"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

‘Amiral gemisi’ni denize indirdik

Ülkemizin sınırları toplamda 10 bin kilometreyi geçiyor. Bunun 3 bin kilometreye yakını kara sınırı. Geri kalanı, yani 8 bin kilometreye yakını da kıyı. Yani denize bakan yüzümüz çok daha fazla.

‘Amiral gemisi’ni denize indirdik


Bugün 80 milyonu aşan nüfusumuzun kabaca yüzde 60’tan fazlası da ya doğrudan deniz kıyısında ya da denize çok yakın yaşıyor. Bu da sanırım -yine kabaca- 50 milyona yakın insanın denize epey yakın olduğunu gösteriyor. Peki ya denizciliğimiz ne durumda? Ticaret gemileri, askeri denizcilik ve balıkçılık, birer meslek grubu oldukları için konumun dışında. Üzerinde durduğum, bir ülkeyi “denizci” yapan asıl unsur olan amatör denizcilik. Yani, insanların karşılığında para almadan (parayla iş yapana profesyonel denir), sadece sevdikleri için yaptıkları denizcilik. Kimi vaktini güzel geçirmek için kayıkla çıkar balık tutar, kimi yelken açar, kimi yarışır, kimi kürek çeker, kendine iyilik eder...

‘Amiral gemisi’ni denize indirdik

 

BU BİR LÜKS DEĞİL

Gelin görün ki, yukarıda kısaca ve ortalama değerlerle vermeye çalıştığım nüfus dağılımının denizle ilgisi çok az. Ülkemizde bu konuda ciddi istatistik yok. Yine de yapılan son sayım ve tahminlere göre, limanlarda bolca gördüğünüz küçük kayıklar da dâhil olmak üzere 35 bin civarında tekne olduğunu söyleyebiliriz. Haydi 10 bin de benden olsun. Oldu mu 45 bin tekne? Daha 50 bini bulamadık ki bol keseden attığımızdan eminim. Durumu sadece ekonomiye bağlamanın olanaksız olduğunu artık biliyoruz. Birkaç yılda bir araba yenilemek, ikinci, üçüncü ve bilmem kaçıncı evi satın alıp kiraya vermek, arsa almak vb. pek çok huyu olan milyonlarca insan var. “Acaba ‘yatırım aracı’ olarak görmedikleri için mi denize yönelmiyorlar?” diye bir soru ortaya çıkabilir. Buna da, “Bu kadar yatırımperver bir milletsek ekonomi neden sıkıntılı?” diye karşı bir soruyla yanıt vermek pekâlâ mümkün. Sanırım biz, kendine vakit ayırmayan, kendine yatırım yapmayan bir toplumuz. “Şunu yapayım da kendimi iyi hissedeyim. Hayat zaten yeterince sıkıntılı bir şey, bu işle uğraşırsam (yani hobi edinirsem) hayatın sıkıntılarından uzaklaşırım” demek bize savurganlık geliyor sanki. Başka deyişle bir “rahatlatıcı” unsurumuz yok. Bu bir lüks değil oysa. Tam tersine bir ihtiyaç. Herkesin, her insanın rahatlamaya, kendini iyi hissetmeye ihtiyacı var. İnsanı en çok rahatlatan şeylerin başında da hiç kuşkusuz deniz geliyor. Ama denize uzak duruşumuz, amatör olarak denizcilikle uğraşanlara bakış açımız nedeniyle denizin bizi rahatlatmasına izin vermiyoruz. Denizi itiyoruz.

‘Amiral gemisi’ni denize indirdik

DENİZDE, TARİH, ÖYKÜ ŞİİR VE SEVGİ VAR

‘Amiral gemisi’ni denize indirdik

- İşte 2,5 yıldır Hürriyet Bursa’daki Denizciler Lokali köşemde bu itme halimizin yanlışlığını, denizin ne harika bir meşgale olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Denizin çocuklara, yetişkinlere, yani kısacası tüm topluma neler verebileceğini yazıp duruyorum. Amatör denizcileri tanıtıyorum.
Deniz kavramı içinde zevk var, kişisel gelişim var, tarih var, konuştuğumuz dil var, öykü var, şiir var, uygarlık var, yardımlaşma, dostluk, sevgi var... “Bunlar karın doyurmuyor ama” diyenlere söyleyeyim, derdin doymaksa kardeşim, denizde balık da var.
Sizlerle bunları paylaşıyoruz iki buçuk yıldır. Ve gücüm yettiğince paylaşmayı da sürdüreceğim. Ata’mızın, “Denizciliği Türk’ün milli ülküsü haline getirmek” hedefi gerçekleşene kadar yazacağım vesselam.

X