"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

KHK rejimi

OLAĞANÜSTÜ Hal Kararnameleri son derece sınırlı ve istisnai olması gerekirken, olağan hukuk düzeninin bir parçası haline geldi.

Meclis komisyonlarında incelenmeden, genel kurulda müzakere edilmeden ‘yazdım oldu’ usulüyle KHK’lar çıkarılıyor.

Son 696 sayılı KHK ile darbe ve terör eylemlerinin “bastırılmasına” katılan siviller hakkında cezasızlık düzenlemesi tipik bir örnektir. Madde o kadar kötü yazılmıştır ki, büyük tepki çekti, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve parti sözcüsü Mahir Ünal “Sadece o gece ve devamı niteliğindeki 16 Temmuz sabahıyla ilgilidir” diye açıklama yapmak zorunda kaldı.

Hukuken bağlayıcı KHK metnine, hukuken bağlayıcı olmayan sözlü sınırlama! Hayret doğrusu...

DÖRT YANLIŞ

KHK ‘yazdım oldu’ refleksiyle hazırlandığı için “15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden” siviller hakkında soruşturma yapılmayacağı yazılmıştı. Şu belirsizliklere bakın:

- Bir: Kanunlarımızda “terör eylemi” diye bir tanım yoktur; bunun yerine darbeyle ilgili Ceza Kanunu maddeleri yazılmalıydı!

- İki: Madde darbe girişiminden başka ayrı kategori gibi “terör eylemleri”nden bahsediyor. Mahir Ünal ise buradaki “terör eylemi”nden kastın da darbe eylemleri olduğunu şifahen söylüyor!

- Üç: Maddede “bunların devamı niteliğindeki eylemler” deniyordu; günümüze kadar sündürülebilirdi! Mahir Ünal’a göre bundan da maksat “sadece 15 ve 16 Temmuz günleri” imiş!

- Dört: KHK’daki “bastırma eylemi” kavramının da hukuki tanımı yoktur, keyfiliğe açıktır...

HUKUK DEVLETİ NASIL YAPAR?

Görüyor musunuz, hukuk devletinde “genel düzenlemeler” niye sadece kanunla yapılır? Yani Meclis komisyonlarında görüşülerek, genel kurulda müzakere edilerek, kamuoyunda tartışılarak...

Hukuk devleti “acele işe şeytan karışır” diye dikkatlidir.

‘Yazdım oldu’ deyince böyle “teknik” yanlışlar yaşanıyor.

Esasa ilişkin yanlışlar ise KHK’larla adil yargılanma hakkının ihlali, hak arama özgürlüğünün kısıtlanması, masumiyet karinesinin rafa kaldırılması gibi ciddi haksızlıklar getiriyor; üstelik itiraz yolları ya kapalı veya bilerek çok uzatılmış durumda...

Kamuoyu tepkisi hukuk adına umut vericidir.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün siyasi hesaplardan uzak, tamamen hukuk hassasiyetini yansıtan uyarısı önemli bir tavırdır.

Meral Akşener ve Metin Feyzioğlu’nun uyarıları ile CHP’nin KHK’yı Anayasa Mahkemesi’ne götürme kararını bir hukukçu olarak teşekkürle kaydetmek isterim.

‘BADEM KURUSU’

Tutuklulara “badem kurusu” ve “gri” renkli tulum, kadınlara aynı renklerde pantolon ceket giyme zorunluluğunun getirilmesi, “masumiyet karinesi”ne aykırıdır. Bunların içinde beraat edecekler yok mu?! Peşinen hepsini suçlu gibi damgalamak hukuk devletinde düşünülemez.

KHK ile kıyafet yetkisi verilip şekli yönetmeliğe bırakılamaz mıydı?

Fakat o zaman Danıştay’a ve kısa yoldan AİHM’ye gidilebilirdi!

Halbuki Anayasa Mahkemesi’nin “KHK’lar için yargıya gidilemez, benim de yetkim yok” diye kararı var!

AYM “hak eksenli” yorumu kitaplarda bırakıp “otorite eksenli” bu kararıyla OHAL rejimini hukuken denetlenemez bir rejim haline getirdi.

Göreceksiniz, bu kıyafet düzenlemesi de er geç AİHM’ye gidecek ve “insan haklarına aykırıdır” kararı çıkacaktır.

İktidar ‘yazdım oldu’ kolaylığını seviyor. Fakat Türkiye’nin hukuk sicili zarar görüyor, “suçluların iadesi” konusundaki haklı taleplerimizi bile zaafa uğratıyor.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI