"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Suriyeleşmek!

SEÇİMLERDEN bir gün önce HDP’nin Diyarbakır mitinginde yine IŞİD iki bomba patlatmış ve 4 vatandaşımız hayatını kaybetmişti.
Suruç katliamı da IŞİD saldırısıdır ve iki olay arasındaki bağlantı da netleşiyor. Her iki saldırıdan sonra HDP’nin ve özellikle Selahattin Demirtaş’ın davranışları dikkat çekicidir.Diyarbakır mitinginde bomba patladıktan hemen sonra Demirtaş sükûnet çağrısında bulunuyor, IMC TV’de şöyle konuşuyordu:
Tüm Diyarbakır halkına sesleniyorum, duyarlılık ve disiplin bu seçimin kaderini belirleyecektir. Bütün arkadaşlarımı hiçbir provokasyona mahal vermeden il binasının önüne davet ediyorum. Bunun dışında yapılacak her şey bize zarar verir. Zaten bunu yapmak istiyorlar, sağduyuyu elden bırakmayın. (5 Haziran)
Bu olgun ve sorumlu davranış, maalesef “seçimlerin kaderi”ni olumlu etkilemek için bir sağduyu gösterisiymiş.

SEÇİMLERDEN SONRA!

20 Temmuz’da Suruç katliamı oldu, fail yine IŞİD canavarıydı. Fakat seçimler geçmiş, “emanet oylar”a ihtiyaç kalmamıştı! Bu defa Demirtaş “sağduyu, disiplin, duyarlılık, sükûnet” kelimelerini ağzına almadı. “Devletten destek alarak gerçekleştirilen katliamlar”dan bahsetti, Suruç katliamı için böyle bir imada bulundu. Sükûnet ve sağduyu yerine, bu defa, “Herkesi, görkemli şekilde bu devrimcileri uğurlamaya davet ediyoruz” diye çağrı yaptı.
Hatta, Gezi protestolarında “darbe” kokusu alan ve “Gezi eylemleriyle aramıza mesafe koyduk” diyen Demirtaş, bu defa “Gezi direnişinde katledilen 9 gencin, çocuğun nasıl katledildiğinin” hesabını sormayı da ihmal etmedi.
Üslubun da davranışın da çok farklı olduğu açık. “Kendi güvenlik tedbirlerinizi alın” sözünü “dikkatli olun” anlamında söylediğini belirttiği için üzerinde durmuyorum.

KCK: SİLAHLANIN!

Demirtaş’taki bu apaçık üslup ve tavır farkını, Suruç katliamına duyulan haklı infialle izah edebilir miyiz?...
Fakat asla görmezden gelinemeyecek bir olgu var ortada; KCK’nın silahlanma çağrısı!
İşte, Suruç katliamından bir gün önce, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın, Özgür Gündem’de yayınlanan açıklaması:
“Tüm halkımız silah almalı, bu temelde kendini eğitmeli ve örgütlemeli. DAİŞ ve sömürgeci tüm güçlerin her türlü saldırısına karşı köylerde, kentlerde, mahallelerde yeraltı sistemi, tüneller, mevzi sistemi geliştirmeli... Rojava’yı savunmak tüm Kürdistan’ı savunmaktır.” (19 Haziran)
Bayık’ın bu silahlanma çağrısı, amaçlarının IŞİD’i protesto etmek değil, Türkiye’yi Suriyeleştirmek olduğunu gösteren bir belgedir!
PKK’nın zaten bir süredir görülen şiddet eylemlerine, dün de Urfa’da iki polisin kalleşçe şehit edilmesi eklendi...

BÖYLE BİR ORTAMDA

HDP’nin ve maalesef Sayın Demirtaş’ın da dil ve tavır değiştirmesi, KCK’nın bu kararının siyaset alanına bir yansıması mıdır yoksa?!
Türkiye Suriyeleşme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dillerimize ve ellerimize sahip olamazsak, bu Ortadoğu cinneti Türkiye’ye de sirayet edebilir. Başta tabii Cumhurbaşkanı olmak üzere herkes, gerilimi tırmandıran söz ve davranışlardan sakınmalıdır. Gün, taraftarlarımızı ateşleme değil, karşıtlarımızı kışkırtmaktan sakınma günüdür; soğukkanlı, ölçülü ve rasyonel davranma günüdür.
HDP’nin seçim öncesi üslup ve tavırlarına dönmesi gerekir; barış ikliminin güçlenmesi için.
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun ölçülü konuşmalarını doğru buluyorum, AKP-CHP koalisyonunu son derece gerekli görüyorum.
Böylesine “alevlenebilir” bir ortamda bir de yine öfkelerle seçim meydanlarına dökülürsek, siz düşünün artık.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI