"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

Dünyayı kurtaralım mı?

PÜF NOKTASI

Bu kez bu bir senaryo değil. Gerçeğin ta kendisi. Bizim için karar verme zamanı. Ya umursamayacağız ve birlikte yok oluşa ilerleyeceğiz ya da filmlerdeki kahramanlar gibi dünyamızı kurtaracak ve hep birlikte kutlayacağız.

Dünyayı kurtaralım mıAral Gölü

BİRÇOK filmde “dünyayı kurtarmak” teması işlenmiştir. Kurtuluş Günü, Bağımsızlık Günü, Armageddon, Derin Darbe, Kor, Dünyalar Savaşı, Yıldız Savaşları, İşaretler ve daha yüzlercesi… Bunlara ilave edebileceğimiz bir de Türk filmi var: Dünyayı Kurtaran Adam. Bir Cüneyt Arkın filmi. Bu yazıyı hazırlarken bir kez daha izlemeye çalıştım, dayanamadım. Yüreğim yetmedi. Ne diye böyle bir şey yapmışlar bilmiyorum. Yabancı filmlerden yürütülmüş sahne ve müzikler eşliğinde ziyadesiyle uyduruk pelüş kostümlerin geçit resmi! Akıl sır ermeyecek kadar sinir bozucu bir şey.1982’de Türkiye insanının beğenisi bu kadar mı düşük seviyedeydi, anlamak zor. Bu ve tüm diğer filmlerde birileri dünyayı yok olmaktan, şunun bunun egemenliği altına girmekten vb. kötülüklerden kurtarırlar. Bazen isimsiz kahraman olarak kalırlar, bazen bütün dünyada minnetle anılırlar.
Genellikle bu filmlerde dünyayı kurtaran kadro üç-beş kişiden oluşur. Böyle olunca da insanları tanımak kolaydır. Ama bu kez dünyayı kurtaranları tanımamız için sadece aynaya bakmamız gerekecek. Tabii bu işi becerebilirsek.

BU KEZ FİLM DEĞİL GERÇEK

Dünya Meteoroloji Örgütü WMO, sadece birkaç gün önce (geçen hafta perşembe günü) bir rapor yayımladı: 2018 İklim Raporu. Bu rapor diyor ki: “Dünya’yı kurtarabilecek son nesil biziz.”
Şaka değil bayanlar baylar. Son derece gerçek. Yıllardır bilim insanları uyarılarda bulunup duruyor ama umursayan çok az olduğu için, işinde gücünde, geçiminde olan halk kitleleri (yani bizler) de pek umursamıyor, geçinip gitmeye bakınıyoruz. Ama bu uyarı çok ciddi. Olabildiğince çok insana ulaşması gerektiği için ve denizle de konunun bağlantısı doğrudan olduğu için köşeme aldım. Raporun demek istediği şu: Dünyayı kurtardık kurtardık, kurtarmadık, geçmiş olsun!

HABER ŞÖYLE:

Bakınız internette pek çok kanalda bulabileceğiniz haberlerden birini buraya alıyorum. (Euronews kanalından aldım ben.)
“Örgütün Başkanı Petteri Taalas, ‘İklim değişikliğini tamamiyle anlayabilen ilk jenerasyonuz ve bu konuda bir şeyler yapabilecek sonuncusuyuz’ dedi. Küresel ısınma konusunda yeterince iyi adımlar atılamadığına dikkat çeken Taalas, ‘Sera etkisi yapan gazların yoğunluğu yine rekor seviyelere ulaştı ve eğer bu trend devam ederse yüz yılın sonuna kadar sıcaklıklar 3 ila 5 derece artabilir’ ifadelerini kullandı. Taalas ayrıca bu yükselişteki en büyük etkenlerden birinin de fosil yakıtlar olduğunu hatırlattı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, kendi hükümeti tarafından hazırlanan iklim değişikliğinin ülke ekonomisine ciddi zararları olacağına dair raporu inandırıcı bulmadığını söylemişti. Ancak veriler 2018’in bu yıla kadar ölçülen en sıcak sene olduğunu gösteriyor. İklim uzmanları tarafından hazırlanan raporda özellikle kuzey kutbu ve Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu Avrupa ve Ortadoğu’da en yüksek artışların yaşandığı belirtildi.
Rapor, Türkiye’deki sıcaklıkların normalden 2 ila 3 derece daha fazla olduğunu ortaya koydu. Deniz seviyesi yükselmeye devam ediyor.
Raporda dikkat çekilen bir diğer nokta ise yükselen deniz seviyesi oldu. Dünya genelindeki seviye 2017’ye göre ortalama 2-3 santimetre yükseldi. Bu oran her ne kadar küçük görünse de etkileri çok yüksek olabiliyor. İklim değişikliği okyanusların kimyasını da değiştiriyor. Bilim insanları okyanusların insan kaynaklı karbondioksitin yüzde 25‘ini emdiğini bildiriyor. Bu da suların asitlik derecesini değiştirdiği gibi, deniz hayatını büyük derecede olumsuz etkileyebilir.”

Dünyayı kurtaralım mıGrafik, küresel deniz seviyesinde son 25 yıldaki yükselmeyi gayet net ortaya koyuyor.

KONU ÖZETLE ŞU: Deniz seviyesi yükseliyor, dünya ısınıyor, buzlar eriyor, havamız ve suyumuz kirleniyor ve biz insanlar, bunu durdurmak için hiçbir şey yapmıyoruz!

Dünyayı kurtaralım mıKars’ın Arpaçay ilçesindeki Kuyucuk Gölü Kuş Cenneti tamamen kurudu. Gölde yaşayan kuş türleri de bölgeyi terk etti.

HARİTA DEĞİŞMEK ÜZERE

Kısa adı TÜDAV olan Türk Deniz araştırmaları Vakfı da konuya, deniz seviyesi açısından bakmış ve geçtiğimiz Eylül’de bir rapor yayımlamıştı. Nature dergisinde yayımlanan bir araştırmadan alıntı yapan rapor, güney kutbunda yer alan buzulların son 25 yılda, eskiye oranla daha hızlı eridiğini söylüyor. Bu öyle hafif bir laf değil. Açılımı şu: Eğer önlem almazsak, yani her ne yapılacaksa o önlemi hemen şimdi almazsak, çok kısa süre içinde dünyanın haritası değişecek! Tüm kıyı kesimleri, sahildeki hayatlar değişecek. Deniz seviyesinde olan kentler, kasabalar, köyler kalmayacak. Buralarda yaşayanlar göç etmek zorunda kalacak.

KURUYAN KURUYANA

Dünyayı kurtaralım mıHürriyet gazetesi, Isparta’daki Eğirdir Gölü’nün kurumasını 13 Kasım’da 1. sayfasına taşımıştı.

Tüm bu olumsuzlukların üzerine bir de bizlerin yanlış uygulamaları ekleniyor. Gazetelerde görüyorsunuzdur. Hürriyet de sık sık bu konuda haber yapıyor.

Dünyayı kurtaralım mıAfyonkarahisar il sınırları içerisinde yer alan Eber Gölü, kendisini besleyen su kaynaklarının kesilmesi üzerine tamamen kurudu.

“Eber Gölü tamamen kurudu”, “Kuyucuk Gölü Kuş Cenneti tamamen kurudu”, “İnsuyu Mağarası’ndaki 9 göl kurudu”, “Meke Gölü tamamen kurudu”, “Sülüklü Göl kurudu”, “(Moğolistan’da) 850 göl ve 2000’in üzerinde nehir kurudu”, www.hurriyet.com.tr’de yapacağınız kısa bir taramada karşınıza çıkacak haberlerden sadece birkaçı. Bizim mis gibi bir Göller Bölgemiz vardı ya hani, artık neredeyse yok!

BİZ DENİZCİLER NELER YAPABİLİRİZ?

Yıllar önce Amatör Denizcilik Federasyonu’nun web sitesi editörlüğünü yaparken hazırladığım bir yazıyı buraya almak isterim. Bu yazı, biz denizcilerin yapabileceklerinden bazılarını aktarıyor.

- Denize asla çöp atmıyoruz. (Çok zor değil.)

- Kıyıdan 12 mil açığa kadar yiyecek maddesi de atmıyoruz. (Mesela Gemlik Körfezi’nde hiçbir zaman atmıyoruz çünkü 12 milimiz yok.)

- Yakıt alırken veya motor yağını değiştirirken denize mazot, benzin ya da yağ dökülmesini önlemek için her türlü önlemi alıyoruz. (Bir litre yağ, yüzlerce litre suyu kirletiyor çünkü.)

- Limandayken, mümkün olduğunca karadaki tuvaletleri kullanıyoruz. Teknemizdeki pissu tankının, bulunduğumuz limanda varsa sahil pissu toplama tankına pompalanmasını sağlıyor; bu işlemin yapılabilmesi için teknemize pissu emme flanşı ve düzeneğini yaptırıyor ve kıyıdan 12 mil açığa kadar denize hiçbir şekilde pissu basmıyoruz. Denize pissu basarken de en az 4 mil hızımızın olmasına özen gösteriyoruz.

- Seyirde deniz memelilerini (yunus, balina vb.) gördüğümüzde onlara zarar vermemek için dikkatli oluyor, yavaşlıyor, tarih-saat-mevki ve tür bilgisini yetkililere, öncelikle TÜDAV‘a bildiriyoruz. (0-216-424 07 72)

- Dip yapısına zarar vermemek için demir yerimizi dikkatle seçiyor, deniz çayırlarına demirlemiyoruz. 

- Fosfat oranı düşük, çevreye zararı azaltılmış deterjanlar kullanıyoruz.

- Günlük çöpümüzün, geri dönüşüme gönderilebilecek olanlarını diğerlerinden ayırıyoruz. 

- Bakım, onarım işlerimizden kaynaklanan atıkları usulüne uygun şekilde bertaraf ediyor, hiçbir şekilde denize atmıyoruz.

- Yanık yağ, eski akü-batarya gibi geri dönüştürülebilir malzemeleri ilgili kurumlara teslim ediyoruz.

- Eski zehirli boyamızı temizlerken, teknenin altına muşamba vs. seriyor, zehirli boyanın denize akmasına kesinlikle engel oluyor, bulunduğumuz yerde aksine davrananları uyarıp bilgilendiriyoruz.

- Bunlara ilave olarak bir de zorunlu olmayan hiçbir ısı kaynağını (ışık, motor vs.) kullanmıyoruz. Yani, zorunlu olmadıkça ısı üretmiyoruz. Kışın ısınmaktan söz etmiyorum elbette. Siz anladınız onu.

MARS HİÇ ÇEKİCİ DEĞİL

Evet sevgili dostlar, dünyayı kurtarmak bu kez sahiden bize kaldı. Şimdi karar bizim: Dünya elden giderken Trump gibi, “Bu önlemler ekonomimize zarar verir” gibi anlamsız laflar geveleyip ne ekonominin, ne paranın, ne sahip olduklarımızın hükmünün kalacağı bir yok oluşa mı sürükleneceğiz, yoksa birer kahraman gibi dünyamıza sahip mi çıkacağız? İster denizci olalım, ister başka şey, bu dünyaya sahip çıkmak hepimizin sorumluluğu. Başka dünya yok ki. Ben, torunlarımın tozdan başka bir şeyin olmadığı Mars’ta yaşamasını istemiyorum. Onların da sabah kuş cıvıltıları ile uyanmalarını, yüzlerini yıkamadan masmavi ve temiz denizlere atlayabilmelerini istiyorum. Siz istemiyor musunuz?

BU HAFTA SONU HAVA VE DENİZ

SAKİN BİR HAFTA SONU

Bugün azalan yağışın hafta sonunda geri dönmesi beklenmiyor; doğrusu ve birkaç gün önce esip gürleyen poyraz da yok. Sakin bir hafta sonu yani. Hava sıcaklıkları düşük, deniz suyu havadan daha sıcak (10-14 arası Marmara’da.) Bu durumda sis ve pus kaçınılmaz gibi görünüyor. Bu nedenle seyre çıkanların dikkatli olmalarını, gündüz bile olsa seyir fenerlerini açık tutmaları yararlı olacaktır. Kalın sağlıcakla… #tayfuntimocin

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI