"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Lozan zırvaları

LOZAN konusundaki zırvaların iki temeli var; biri cehalet öbürü husumet.

Cehalet, Lozan’la ilgili bilgisizlik...

Husumet?... Yunan kazansaydı diyebilecek kadar kör bir kin.

Etraflı araştırmalardan elde edilmiş objektif bilgiler söz konusu olmayınca bir yığın uydurmalar, çarpıtmalar tezgâhlanıyor.

Lozan’ın gizli maddeleri varmış, 2023’te geçerliliği bitiyormuş gibi...

Ege adalarını ve Musul’u alabilirmişiz de almamışız gibi... Amerika Lozan’ı onaylamamış imiş, niye imiş gibi...

Hele de “Lozan’da 2.5. milyon kilometrekareden 780 bin kilometrekareye düşdük” sözü akla ziyandır.

İSTİKLAL-İ TAM

Bu konuları defalarca yazdığım için bugün başka bir açıdan bakacağım: İstiklal!

Sadece siyasi değil, adli, mali ve iktisadi yönleriyle, eksiksiz bağımsızlık, o zamanki deyişle İstiklal-i tam.

Yani kapitülasyonların kaldırılması.

Lozan hakkında ahkâm kesenler hiç bundan bahsediyorlar mı?

Aşağıdaki karikatür 1909 yılının 22 Temmuz’unda Kalem dergisinde yayınlanmıştı: Osmanlı  askeri elinde silah, ineğin bekçiliğini yapıyor, yabancılar gelip kovalarla süt sağarak götürüyor.

Lozan zırvaları

Kapitülasyonların bundan iyi anlatımı olamaz. 1913-15 sanayi sayımına göre Osmanlı’daki cılız endüstrinin sadece yüzde 15’i Türklerin, Müslümanların elindeydi.

EN BÜYÜK KAVGA

Tanzimatçılar 1830’larda felaketi görmüş, birçok fabrika kurarak sanayileşmeye çalışmıştı fakat kapitülasyonlar yüzünden yerli sanayiyi korumak mümkün olmadı, fabrikalar iflas etti, kapandı.

Lozan’da en büyük kavga toprak sorunlarında yaşanmadı. Çünkü Trakya ve Ege’de Birinci Dünya Savaşı öncesindeki Osmanlı sınırlarının geçerli olması kabul edilmişti; adaları Balkan harbinde kaybetmiştik.

Arap topraklarından da Misak-ı Milli ile vazgeçilmişti, doğru bir karar olarak.

Lozan’da en büyük kavgalar, müzakerelerin ikinci döneminde, üç ay süreyle kapitülasyonlar ve mali konularda yaşandı. Bu yüzden ordu üç defa alarma geçirildi.

Bu tartışmaların zabıtlarını okumadan, Lozan’ı ve son iki yüz yıllık tarihimizi anlamak mümkün olmaz.

Osmanlı’nın niye modern kanunlara ihtiyaç duyduğunu da anlamak mümkün olmaz.

LOZAN’I BİLMEK

Lozan’da kapitülasyonlara karşı çıkarken İsmet Paşa’nın Tanzimat büyüklerinden Sadrazam Âli Paşa’nın gerekçelerini tekrarlaması, imparatorluğu kurtarmaya çalışanlarla Cumhuriyet’i kuranların aynı endişelerle hareket ettiklerini gösterir: İstiklal-i tam!

Lozan’da İsmet Paşa’nın başarılı genç danışmanları hukukçu Tahir (Taner) ve diplomat Münir (Ertegün) beyleri bugünkü nesillere hatırlatmak isterim.

Bugünkü Meclimizden çok daha hür olan o zamanki Meclis’te milletvekilleri Lozan konusunda Mustafa Kemal’i, İsmet Paşa’yı, Rauf Bey’i çok sorguladılar.

Bu tartışmalar parlamento tarihimizin en şerefli, en özgür ve seviyeli örnekleridir.

Yollar daha sonra rejim konusunda ayrılacaktır; bunu Lozan’la karıştırmamak lazım.

Muhalif Kazım Karabekir ve Rauf Orbay Meclis’te Lozan’a evet oyu vermişlerdi.

Kemalist rejimin sadık isimlerinden Şükrü Kaya, Mustafa Necati, Kılıç Ali ise ret oyu vermişlerdi; Gazi evet oyu istediği halde...

Lozan’ı okumak strateji ve diplomasi konularında bugün de ufkumuzu açar; öğrenelim, bilerek konuşalım.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI