önüme bütün beşerin sonu geldi; çünkü onların sebebiyle yeryüzü zorbalıkla doldu, ve işte, ben onları yeryüzü ile beraber yok edeceğim. Kendine gofer ağacından bir gemi yap; gemide odalar yapacaksın, ve onu içerden ve dışardan ziftle ziftleyeceksin. Ve onu şöyle yapacaksın: geminin uzunluğu üç yüz arşın, genişliği elli arşın ve yüksekliği otuz arşın olacaktır. Gemiye ışıklık yapacaksın, ve onu yukarı doğru bir arşına tamamlayacaksın; ve geminin kapısını yan tarafına koyacaksın; alt, ikinci ve üçüncü katlı olarak onu yapacaksın. Ve ben, işte ben, göklerin altında kendisinde hayat nefesi olan bütün beşeri yok etmek için yeryüzü üzerine sular tufanı getiriyorum; yeryüzünde olanların hepsi ölecektir. Fakat seninle ahdimi sabit kılacağım; ve sen ve seninle beraber oğulların, ve senin karın, ve oğullarının karıları gemiye girecekseniz. Ve seninle beraber sağ kalmak için her yaşayan, bütün beden sahibi olanlardan, her neviden ikişer olarak gemiye getireceksin; erkek ve dişi olacaklar. Cinslerine göre kuşlardan, ve cinslerine göre sığırlardan, cinslerine göre toprakta her sürünenden, her neviden ikişer olarak, sağ kalmak için sana gelecekler. Ve sen yenilen her yemekten kendine al ve yanına topla, ve sana ve onlara da yiyecek olacaktır. Ve Nuh Allah’ın kendisine emrettiği her şeye göre yaptı.” (Tekvin, VI, 13-22)

En popüler gemi: Nuhun Gemisi

Francesco Bassano’ya ilham veren tufan anlatısı, 1670’te böyle dönüşmüş yağlıboya tabloya.

NEREDE KARAYA OTURDU?

Evet efendim, işte dünyanın en meşhur teknesi Nuh’un Gemisi’nin kısa öyküsü. Fakat metinlerde geminin karaya oturduğu dağ muhtelif. Gılgamış Destanı’nda Nissir Dağı’na oturur gemi, ki Nissir Dağı, bugünkü İran-Irak arasında, Rumiye Gölü’nün güneyindeki yüksek dağlardan biridir muhtemelen. Tevrat’ta Ararat, yani Ağrı Dağı’na oturur. Kuran’da ise Cudi Dağı’dır burası. Cudi, bir rivayete göre Musul’da, bir rivayete göre ise Şırnak’tadır. Öyle ya da böyle, İnkalar’dan Eskimo’lara, Afrika yerlilerinden Avustralya yerlilerine kadar tüm kültürlerin yazılı/sözlü anlatılarında var olan tufan, buraya sığamayacak kadar geniş bir konudur kuşkusuz. Ama madem Nuh’un gemisi bir kültürel mirastır, biz de kısa bir anlatıyla bu dümensiz, yelkensiz gemiyi bir kez daha anmış, mirası aktarmış olalım. (Ah keşke aşure tarifiyle birlikte geminin yerini de bize aktarsalarmış!..) Bir farklı bakış açısıyla da son notumuzu düşelim: Sizce Nuh’un Gemisi, kaderin önünde sürüklenip giden, kontrolü ve inisiyatifi eline alamayan insanlığın simgesel bir anlatımı olabilir mi?

KAYNAKÇA:

Gılgamış Destanı, Çeviren: Muzaffer Ramazanoğlu, Cumhuriyet Dünya Klasikleri, Kasım 1998
İncil, Yeni Yaşam Yayınları, 2.Basım, Mayıs 1995
Kitabı Mukaddes, İbrani, Kildani ve Yunani Dillerinden Tercüme, Kitabı Mukaddes Şirketi 2004
Kuran-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları No 86, Beşinci Baskı, Ocak 1998
Nuh Tufanı/Tarihi Değiştiren Olaya İlişkin Yeni Bilimsel Keşifler, William Ryan, Walter Pitman, arkadaş Yay., Ankara 2003
Tarih Sümer’de Başlar, Samuel Noah Kramer, Kabalcı, 1999

BU HAFTA SONU HAVA VE DENİZ

SERT VE SOĞUK

HAFTA sonu boyunca geceleri karayel, gündüzleri poyrazdan sert havalar beklemek yerinde olur. Ama pazar günü bu sertlik pek kalmaz gibi görünüyor. Ama unutmayalımki hava sıcaklık ortalaması 5 derecelerde ve her rüzgâr, soğuğu daha fazla hissetmemizi sağlar. Bu havada denizde olmak hiç hoş olmayabilir ama olmak zorunda olanları unutmayalım. Balıkçılar bu soğukta, bazen 24 saat uykusuz çalışıyorlar. Tezgâhlardaki balıklara “pahalı” demeden önce, titreyerek verilen onca emeği hatırlamakta yarar var. Oldukça yağışlı bir hafta sonu bizi bekliyor gibi ve yer yer kar yağışına tanık olacağımız şüphe götürmez. Deniz suyu sıcaklıkları Marmara’da 7-10 derece arası. Yani deniz suyu, doğal olarak karadan daha sıcak. Bu durumda sis ve pusa da hazırlıklı olmak gerek. Tüm denizcilere selamet, balıkçılara da kolaylıklar dilerim. #tayfuntimocin

X