"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Muhafazakâr ve Cumhuriyetçi tarih şablonları

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu dünkü konuşmasında eğitim ve maliyeden iki örnek vererek Osmanlı’nın nasıl geri kaldığını ve bu yüzden nasıl battığını anlattı. Cumhuriyet devrinde yapılan atılımları sıraladı.

Evvela şunu belirteyim, Osmanlı’nın neden battığı konusunda Kılıçdaroğlu’nun söyledikleri doğrudur ve önemlidir. Zira “çağın gerisinde kalma” faktörünün tarihte nasıl tahripkâr sonuçlar doğurduğunu öğrenmek çok değerli bir tarih dersidir; 21. yüzyılda da çağın gerisinde kalmamak için.

Osmanlı’nın çöküş sebeplerini siyasi hurafeler uydurarak değil, belgelere dayalı tarih araştırmalarını okuyarak öğrenmek, benim de öteden beri vurguladığım çok önemli bir konudur.

MUHAFAZAKÂR ŞABLON

Fakat bizdeki klasik muhafazakâr refleks “Ama Cumhuriyet devrinde de şu sorunlar vardı” diye birtakım olguları sıralamak şeklindedir: Takrir-i Sükûn, radikal laiklik uygulamaları, otoriter parti devleti...

Fakat bu olguları sıralamak Osmanlı’nın “çağın gerisinde kaldığı için çöktüğü” gerçeğini ortadan kaldırmaz ki!

Muhafazakâr söylem Osmanlı’nın bu yüzden çöktüğü gerçeğini gündemine almıyor, “şanlı ecdadımız” ve “yüzyıllık parantez kapanıyor” türü hamasetle günlük siyaset yapılıyor...

Osmanlı’nın çöküşü geri kalmasına değil, “hainlere, ajanlara, sahte kahramanlara” bağlanarak izah edilince, günün siyaseti için tarih daha kullanışlı bir “araç” haline geliyor.

Halbuki mesela ordunun eğitimi için Almanya’dan subay getiren Abdülhamid değil miydi? Güçlü bir askeri geleneği olan Osmanlı kurumları 19. yüzyılda kendi birikimiyle subay yetiştiremez duruma düşmüştü.

Başka alanları siz düşünün.

CUMHURİYETÇİ ŞABLON

Öbür yanda, Osmanlı modernleşmesi olmasaydı, Çanakkale’de, Sakarya’da kahramanca ve kurmayca savaşan ve sonunda Cumhuriyet’i kuran iyi eğitimli subay kadrosu ve “kongreler” yapan sivil taban nasıl oluşacaktı?

Cumhuriyet’in hangi esaslı kurumu vardır ki, temelinde Osmanlı tuğrası bulunmasın? Meclis mi, Yargıtay mı, Sayıştay ve Danıştay mı? Maarif (Eğitim) mi, Mülkiye, Adliye ve Maliye mi?

Osmanlı modernleşmesinin önemini fark etmeyen muhafazakârlar “yüzelli yıllık ihanet” falan gibi laflarla yetiniyorlar.

Cumhuriyetçiler de Osmanlı modernleşmesi üzerinde pek durmuyor. “Karanlık Osmanlı, aydınlık Cumhuriyet” şablonu ağır basıyor.

Halbuki, “Osmanlı modernleşmesi” Cumhuriyet’in tarihsel anasıdır; Cumhuriyet yapay bir rejim değil, tarihi modernleşme sürecimizin tabii ve köklü bir eseridir.

Bugün modernleşme gereğini muhafazakârların tahlil edebilmeleri için de Osmanlı modernleşmesi mükemmel bir laboratuvardır.

‘TARİH’İ OKUMAK

Tarih çok mu önemli? Niye şablonları aşarak tarihe bakmalıyız?

Evet, çok önemli çünkü bir tarih vizyonumuz olmadan hangi çağlarda hangi faktörlerin tarihe yön verdiğini anlayamayız ve yarınlara o açılardan bakamayız: Son dört asırlık dünya tarihine yön veren temel faktörlerin modern bilim, hür düşünce, tabii hukuk doktrini ve endüstri olduğunu tarihteki olaylarla görmek fevkalade zihin açıcıdır.

Görememek vahim ideolojik körlükler yaratır.

Tımar sisteminin Osmanlı’yı ”Cihan devleti” yapan faktörlerden biri olduğunu ama yıkılmasının da sebeplerinden biri olduğunu öğrenmek son derece zihin açıcıdır: Tarımdan sanayiye geçilememesi, bunun toplumsal, siyasi ve zihni ortamının Osmanlı’da bulunmaması...

ÇAĞIN DÜZEYİNE ULAŞMAK

Hâlâ çağın düzeyine ulaşmanın gerektirdiği “toplumsal, siyasi ve zihni ortamı” tam olarak oluşturamadığımız şuradan belli ki, tarih üzerinden hamaset ve siyaset kavgası yapıyoruz.

Hâlâ bilim, hür düşünce, hukuk, iktisadi rasyonalizm, uzmanlık, liyakat gibi çağın temel dinamikleri zihinlerimize ve kalplerimize sinmiş değil.

Varsa yoksa, siyaset!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI