"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

‘Sen Alevisin’

CUMHURBAKANI adayı Başbakan Erdoğan, meydanlarda yine mezhep siyaseti yapmaya başladı.

İşte, İzmir mitingindeki sözleri:
“Kılıçdaroğlu sen Alevi olabilirsin. Ben buna saygı duyarım. Bunu açık açık söyleyebilirsin. Ben de Sünniyim. Ben de bunu açık açık söylüyorum. Milleti aldatmaya gerek yok.”
Gerçi Erdoğan, “Alevisiyle, Sünnisiyle 77 milyon bir olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız” da diyor. Fakat Erdoğan Mars’tan gelmiş biri değil, toplumumuzdaki mezhep önyargılarını bilmiyor olabilir mi?! Hatta en iyi, bilenlerden biridir! Geçmişten gelen eski önyargıları bilerek ve bu şekilde kaşıyarak siyaset yapıyor.

MEZHEP DİLİ

Başbakan Erdoğan 2011 seçimlerinde de toplumdaki mezhep önyargılarını kaşıyan konuşmaları yapmıştı: Muş, Amasya, Kastamonu, Kahramanmaraş, Afyon, Denizli, Malatya mitinglerinde yaptığı “mezhepçi” konuşmalar ortadadır.
Suriye kökenli terör örgütü, Reyhanlı’da düzenlediği saldırıda 53 vatandaşımızı öldürdüğünde, Başbakan bunu “53 Sünni vatandaşımız şehit edildi” diye kamuoyuna takdim etmişti! (14 Haziran 2013)
Çok yakın zamanlarda yaşanmış kanlı olayların acıları hâlâ yüreklerde hissedilirken ve Ortadoğu’da kanlı mezhep çatışmaları tırmanırken, Türkiye Cumhuriyeti’nde cumhurbaşkanı adayının bu mezhep söylemi, fevkalade endişe vericidir.
Bu, maalesef bir Ortadoğu söylemidir.

DİN-MEZHEP AYIRIMI YAPMADAN

1876 tarihli Osmanlı Meşrutiyet Anayasası’nın 8. maddesinde aynen “herhangi din ve mezhepten olursa olsun, istisnasız” bütün vatandaşların kanun önünde eşit Osmanlılar olduğunu belirtir.
Uygulama sorunları ne olursa olsun, kimlik ayırımcılığını reddeden modern ve milli “vatandaş” kavramına dayalı bu hukuk ve siyaset dili bizim bugünkü varlığımızın temelidir. Bugüne kadar hiçbir siyasetçi ve devlet adamı mezhep kimliklerini siyaset konusu yapmamıştır.
Ekmeleddin İhsanoğlu’nu “Kahire’de doğmuş, bu toprakların çocuğu değil” diye aşağılayan Başbakan Erdoğan, “bu toprakların” yüz elli yıllık hukuk ve siyaset geleneğine özen göstermelidir. “Bu toprakların” acılarını hatırlayarak, oy tabanını bloklaştırma uğruna mezhep kimliklerini siyaset konusu yapmaktan sakınmalıdır.

ORTADOĞU’DA MEZHEP SORUNU

1876 Osmanlı Anayasası’nda ayrımcılığın reddedildiğini görmüştük.
136 yıl sonra, 2012 tarihli Mısır Müslüman Kardeşler anayasasının 219. maddesi: Yasama kaynağı olarak “Sünni fıkıh” vurgusu yapan madde....
Halbuki İslamcılarla laik ve liberallerin uzlaşmasıyla hazırlanan Tunus anayasasında böyle bir hüküm olmadığı gibi, okul ve ibadethanenin tarafsızlığı vurgusu vardır.
Ve Mısır başarısız, Tunus başarılı oldu.
Birleştirici ve uzlaşıcı olmak yerine, farklılıkları politize ederek çatışmalara sürüklenmek, Ortadoğu kültürünün bir hastalığıdır. Irak ve Suriye’de mezhep kavgasından kan gövdeyi götürüyor!
Ortadoğu dili, Türkiye için hâlâ tehlikelidir. Siyasette mezhep söyleminden dikkatle sakınmak gerekir.

SAYGIDA BİRLEŞMEK

Amerika’nın büyük başkanlarından Kennedy, “Fazilet Mücadelesi” adlı kitabında şöyle yazar:
“Amerikan birliğinin temelinde farklılıklarımıza saygı göstermemiz vardır.”
Kennedy, “Beyaz ve Protestan Amerika”nın ilk Katolik ve İrlandalı başkanıydı. Obama da ilk siyah başkan...
Seçim mücadelelerinde kimse onların mezhep ve ırkını böyle diline dolamadı.
Demokrasi ve millet kavramlarına inanıyorsak, herhangi bir mezhebe aidiyet, üstünlük sebebi olamaz, eleştiri konusu da olamaz!
Ortadoğu hastalıklarından dikkatle uzak durmak zorundayız.
“77 milyonun birliği” için ilk şart, renklerimize saygılı olmayı öğrenmektir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI