"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

‘Reklam arası’

MİLLETVEKİLLİĞİ makamlarının serbest ön seçimlerle değil, “yukarı”dan atamayla belirlendiği parti düzenlerinde, kişilerin “lider”i yüceltmesi tabiidir.

Bu işlerin 1930’larda aynen böyle olduğunu görmek için AK Partililere, Atatürkçü yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Panorama” adlı muhteşem romanını tavsiye ederim.
Parti meseleleri bir kenara, lideri övmek için “600 yıllık İmparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi” diye konuşursanız, parti meselesini aşan ciddi bir sorun vardır.

ÇÖKÜŞ RAKAMLARI

Osmanlı Meclisi’nde Maliye Bakanı Cavit Bey konuşuyor; 6 Temmuz 1914... Osmanlı devletinin ithalat kalemlerini açıklıyor:
Kibrit ithalatı: 4 milyon kilo, 200 bin lira.
Şeker İthalatı: 152 bin ton, 2.8 milyon lira.
Sigara kâğıdı ithalatı: 9.8 ton, 118 bin lira.
Bunlar devletin yaptığı ithalat! Tamamı dışarıdan gelen tekstili özel sektör ithal ediyordu.
Evet, “Cihan devleti” 18. yüzyılda gerilemeye başlayarak 20. yüzyılın başında kibrit ve şekeri bile üretemez duruma düşmüştü.
Cumhuriyet birkaç şeker, bez ve kibrit fabrikası kurduğunda niye sevinçten bayram edilmişti, bunu iyi anlamalıyız.

CİHAN DEVLETİ’NDEN NEREYE?

Dünyada “tarım çağı”nın yaşandığı uzun asırlarda Osmanlı mükemmel bir merkezi organizasyon, işlevsel kurumlar ve hukuk düzeni ile gerçekten “Cihan Devleti” oldu. Fakat “sanayi çağı”nda Osmanlı’nın tarım toplumuna dayalı kurumları ve hukuku işlevsiz kaldı! Avrupa’da sanayi çağını yaratan ticaret devrimi, sermaye birikimi, şirketleşme ve modern rasyonel zihniyet, tarım çağına göre yapılanan Osmanlı’da gelişmedi.
İktisat tarihçisi Vedat Eldem’e göre 1914’te Osmanlı’da kayda geçen topu topu 187 motorlu araç vardır! Halbuki Almanya’da sadece kamyon sayısı 23 bindi... Avrupa çoktan demir ağlarla örülmüş, okuryazarlık sorunu çözülmüştü.
Okuryazarlık bizde yüzde 10 düzeyindeydi! Çarlık Rusya’sında bile yüzde 35’ti. Viyana kapılarından Mondros’a gelişin özeti budur!


OSMANLI MODERNLEŞMESİ

Çöküşü en iyi görüp ‘ilerici’ politikalar uygulamaya çalışanlar, herkesten önce padişahlardı. Avrupa’dan modern kanunları onlar aldı. Modern okulları, Yargıtay’ı, Danıştay’a, Sayıştay’ı onlar kurdu.
Fakat tarım çağına göre yapılanmış köklü devlet ve toplum kurumları, sanayi çağının zihniyet ve davranışlarını kolayca benimseyemedi. Geçmişte “cihan devleti”ni yaratan yapı ile devam edilemezdi. Sultan Abdülaziz, Danıştay’ı ziyaretinde bu gerçeği ifade etmiştir:
“Geçen asırlarda konulmuş usul ve kanunlar ihtiyaca uygun olsaydı bugün Avrupa’nın en medeni milletleri arasında olurduk.”
Cumhuriyet’in “muasır medeniyet” ülküsünün köklerini görüyor musunuz?
Bizdeki modernleşme hareketlerini Batı’nın güdümlediği görüşü yanlıştır, aksine engellemeye çalıştılar. Osmanlı’nın son yüz elli yılı modernleşme tarihidir.

CUMHURİYET’İN EVRİMİ

Kurtuluş Savaşı’nın lideri ve Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk, şahsi dehasının yanında, Osmanlı modernleşmesinin yetiştirdiği kuşaklara mensuptu. Cumhuriyet modernleşme tarihimizde kesinlikle ileri bir atılımdır. Cumhuriyet’in bugün eleştirilecek tarafı, “otoriter” yönüdür. Bu eleştiriyi de hastalıklı bir rövanşizm duygusuyla değil, Cumhuriyet’in liberal demokrasi yönünde evrimi için yapmak lazım.
Osmanlı tarihinin 1930’larda“Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı” üzerinde karanlık bir “reklam arası” gibi tanımlanması radikalizmin ifadesiydi, gerçekçi değildi. Cumhuriyet’i geçmişe dönülmesi gereken bir “reklam arası” gibi görmek ise radikalizm bile değil, bir zihniyet sorunudur.
Cumhuriyet’in doğru yönü, Batılı demokrasi ve ekonomi standartlarıdır.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI