Atatürk ve deniz

Devlet kurma ağırlığı altında, denize en çok vakit ayıran lider oldu. Halkıyla kürek çekti, deniz yarışlarını izledi, denizciliği ulusal bir ideal haline getirmek için çalıştı. Bunun gerçek olduğunu görmedi belki ama, e biz ne güne duruyoruz? 80’inci ölüm yıl dönümünde onu büyük özlem ve elbette sonsuz şükranla anıyoruz.

Haberin Devamı

Atatürk ve deniz

NE kadar şanslı olduğumuzu biliyor muyuz bilmiyorum... Denize ve denizciliğe bu kadar büyük ilgi ve yakınlık duyan pek lider yok dünyada. Ata’mızın denize gösterdiği ilgi gerçekten çok önemlidir. (Ne biçim laf bu demeyiniz, anlatacağım.)
Şöyle anlatmaya çalışayım: Bir devletin sonu gelmiş, bitmiş, tükenmiş... Ve onun özünden, yepyeni bir devlet ortaya çıkartıyor, bir milleti özgürlüğüne kavuşturuyor ve yeni bir devlet kuruyorsunuz. Yapacak o kadar çok işiniz var ki... Hemen her alanla tek tek ilgilenmek durumundasınız. Her alanla! Çökmüş bir devletin ekonomisi, borçları, hukuksal düzeni, toplumsal yapısı, eğitimi, sağlığı, üretimi, tüketimi... Her şey tıkanmış neredeyse. Ve tüm bu tıkanıklıkları açmak, tüm damarları işler hale getirmek, devleti, milletin yararına çalışır hale getirmek zorunluluğunuz var. Tarihsel süreç size böyle bir sorumluluk ve görev vermiş. Ve “yüz yılda bir dünyaya gelen dahi”, bu kez bu topraklarda ortaya çıkarak hepsini ve çok daha fazlasını kotarmış. Memleket yeni fabrikalarla üretime geçmiş, hukuksal düzen Batı normlarını yakalama gayretine girmiş, eğitim bambaşka bir boyuta çıkmış, sağlık sistemi halkın yararına yenilenmiş ve daha neler neler. Bu kadar devasa işler arasında denizi ve gençleri unutmamışsınız, denizciliği de teşvik etmişsiniz, gençlerin yelken yarışları düzenlemelerini teşvik etmişsiniz, yetmemiş, teşvik ettiğiniz bu eylemin yanında olduğunuzu göstermek için, işi gücü bırakıp tekneye atlamış ve yelken, kürek vs. yarışlarını deniz üzerinde izlemeye gitmişsiniz. Hem de defalarca... Önemliymiş, değil mi?

Haberin Devamı

HALKIYLA KÜREK ÇEKEN LİDER

Atatürk ve deniz

Buraya yazılan ve yazılmayan binlerce “iş” maddesinin her biri için ayrı ayrı eli öpülesi Atatürk’ümüzü sırf bu konuda bile ne kadar yere göğe koyamasak yeridir. Deniz kıyısı Selanik’te dünyaya geldikten sonra ömrünün çok büyük kısmını savaşlarda, karargahlarda, barut ve kan kokusuna eşlik eden “Allah Allah” nidalarıyla geçiren Ata’mız, denize her açıldığında bambaşka bir insan olmuş. Karadeniz’in, Marmara’nın, Ege ve Akdeniz’in meltemine yüzünü verip iyotlu deniz havasını ciğerlerine çekmiş, çocuklar gibi neşelenmiş. Onca hayat yükünün altında yelken yapmayı öğrenmeye vakit bulamamış olmasa da, sık sık kürek çekmiş, denizi en güzel ve doğal haliyle bizzat yaşamış. Halkın yüzdüğü, kayıklarla gezindiği bir sahilde kürek çekerek dolaşan kaç lider gördü ki dünya?

Haberin Devamı

YELKEN YARIŞLARINI İZLEYEN SÖĞÜTLÜ

Atatürk ve deniz

Burada kronolojik bir liste yapmayacağım. Sadece Ata’mızın en çok kullandığı teknelere kısaca bakacağız birlikte. Söğütlü Yatı’nı çokça kullanmış Atatürk. 20’lerin sonlarında İstanbul ve Marmara’da bolcu gezintiye çıkmış onunla. Söğütlü Yatı, 1908’de İngiltere’de yapılmış. Boyu 37,60 metre. Bu tekne ile Moda’da çokça deniz yarışları izlemiş.

ERTUĞRUL

Atatürk ve deniz

Ardından, Savarona gelene kadar Cumhurbaşkanlığı yatı olmuş Ertuğrul’u saymamız gerekiyor. Ertuğrul Yatı, 1903’te II. Abdülhamit tarafından İngiltere’ye sipariş edilmiş, 1904’te Türkiye’ye gelmiş. 79,2 metre boyunda. 2.500 beygirlik buhar motoruna ve çift uskura (pervaneye) sahip. 18-20 mil hız yapıyormuş saatte ama Türkiye’deki ilk denemesinde ona 21 mil yaptırmışlar. 1924’te Cumhurbaşkanlığı yatı olmuş. 1927’de, Kurtuluş Savaşı’nın ardından Atatürk’ün İstanbul’a ilk gelişi de (İzmit’ten yola çıkarak) bu tekneyle gerçekleşmiş. Halk denizi doldurmuş Ata’sını karşılarken. Bu güzelim tekne 1937’de hizmet dışı kalmış ve tam 22 yıl Haliç’te öyle beklemiş. Sonunda 1960-61 arasında da sökülmüş.

GÜLCEMAL

Haberin Devamı

Atatürk ve deniz

30’larda, Gülcemal Vapuru da Atatürk’ün Ege ve Akdeniz seyahatlerinde bolca kullanıldı. Gülcemal, apayrı bir yazıyı hak eder çünkü örneğin sırf mübadele döneminde Selanik-İzmir arasında pek çok sefer düzenlemiştir ve ne acılara tanık olmuştur. Çok fazla anekdot var Gülcemal’le ilgili ama biz, Orhan Veli’nin şiirine bakıp, geminin ünüyle ilgili fikir sahibi olabiliriz.

SAKAL
Hanginiz bilir, benim kadar,
Karpuzdan fener yapmasını;
Sedefli hançerler, üstüne,
Gülcemal resmi çizmesini;
Beyit düzmesini;
Mektup yazmasını;
Yatmasını,
Kalkmasını;
Bunca yılın Halimes’ini
Hanginiz bilir, benim kadar,
Memnun etmesini?
Değirmende ağartmadık biz bu sakalı!
Orhan Veli KANIK

SAVARONA

Haberin Devamı

Atatürk ve deniz

Bugün denizlerimizde “kiralık” tekne olarak dolaşan Savarona ise, halen dünyanın en büyüklerinden biri. Elbette o da bir “yat”. Yat deyince insanın aklına boyut gelmemeli. “Bu nasıl yat böyle, koskoca gemi bu” demek yanlış olur. Yat, özel kullanıma sahip tekne demektir. Sefer düzenlemez, gezer. Bu nedenle bastonuyla birlikte 136 metre boya sahip olsa da Savarona da bir yattır. 1931 yılında sahipleri için Hamburg’da yapılır ancak Amerikalı sahipleri onu maliyetler nedeniyle ABD’ye sokamayacaklarını anlayınca satarlar. Türkiye alır; 1937’de. Bu tarihe kadar tekne, Panama bandırasıyla iki dünya turu yapar. İçindeki şömine vs.’yi gören bazıları Atatürk için “Lükse amma da düşkünmüş” falan derler kötü niyetle, lakin o lüksün hepsi, tekneyi ilk yaptıran Amerikalı çiftin siparişidir, bilmek lazım. 1 Haziran 1938 günü İstanbul’a gelen tekneyi Atatürk görünce çok sevdi. Bütün kütüphanesini yatın içine taşıttı çünkü artık zamanını orada geçirmek istiyordu. Ama olmadı, Savarona’da sadece 56 gün kalabildi. Sağlığı izin vermedi. Dolmabahçe’ye nakledildi ve... Ve tam 80 yıl önce yarın fiziksel dünyadan ayrıldı.

Haberin Devamı

İDEALİ GERÇEK KILMAK

Atatürk ve denizSözü yine onun 1 Kasım 1937 tarihli ünlü söylevinden kısacık bölümü alarak ve izninizle günümüz sosyal medya gençlerinin de anlayacağı dille tekrarlayarak bitirmek isterim:
“En güzel coğrafi konumda ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye, endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri denizci millet yetiştirmek yeteneğine sahiptir. Bu yetenekten yararlanmayı bilmeliyiz; denizciliği Türk’ün büyük ülküsü(ideali) olarak düşünmeli ve onu kısa sürede başarmalıyız.”
Gelin bu ülküyü hep birlikte başaralım. Yapabiliriz.

BU HAFTA SONU HAVA VE DENİZ

KEYİFLİ VE ILIK

Poyraz hafifçe yelkenleri şişirmeyi sürdürecek bu hafta sonu. Bugün biraz yağmur bulutu görünecek olsa da cumartesi ve Pazar günleri beklenen önemli bir yağış yok. Hava sıcaklığı ise kademe kademe 20’lere kadar çıkacak gibi. Keyifli bir hafta sonu yani. Elbette kasım şartlarında... Tüm denizcilere selamet dilerim.

Yazarın Tüm Yazıları