"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Harita değişirken

EVET, Ortadoğu’da 20. yüzyılın başlarında çizilmiş olan harita, 21. yüzyılın başlarında sarsılıyor. Herkesin hayalinde farklı yeni haritalar var.

Sayın Org. Edip Başer gibi saygın bir isim de dünkü Hürriyet’te, Ortadoğu’da haritaların değişmesinden bahsediyordu.
Benim de yazılarımda Ortadoğu söz konusu olduğunda sık sık 1878-1912 arasındaki Balkanlar’ı hatırlatmamın sebebi aynıdır: Osmanlı yönetimindeki Balkanlar’da etnik ve dini kimliklerin şiddet içeren bir şekilde politize olması nihayet sınırları değiştirmişti ve bu çok kanlı olmuştu.
En büyük zarara, en feci can ve kan kaybına Osmanlı uğramıştı, çünkü iç rejiminin sarsıldığı, yeni rejimin kurulamadığı, kamu kurumlarının felç olduğu bir sırada 1912 Balkan Harbi’ne yakalanmıştı. Dış politikada da yalnızdı.


BALKAN DERSLERİ


Tarihte hiçbir olay tekerrür etmez. Geçmişteki bu Balkan şablonu bugünkü Ortadoğu’ya aynen uygulanamaz. Her şeyden önce o zaman Osmanlı, karşılarında yenildiği Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan’ın gerisindeydi, iktisatça, eğitimce ve devlet teşkilatının modernleşmesi açısından...
Hafız Hakkı Paşa’nın yazdığına göre, Osmanlı askeri gece karanlığında cinden periden korkup eğitime çıkmayı reddederken, Bulgar ordusu en başarılı saldırılarını gece ve projektörlerle yapmıştı mesela.
Bugünkü Türkiye bölgenin her bakımdan en ileri, en gelişmiş ülkesidir.
Balkanlar’dan alınacak ders, iç içe geçmiş toplumlar kimliklere göre siyasallaşıp kavgaya tutuştuğunda bunu önlemenin fevkalade zor, faturasının da fevkalade kanlı olmasıdır.


MÜSLÜMANLARIN SORUNU


Ortadoğu’da, Batılıların çizdiği sınırların sarsılmasını, Osmanlı coğrafyasının dirilmesi gibi görmek çok yanıltıcı olur. Osmanlı çağlarında milliyetçilikler yoktu, bugün ise haritaları sarsan, etnik ve mezhebi milliyetçiliklerdir.
Taliban, El Kaide, IŞİD, bunları Batılı emperyalistler çıkarıyor söylemi de çok yanıltıcı olur. İslam toplumlarında cerahat haline gelmiş kültürel sorunların ürünleridir. Hz. Ali Efendimizi bile “kâfir” diye katleden “Hariciler” hareketini hangi emperyalizm ortaya çıkarmıştı?!
Mezhep ve “tekfir” (kâfir sayma) tutkusu, tarih boyunca İslam’a musallat olmuş bir hastalıktır. Bakın, dinler arası diyalog toplantıları yapılıyor, iftarlarda bir araya geliyoruz. Fakat Ortadoğu’da kan gövdeyi götürürken, mesela etkili Sünni ulemadan Yusuf Kardavi ile Şii Ayetullahlardan Sistani’nin bir araya gelip “Hepimiz Müslümanız, herkesin mezhebi kendine” diye bir açıklama yapmaları hayal bile edilemiyor!
Ortadoğu’da sınırları sarsan sorunlar dip dalgalarından kaynaklanıyor, kısa sürede sona ermeyecektir. Emperyalistler kendi çıkarları için kullanmak isteyebilirler fakat sorun “içeride”dir.


AKILCI POLİTİKA


Türkiye’nin Kobani’den gelen Kürt mültecilere insanca davranması, “kardeşlerimiz” diye seslenmesi elbette doğrudur. Kürt milliyetçileri de gencecik çocukları silahlı savaşa çağırmak gibi sorumsuz davranışları bırakmalıdır.
Öylesine çatışkan ve tehlikeli bir süreçten geçiyoruz ki, coşkular aklı iptal ederek hepimize büyük hatalar yaptırabilir.
Ankara’nın duygularla değil, politik rasyonalizmle hareket etmesi ve bilhassa ittifaklarını güçlendirmesi, ilişkilerini geliştirmesi gerektiği de açık. Sözgelişi, gittikçe kalıcı hale gelen Esad rejimiyle muhalefetin uzlaşacağı diplomatik bir süreç başlarsa, Türkiye bunun dışında kalabilir mi?!
Evet Ortadoğu’da tarih yeniden yazılıyor ve sonuçları kimse için garanti değil. Aklın ve vicdanın gereği, tarihin 21. yüzyılda Ortadoğu’daki yürüyüşünün medenice olmasını sağlamak, 19. yüzyıl Balkanları gibi vahşice olmasına meydan vermemektir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI