"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Mahçupyan ve hukuk

ETYEN Mahçupyan donanımlı bir entelektüeldir. İktidarı bütün zihni enerjisiyle desteklemekle birlikte belirli konularda eleştirilerini de açıkça söylüyor.

Arkadaşımız Cansu Çamlıbel’in Mahçupyan’la yaptığı mülakatı okumuşsunuzdur. Doğru bulduğum tespitleri var, mesela Türkiye’de bütün kesimlerde siyasi kültürün otoriter ve cemaatçi olduğunu söylüyor... Fakat iktidarın yargıya ve basına müdahalelerini tolere eden görüşlerini paylaşmam mümkün değil.
Mahçupyan’ı önemsememin sebebi de Başbakan başdanışmanı olması değildir. 1970’ler gibi ‘erken’ bir zamanda bile “Toplumcu Düşün” dergisinde Jan Jacques Rousseau’nun “genel irade” teorisinin totaliter olduğunu yazmış, Jakobenizmi eleştirmiş bir entelektüel olmasıdır.


SİYASETİN ÜSTÜNLÜĞÜ


Mahçupyan’ın şu satırlarına bir bakın:
“Normal dönemde hukuken doğruyu yapmak gerekirken, ihtilal döneminde siyaseten doğruyu yapmak esas haline geliyor, çünkü hukuk henüz inşa halinde ve onu oluşturacak olan da siyaset.”
Evet, Fransız, Rus, Çin vb. ihtilallerinde böyledir. Aynı şiddette olmamakla birlikte Kemalizmde de böyledir. Benim “Atatürk’ün İhtilal Hukuku” adlı kitabımın konusu budur.
Fakat bugün bir “ihtilal” mi yaşıyoruz?! Neyin ihtilali?!
Mahçupyan şöyle devam ediyor:
“Hukuk ona atfedilen siyaset dışı veya üstü bir role sahip değil ve olamaz da. Hukukun gerçekten hakem olabilmesi siyasetin onu bir ‘birlikte yaşama zemini’ olarak oluşturabilmesine bağlı... Eğer siyaset demokrasi üretebilirse, hukuk da onun parçası olarak demokrasiyi işleten bir zemin oluşturabilir. Bu nedenle kritik dönüşüm dönemlerinde toplumlar yüzlerini hukuka değil siyasete çevirirler. Çünkü var olan hukuk geçmişe aitken geleceği üretecek olan siyasettir.” (Akşam, 1 Kasım)


HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ


Bu satırlar Mahçupyan’ın, “Erdoğan bir ihtilalci lider, elinde silah olmaması onu ihtilalci lider olmaktan çıkarmıyor” sözüyle birlikte okununca, konu büsbütün önem kazanıyor.
İhtilal kavramının klasik tanımı, güç kullanarak rejimin değiştirilmesidir.
Bugünkü Türkiye’de eski kalıpların yıkılması, şehirleşme, toplumsal “kenar”ın “merkez”e gelmesi gibi süreçler “ihtilal” değil, değişim, dönüşüm, transformasyon gibi kavramlarla tanımlanmalıdır.
Böyle “kritik dönüşüm” dönemlerinde, ülkenin iç çatışma ve kaosa sürüklenmemesi için, siyasetin kendine göre hukuk kurması değil, aksine “hukukun üstünlüğü” ilkesinin herkese güven verici bir şekilde geçerli olması gerekir.


TEK ÇAREMİZ...


Elbette kanunları siyaset, yani parlamento çoğunluğu yapar. Fakat parlamento çoğunluğunun mesela kuvvetler ayrılığı, hak ve hürriyetler gibi temel hukuk ilkelerini yok sayması mümkün mü?
Bu ilkeler “siyasetin oluşturduğu” ilkeler değil, insanlık tecrübelerinin oluşturduğu, siyasetten üstün değerlerdir.
Siyaset ancak güç kullanarak bu ilkeleri çiğneyebilir fakat bu da meşru olmaz.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, neden “Tek çaremiz AB hukukudur” diyor? Yatırım güvenliği, yabancı sermaye girişi, ekonomik ve sosyal gelişme için evrensel hukuktan başka bir zemin yoktur da ondan.
Gelişmiş bir ülke olabilmek için Türkiye’nin “ihtilal hukuku” teorilerine değil, evrensel hukuka ve hukukun üstünlüğüne ihtiyacı vardır.


HANGİ DEMOKRASİ?


Bu tartışmalarda, “Jakobenizm” önemli bir kavramdır. Fransız düşünürü Raymond Aron’un anlattığı gibi, sağ ve sol modelleriyle Jakobenizmin özelliklerinden biri “siyasetin mutlak üstünlüğü”dür. Siyaset, yani Rousseau’nun deyişiyle “genel irade” her alanda kendini yetkili sayar; bireylere, toplumsal kesimlere, farklı siyasi alanlara özgürlük alanını daraltır...
Totaliter rejimlerde tamamen ortadan kalkar.
Jacob Talmon’un “Totaliter Demokrasi” dediği halk, sınıf veya ırka dayanarak kurulan ihtilalci rejimler...
Halk idaresi demek olan demokrasi ancak kuvvetler ayrılığı varsa ve siyasi iktidar hukukla sınırlandırılmışsa bugünkü anlamda “demokrasi” olur, bunun da adı “liberal demokrasi”dir.
Hukuk ve liberal demokrasi kültürü çok da güçlü olmayan ülkemizde, siyasetin hukuktan üstün olduğunu değil, aksine, hukukun temel ilkelerinin siyasetten üstün olduğunu savunmanın daha doğru olduğuna inanıyorum.

OKURLARIMA AÇIKLAMA

Gözümde beliren bir sağlık sorunu nedeniyle yarın yazımı yazamayacağım. Okurlarımın bilgisine sunarım.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI