"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Kültürel iktidar ve İbn Haldun

 KÜLTÜREL iktidar ne demek? Siyasi iktidarların kültürel şekillendirme yapmasıyla, muhafazakârların eskiden haklı olarak eleştirdiği toplum mühendisliği arasındaki fark nedir? Gelişmiş demokrasilerde iktidarlar “siyasi”dir; bu sebepten hem siyaset alanıyla hem anayasal kurallarla sınırlıdır.

Ekonomi ve kültür ise özgürlük alanlarıdır.

Toplumun belirli kesimlerini kültürel olarak kusurlu gibi görmek eşit vatandaşlık ilkesine aykırıdır. Üstelik “kusur” nedir ki?! Dün birileri, bugün öbürleri, yarın başkaları kültürleri yüzünden kusurlu sayılmasın diye eşit vatandaşlık ilkesi vardır.

YENİ ELİTLER SINIFI

Ancak “kültürel iktidar” kavramını bir ülkenin yetişmiş insan gücünün benimsediği genel kültürel değerler olarak tanımlamak mümkündür. Bizde bu kesimler daha ziyade Batı’ya dönüktür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ensar Vakfı’ndaki konuşmasında “kültürel iktidar” kavramını bu anlamda kullandıysa, önemli bir soruna işaret etmiştir; kültürel gelişme sorunu.

Türkiye’de eğitim, şehirleşme ve dünyaya açıklık göstergeleri gelişmiş ülkeler düzeyine ulaştığında “muhafazakâr kültür”ün durumu ne olur?

Siyaset doğal olarak muhafazakâr camiadaki bugünkü sadakat kültürünün ve destek davranışının devamını, hatta artmasını ister.

Hele de eğitim yoluyla ‘bizden’ elitler yetiştirirsek, siyasi iktidar yarınlar için de güçlenmiş olur...

Fakat AK Parti iktidarında yetişen gençler referandumda çoğunlukla “hayır” demediler mi?

ZİHİNLERDE YENİ SORULAR

Peygamberimizin vefatından sonra daha yüzyıl geçmemişti ki, Halife Abdülmelik, devrin İslam büyüklerinden Hasan Basri’ye bir mektup yazdı. “Geçmiş nesillerden kimsenin işitmediği” felsefi soruların ortaya çıktığını belirtiyor, Hasan Basri’nin cevaplar yazmasını istiyordu.

Yeni bilgiler yeni meraklara, sorulara yol açar gerçekten.

Büyük sosyolog ve tarihçi İbn Haldun, Mukaddime’sinde anlatır: Fethettikleri topraklarda farklı kültürlerle karşılaşan Müslümanlarda yeni meraklar doğmuş, antik medeniyetlere ilgi artmıştı. 8. yüzyılda Halife Mansur, Antik Yunan’dan kalan matematik eserlerini göndermesi için Bizans imparatoruna elçiler yollamıştı.

“Müslümanların bu ilmin geriye kalan kısmını da elde etme konusunda hırsları arttı” diyen İbn Haldun, felsefi eserlerin de tercüme edilmesiyle medeniyetin geliştiğini haklı bir iftiharla anlatır. (Mukaddime, Uludağ tercümesi, cilt II, s. 1144 vd.)

Farklı bilgi ve değerlerle tanışmak Müslümanlar arasında verimli tartışmalara yol açtı; bilim ve felsefe gelişti. Övündüğümüz tarihi İslam medeniyeti budur.

21. YÜZYILDA

İbn Haldun antik eserlerin kaybolmasını üzüntüyle anlatırken, içtihat kapısının kapatılmasını da aynı üzüntüyle kaydeder.

İçe kapanma, medreselerde düşünceyi tek tipleştirme, akli ilimleri dışlama ve farklı düşüncelerin bastırılması geri kalmanın en önemli sebepleridir.

Gelişmenin yolu, bütün fikirler ve değerler için özgürlüktür, çoğulculuğa saygıdır.

Çağımızda “okuyan” nesiller ailesinden, mahallesinden, ağabeylerinden devraldığı bilgi ve değerlerden farklı yeni bilgi ve değerlerle tanışırlar. Zamanla davranışları daha serbest, daha bireysel hale gelir.

Fakat bir cemaatin, bir örgütün, bir partinin uydusu olmak bu zihni gelişmeyi tersine çevirir. Bunun çaresi kendi iradesine sahip özgür birey olmaktır.

Muhafazakârlardan iyi donanımlı, hür düşünceli yeni elitlerin yetişmesi Türkiye için bir zenginlik olur.

Nüfusun bütün kesimlerine bu merdiven açık olmalıdır.

21. yüzyılda bize lazım olan, sizden-bizden kavgası değil, çağı yakalamada yarış ruhudur.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI