"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

Bayrak artık eskisi kadar kutsal değil mi

Bayrak, en önemli değerlerimizden biriyse, nedir bu limanlardaki tekne bayraklarının hali? Nedir bizi bu kadar vurdumduymaz yapan?

Bayrak artık eskisi kadar kutsal değil mi

Bu cüretkâr başlık rahatsızlık yaratabilir. “Ne münasebet?!” denmesine yol açabilir. Çünkü biz Türkler için “bayrak” çok önemlidir, kutsaldır. O kadar ki, ulusal marşımız bile “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” diye başlar. Sınırdaki gönderden bayrağımızı indirmeye teşebbüs eden hain, Mehmetçiğin tereddütsüz müdahalesi ile karşılaşır. İndirmeyi bırak, kimse kötü niyetle dokunamaz bile ay yıldızlı bayrağımıza. Bazen çok kalabalık mitinglerde vb. yerlerde, değer yargılarını yitirmiş kesimlerce bayrağımıza karşı işlenmiş suçlara tanık olsak da genellikle yere düşürmeyiz bayrağımızı; düştüğünü gören hemen uzanıp alır, kaldırır, tozunu pisini temizler. Bayrağın ucu bile toza pisliğe temas etmez, izin vermeyiz buna.

NEDİR O BAYRAKLARIN HALİ?

Peki madem bayrak konusunda bu kadar hassas bir milletiz, madem bayrağımız bizim için çok önemli, değerli ve hatta kutsal nitelik taşıyor, madem İstiklâl Marşı’mız bile bayrağa hitap ile başlıyor, nedir o limanlardaki, barınaklardaki tekne bayraklarının hali?
Ben söyleyeyim ne haldeler:
Zamanla güneş altında kırmızı solmaya başlar, son derece normaldir bu. Kişi de onu yenisiyle değiştirir. Solmayı bırakın, artık sararmış bayrak var limanlarda. Sarı! Sarı Türk bayrağı mı olur!?
Rüzgâr, dalgalanmaya bırakılmış hiçbir şeyi sağlam bırakmaz. Her bayrak da zamanla yıpranır elbette. En çok dalgalanan kısmı uç bölümü (Uçum Kenarı denir) olduğu için, sökülmeye oradan başlar. Bunu fark eden kişi, hemen değiştirir. Ne gördüm biliyor musunuz? Bayrağın ‘ay’ı ve ama ‘yıldız’ı yok! Hilalden sonraki kısım sökülüp gitmiş; yok!
Bayrak, onun için üretilmiş göndere toka edilir. Gönder, teknenin kıçında bulunur ve alt ucu mutlaka tekneye temas eder. Öyle uyduruk tellerde, puşpitte, mataforalarda, lumboz kenarında, çarmıhlarda, ıstralyalarda vs. taşınmaz. Gönder dediğiniz şey de bayrağın eni kadar olmaz, uzun olur ki “bayrak selamı” denen önemli ama artık kimselerin pek hatırlamadığı denizcilik geleneği yerine getirilebilsin. (Bayrak eninin en az iki katı olmalıdır.) Gel gör ki yamuk yumuk bir tele asılmış bayrak, geceden yıkanıp kimse görmesin diye pencerenin yamacındaki tele kurutulmaya bırakılmış nine donuna dönmüş! Kıvrım kıvrım, büklüm büklüm… Ne olduğunu anlamak bile güç. Bayrak mı, kurusun diye asılmış bir çamaşır mı, belli değil!

***

Bayrak artık eskisi kadar kutsal değil mi

Bayrak, oraya buraya boyanmaz. Nereye bayrak resmi yapılacağı kanun ve tüzükle bellidir. Teknedeki bayrak kişiye yetmemiş olacak ki, orasına burasına bayrak resmi yapmış! Suçtur. Yapılmaz. Bayrak, “dalgalanmak zorundadır”. Bu suçu çok kişi işliyor. Bakın Bayrak Kanunu ne diyor:
“Madde 7 - Türk Bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk veya layık olduğu manevi değeri zedeleyecek herhangi bir şekilde kullanılamaz. Resmi yemin törenleri dışında her ne maksatla olursa olsun, masalara kürsülere, örtü olarak serilemez. Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz. Bu yerlere ve benzeri eşyaya bayrağın şekli yapılamaz. Elbise veya üniforma şeklinde giyilemez.
Hiçbir siyasî parti, teşekkül, dernek, vakıf ve tüzükte belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan kurum ve kuruluşun amblem, flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon teşkil edecek şekilde kullanılamaz.
Türk Bayrağına sözle, yazı veya hareketle veya herhangi bir şekilde hakaret edilemez, saygısızlıkta bulunulamaz. Bayrak yırtılamaz, yakılamaz, yere atılamaz, gerekli özen gösterilmeden kullanılamaz.
Bu Kanuna ve tüzüğe aykırı fiiller yetkililerce derhal önlenir ve gerekli soruşturma yapılır.”

***

Ayrıca karaya çekilen teknelerde bayrak bırakılmaz çünkü rüzgâr yıpratır. Yıpranmasın diye karaya çekilen teknede bayrak taşınmaz. Ama gerçek öyle mi? Çekek yerlerinde küçük bir tur atalım isterseniz.
Bayrağın boyu, teknenin boyuna göre değişir. Küçücük bayrak taşımak ayıptır. Elbette abartılı boyutlarda taşımak da. Doğru bayrak boyu nedir? Söyleyelim: Teknenin her 1 metre boyuna karşılık, en az 75 mm. (7,5 cm.) uzunluk. Yani tekne 10 metre ise, bayrağımız en az 75 cm. boyunda olacak (aşağı yukarı tabii). 5 metrelik bir teknede en az 37,5 cm. uzunda olacak. Ama bunlar en az değerler. Neye göre ayarlayacağız? Dünyaya denizciliği öğreten İngilizlerin bir geleneği vardır ve tüm tekneler, tüm denizler, tüm ülkeler için uygundur. Der ki: “Kıçtaki göndere toka edildiğinde bayrağın ucu denize değer gibi olacak.”

***

Konunun daha fazla detayları var. Şu anda ikinci baskısı piyasada bulunan kitabım “Yelkenli Yatta Kendine Yetebilmek” içine bu detayları almıştım. Ama şunu da öneririm ki, herkesin elinde internet var artık, açıp Bayrak Kanunu ve Bayrak Tüzüğü okunsun. Bir iki sayfa bir şeydir. Kutsal saydığımız konularda bile bilgi sahibi olmadığımızda, o konuyu suiistimal edenlere de prim vermiş oluruz. Bayrak kutsalımızsa -ki öyle- o konuda bilmek de boynumuzun borcudur.
Özetle; her tekne sahibi (balıkçı, gezgin, asker, tüccar, zıpkıncı, süngerci kim olursa olsun) bayrak taşır. Bayrak taşıma hakkı olan herkes de bayrağın onurunu korumak, ona gereken saygıyı göstermek zorundadır.

ÖNEMLİ NOT: Saydığım aksaklıkları gözlerimle gördüm. Ancak kimseyi suçlamak, töhmet altında bırakmamak için fotoğraflamadım. Onun yerine başka fotoğraflarla yazımı renklendirmeyi uygun gördüm. Lütfen bu aksaklıkların giderilmesi için çevremize destek olalım, gerektiğinde uyarmaktan çekinmeyelim. Sorumluluk hepimize aittir.

Bayrak artık eskisi kadar kutsal değil mi

 

BU HAFTA SONU HAVA VE DENİZ

POYRAZ CANLI

Yelken becerisini geliştirmek isteyenler için ideal bir hafta sonu. Cumadan itibaren Güney Marmara 30 milleri bulan hava ve onun denizleriyle uğraşacak. Tabii öğleden sonraları olacak bu hareket, karalar tam ısındıktan sonra. Fakat pazar günü soluğu azalmaya başlayacak. Bu meltem mevsimi için söyleyebiliriz ki, eğer sakin ve kıpırtısız bir deniz isteyenler varsa, mesela oltacılar, su kayağı yapanlar vb., sabah saatlerini tercih etmeliler. Öğleden sonra rüzgârı kullananların zamanı çünkü ama poyraz Güney Marmara’ya tek başına gelmiyor, yanında bolca dalga da getiriyor tabii.
Bu arada kayık, deniz bisikleti vs. kiralayanlar da lütfen can yeleksiz kimseyi denize çıkartmasınlar. Kiralayanlar veya arkadaş teknesi ile denize açılacaklar da, “Aman canım, ne var ki, yüz metre bile açılmıyoruz” demesin, can yeleklerini taksınlar lütfen.
Tüm denizcilere selamet, tüm okurlara bol keyifler dilerim. #tayfuntimocin

X