"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Referandum sorunu

DIŞ politikada savrulmalar yaşıyoruz. İşte, Irak Başbakanı İbadi’ye dün “Sen kimsin, benim seviyemde değilsin” diye seslendik.

Barzani 2015 Mayıs’ında Amerika’da bağımsızlık referandumundan bahsettiğinde “Bu Irak’ın içişleridir” diyerek bizi ilgilendirmeyeceğini söyledik. (23 Mayıs 2015)

Şimdi İbadi ile el ele Barzani’ye karşı hareket ediyoruz. Üstelik “Barzani efendi”ye karşı söylemlerimiz Bağdat ve Tahran’ın söylemlerinden daha ağır.

İyi netice almanın yolu daha ağır konuşmak mıdır?

Politika, hele de diplomasi elbette esneklik gerektirir, şartlara göre söylemler de revize edilir.

Fakat savrulmak başka bir şeydir.

2011 yılına kadar AB’yi “en büyük medeniyet projemiz” ilan edip son yıllarda “Haçlı ittifakı” olduğunu söylemek böyledir.

ANKARA NE YAPMALI?

Barzani’nin bağımsızlık referandumuna tepki göstermek tabiidir. Türkiye'nin yaklaşık yüzyıllık endişesidir bu.

Ankara'nın PKK'ya karşı Barzani ile işbirliği yapması ve ekonomik ilişkiler geliştirmesi de doğruydu. Fakat Barzani'nin nihai amacının bağımsızlık olduğunu hiç unutmamak gerekirdi.

Ankara'nın diplomasisi Bağdat'la ilişkileri bozmak değil güçlendirmek olmalıydı. Hatta Ankara Barzani'yle Bağdat arasındaki sorunların çözülmesine çalışmalıydı.

Aksine öyle davranıldı ki, Barzani, bağımsızlık referandumuna Türkiye'nin karşı çıkmayacağı umuduna kapıldı, bu umudunu BBC'ye açıkladı.

Bağımsızlık referandumuna tepki göstermek tabiidir. Türkiye’nin yaklaşık yüzyıllık endişesidir bu.

Ankara’nın PKK’ya karşı Barzani ile işbirliği yapması ve ekonomik ilişkiler geliştirmesi de doğruydu. Fakat Barzani’nin nihai amacının bağımsızlık olduğunu hiç unutmamak gerekirdi.

Ankara’nın diplomasisi Bağdat’la ilişkileri bozmak değil güçlendirmek olmalıydı. Hatta Ankara Barzani’yle Bağdat arasındaki sorunların çözülmesine çalışmalıydı.

Aksine öyle davranıldı ki, Barzani, bağımsızlık referandumuna Türkiye’nin karşı çıkmayacağı umuduna kapıldı, bu umudunu BBC’ye açıkladı. (22 Ocak 2016)

Şimdi ise en sert söylemler Ankara’dan yükseliyor.

Bu yüksek tansiyon kendi içimizi de gerginleştirebilir. AK Partili Galip Ensarioğlu’nun işaret ettiği “duygusal kopuş” tehlikesini akıldan çıkarmamak lazım.

Ankara’nın diplomasisi, Bağdat’la Erbil’i yeni bir federasyon modelinde uzlaştırmaya çalışmak olmalıdır.

ABDÜLHAMİD VE ATATÜRK

Diplomasi dilinin ve tarzının önemi konusunda bizim tarihimiz de örneklerle doludur.

Diplomat padişah Abdülhamid’in hiçbir meydan okuyucu fermanı, tezkeresi, beyanı yoktur. Diyelim ki imparatorluğun dağılma dönemiydi; çekingen davranmıştı...

Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin açılışından bir ay sonra, 29 Mayıs 1920’deki gizli oturumda dış politika stratejisini anlatıyor, Bolşevik Rusya ile ittifakın ne kadar gerekli olduğunu izah ediyor:

“Bolşevik olmak değil, Bolşeviklerle ittifak yapmak!... Tabii Batı ile her nevi siyasi münasebete girmekten de geri durmayacağız.”

Mustafa Kemal ilk diplomatik mektubu Lenin’e yazmış, “emperyalizmle, kapitalizmle mücadele” gibi kavramları vurgulamıştı.

Rusya’dan silah ve para desteği almış, fakat “Batı ile her nevi siyasi münasebete girmekten de geri durmamıştı.”

 SAVAŞTA BARIŞ DİPLOMASİSİ

Diyelim ki Milli Mücadele 1920 yılında zayıftı... Fakat Sakarya Zaferi’nden sonra Büyük Taarruz’a hazırlık döneminde de Mustafa Kemal Paris ve Londra’ya barış temsilcileri gönderdi.

Milli Mücadele liderleri savaşırken de barış diplomasisi yaptılar.

Bu etkili oldu, Kut’ül Amare’de Türklere esir düşen İngiliz Generali Townshend başta olmak üzere, Avam Kamarası’nda birçok milletvekili Lloyd George’u yerden yere vurarak İngiltere’nin Türkiye ile barışmasını savundu.

İngiliz parlamentosunda Türkiye’yi destekleyen o konuşmalar Ankara diplomasisinin başarı belgeleridir.

Bu akşam CNN Türk’te saat 21.00’de “Türk’ün Ateşle İmtihanı” belgeselinde Mustafa Kemal’in Bolşevizm diplomasisini göreceğiz.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI