"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Parti içi demokrasi

KÜRT hareketinin önde gelen isimlerinden Sayın Aysel Tuğluk’un son derece önemli sözleri, maalesef yeterince ilgi çekmedi.

Hukukçu Aysel Tuğluk, Kürt hareketinin içinde demokrasi olmadığını söylerken, aslında genel siyasi kültürümüzün otoriterliğini de ifade etmiş oldu.
CHP ayrı bir konu, hangi siyasi partimizde parti içi demokrasi var ki?!
Önce Aysel Tuğluk’un sözlerine bakalım.
Demokratik Toplum Kongresi’nde konuşan Tuğluk, “Demokratik Kürt siyasetinin kendi içinde demokrasi sorunu oldukça ciddiyet arz ediyor” diyor. Kürt hareketi içinde “demokratikleşme ve farklı fikirlere saha açma konusunda ciddi düzenlemeler” yapılmasını istiyor:
“Özgürlükleri yok sayıp sonunda ‘Benim ya da bizim dediğimiz olacak’ diyemezsin. Bu, yazılı olmasa da bir işleyiş haline gelmiş durumda...”


PARTİDE DEMOKRASİ OLMAZSA


Tuğluk’un konuşması, sıradan bir otoriterlik yakınması değil. Eleştirdiği yapının zihinlerde “kalıplaşmaya yol açtığını” belirtiyor, bunu şöyle tanımlıyor:
“Ufuksuzluk, baskı ve şiddete eğilim, karşı tarafı yok saymak ve zaman zaman totaliter yaklaşımlar ve popülizm hastalığı!..”
Sayın Tuğluk, farklı görüşlerin, “bize liberal demokrasiyi dayatmayın” denilerek bastırıldığını söylüyor.
İyi bir hukukçu olduğunu bildiğim Tuğluk, belli ki siyasal sistemler konusunda da hayli donanımlı.


KCK’NIN TOTALİTER YAPISI


KCK’nın Ağustos 2008 kongresinde kabul edilen “Kongre Belgeleri”nin 22. maddesinde, PKK’nın Kuzey Irak ve Avrupa’daki örgütlerinde ortaya çıkan “liberal duruşlar”a karşı mücadele çağrısı yapılmıştı! Aynı metnin 13, 18 ve 20. maddelerinde özgürlükçü eğilimler bir fitne, bir fesat, bir düşman komplosu gibi gösterilmekte, bunun yerine “komünal demokrasi” ve “örgütsel davranış” empoze edilmektedir.
Adından da belli, bireye özgürlük alanı tanımayan bir “komün”, bir siyasi kabile anlayışı! Makineleşmiş bir teşkilat!
Aysel Tuğluk’un da konuşmasında “Biz hangi komünal yaşamı kuracağız?” diye sorgulaması ilginçtir.
Bu yapıya rağmen Tuğluk, böyle demokratça bir konuşmayı yapabilmiştir. Ne ölçüde etkili olduğunu bilemeyiz ama Tuğluk bu konuşmasından dolayı alenen suçlanmadı, saldırılara maruz kalmadı.
Bireysel özgürlükçü fikirler gelişirse Kürt meselesinin çözümü kolaylaşacaktır.
Totaliter hareketlerle demokratik çözümlere ulaşmak o kadar kolay değildir.


DEMOKRASİ VE DİSİPLİN


Bırakın totaliter modelleri... “Sık dokulu” denilen, bireysel düşünce ve davranışlara kötü gözle bakan otoriter yapılanmalar bile robotlaşmış ve aynı metni ezberlemiş insanlar yetiştirir. Bir hareketin genel felsefi ilkelerini yansıtan ortak söylem başkadır, ayrıntılarda ve siyasi taktiklerde bile aynı ezberi teyp gibi tekrarlamak başkadır.
Parti, cemaat, örgüt fark etmez.
Joan J. Linz’in “Totaliter ve Otoriter Rejimler” adlı kitabında “mobilize edici otoriter” partiler için anlattığı özellikleri, Meşrutiyet’ten beri bizim partilerimizde de aşağı yukarı görmek mümkün: Kişilik kültü, yarışmacılığa izin vermeyen hiyerarşik yapı, komplo teorisi, çatışmacı siyaset...
1950’ye kadar tamamen bu nitelikte bir Şef partisi olan CHP’nin, 1960’ların ortalarından itibaren iç hareketliliğine ve nihayet son kongresine bakıldığında parti içi demokrasiye sahip olduğu görülür. Fakat bu kaotik bir parti içi demokrasidir. Bu yüzden ülkeyi düzgün yönetebileceğine dair umut veremiyor.
Diğer bütün partilerimizde “parti içi demokrasi” yetersizliği, CHP’de ise “parti disiplini” yetersizliği yaşanıyor.
Halbuki demokrasiler hem parti içi demokrasiye hem parti disiplinine sahip, kurumlaşmış partiler tarafından iyi yürütülebilir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI