"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Yargıç seçmek

TÜRKİYE Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne aday kabul ettirmekte zorlanıyor. Bu yönde hükümet iki defa aday listesi verdi, ikisi de “yetersiz” görülerek geri çevrildi.

AİHM üyesi yargıçlar hükümetlerin gönderdiği aday listelerinin içinden seçildiği için konu önemli.

Daha önemlisi, Türkiye önümüzdeki dönemde AİHM’de ciddi davalarla karşılaşacak. İktidar tarafından “casus” ve “terörist” diye suçlanan tutuklu gazetecilerin davaları ne kadar önemlidir, anlatmaya gerek var mı?

Anayasa Mahkemesi “yetkim yok” diyerek bu davalara bakmayı reddetti.

AİHM ise kabul etti, Adalet Bakanlığı’ndan ekim ayına kadar savunma göndermesini istedi. Ekimden sonra süreç hızlanacak.

LİYAKAT KISTASI

AİHM’deki Türk Yargıç Prof. Işıl Karakaş’ın görev süresi doluyor. Onun yerine hükümetin önerdiği üçer kişilik iki liste, ön incelemeyi yapan “alt komite” tarafından kabul edilmedi.

Hükümetin biri kadın olmak üzere üç kişilik üçüncü bir aday listesi daha göndermesi gerekiyor.

Bütün hükümetlerde tabii “yandaş aday” eğilimi oluyor. Fakat “kalite” bakımından mutlaka yetkin olması gerekir.

Çok iyi İngilizce ve Fransızca, çok iyi milli hukuk bilgisi, AİHM içtihatları hakkında yeterli bilgi, saygın kişilik, siyasallaşmış olmamak gibi...

2008 yılında AK Parti iktidarının verdiği üç kişilik liste “alt komite”de liyakat bakımından yeterli görülmüş, bunlardan Prof. Işıl Karakaş Konsey’in Parlamenter Meclisi’nde  178 oydan 136’sını alarak ezici çoğunlukla AİHM’ye yargıç seçilmişti.

KARARLAR NEYE GÖRE?

Hükümetin bu defa da siyasi yakınlık duygusunu bırakarak 2008’de yaptığı gibi “liyakat” öncelikli yeni bir liste sunması gerekirdi.

Kendi bürokratlarını ve siyasi yakınlık izlenimi veren isimleri listeye koyması retle karşılandı.

İktidarın gittikçe daha fazla siyasallaştığı, liyakat yerine siyasi yakınlığa daha çok önem verdiği başka kurumlardaki uygulamalarından bellidir. Ama öyle bir listeyi AİHM’ye kabul ettiremez, ettirse bile çok etkisi olmaz.

Çünkü AİHM içtihatları, okuyanlar bilir, daima eski kararlara yapılan atıflarla yazılıyor. Hukuken aynı türden olaylarda bir ülkeye böyle, öbür ülkeye şöyle karar vermek mümkün olmaz.

AK Parti iktidarının önemsediği konularda AİHM’nin yerleşik içtihatlarına atıf yapamayan, siyasi tercihlere göre davranan bir yargıç kendisi için de ülkesi için kötü bir izlenim yaratır.

Ama içeride bu maalesef mümkün olmaktadır...

ÇAĞIMIZIN HUKUKU

AYM, OHAL konusunda eskiden kendisini yetkili sayıyordu; şimdi bu içtihadı değiştirip ”yetkisiz” olduğunu belirten kararında AİHM’nin veya kendisinin bir tane bile içtihadına referans yapmadı. (2016/159)

Gizli devlet bilgilerini yayınlamak evet suçtur. Fakat Yargıtay bunu “casusluk suçu” saydı ve kararında bir “yayınlanmamış makale”ye atıf yaptı, hiçbir içtihada atıf yapmadan böylesine ağır bir içtihat değişikliğine gitti.

AİHM kararlarında ise daima yerleşik içtihatlara dayanılır.

Onun için diyorum ki, Enis Berberoğlu, Şahin Alpay, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Ahmet ve Mehmet Altan, Cumhuriyet gazetesi yazarları gibi davalar AİHM’ye gittiğinde onlara yüklenen müebbetlik suçlardan aklanacaklardır.

Orada bu konularda hükümetin söylemini benimseyen bir yargıç ne yapabilir? İçtihatlara atıf yapmadan karar yazamaz ki.

Bu bakımdan en doğrusu çağımızın hukuk standartlarını, çağımızdaki hukukun suç ve özgürlük tanımlarını kabul etmektir.

Türkiye o zaman daha güçlü olur, uluslararası hukuki ve adli platformlarda eli daha güçlenir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI