"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Hal ve gidiş

ADALET ve Kalkınma Partisi iktidarının iki dönemi var; biri reformist ve özgürlükçü olarak Batı dünyasında alkışlandığı dönem; öbürü otoriterleşme eleştirilerinin yoğunlaştığı ikinci dönem.

İlk dönemin simgesi, Türkiye’nin AB’den müzakere tarihi alması, “aday ülke” statüsünü kazanmasıdır. O dönemde Türkiye Avrupa Parlamentosu’nda “Yes, Evet, Si, Qui” pankartlarıyla onaylanıyor, alkışlanıyordu.

Hal ve gidiş


Aynı dönemde ekonomide de bütün göstergeler yukarıya doğru gidiyordu.


‘YENİ TÜRKİYE’


Son beş-altı yılda hal ve gidiş tersine döndü. İktidar güçlendikçe otoriterleşti. Başlangıçtaki teennili, yumuşak ve kapsayıcı söylemin yerini öfkeli bir nefret dili aldı. Türkiye’yi dün alkışlayan uluslararası kuruluşlar artık ülkemizi “otoriter demokrasiler” arasında görüyorlar.
Bu eleştiriler hakkında uzun bir akademik liste çıkaracak değilim. Uluslararası raporlardan sayfalarca alıntılar da yapmayacağım. AİHM’deki Türk yargıç Sayın Işıl Karakaş’ın şu sözlerini aktarmakla yetineceğim.
“Avrupa’dan bakıldığı zaman Türkiye, ifade ve basın özgürlüğünün yeterli ölçüde korunmadığı, güvence altına alınmadığı, Avrupa standartlarında olmadığı bir ülke olarak görünüyor...” (Hürriyet, 28 Eylül)
Bu dönemde ekonomik grafikler de aşağıya doğru maalesef.


AİHM YARGICI


Sayın Işıl Karakaş, faiz lobisinin adamı olabilir mi?! Yahut “üst akıl” tarafından yönlendirilen biri?!
Hürriyet’e açıklama yaptığına göre, Işık Karakaş’ı, Aydın Doğan etkilemiş olmasın?!
Ya da Mars’tan gelen görünmez yaratıklar?!
Fakat ortada AİHM’deki dosyalar var. “Twitter miwitter” yasaklarına ilişkin AYM kararları var! Onurlu bir yargıç başka türlü konuşabilir mi?
Dahası, hukuk profesörü Işıl Karakaş, AİHM yargıçlığı için hükümet tarafından gösterilen üç adaydan biridir. Reformist ve özgürlükçü döneminde AKP de onun hukukçu kimliğine saygı duymuş demek ki!
Avrupa Konseyi Asamblesi’nde bir komisyon, kılı kırk yararak hükümetlerin gösterdiği üç adayı liyakatli görmezse geri çevirir; partili bir avukatı HSYK’ya atayabilirsiniz fakat AİHM’ye kabul ettiremezsiniz.
Işıl Karakaş, Asamble Komisyonu tarafından AİHM yargıçlığına layık görülmüş bir hukukçudur. Doğruyu arayanlar partinin propaganda makinesine değil, ona itibar eder.


ÇIKMAZ SOKAK


Hazin bir olgu da Türkiye’nin AİHM’de de Putin Rusya’sıyla aynı sırada bulunmasıdır:
“AİHM kararlarını en fazla yerine getirmeyen ülkeler Rusya ve Türkiye. Ukrayna ve Romanya da var.”
İktidar bu tablodaki yerini kabulleniyorsa, sözün bittiği yerdeyiz. Fakat bundan rahatsız oluyor ve demokrasi kalitesiyle itibar kazanmak istiyorsa, bunun yolu “faiz lobisi, üst akıl” falan gibi gülünç komplo teorilerine sığınarak dünyanın gözünde bu zihniyet seviyesinde görünmek değildir.
Doğan Grubu’na karşı yürütülen “Söyletmen vurun!” kampanyası da iktidar hakkındaki “otoriterleşme” eleştirilerini perçinlemekten başka bir işe yaramıyor.
Başarılı yıllarında iktidarın dili ve tavrı böyle miydi?! Bu öfkeli dil ve tavrın bir çıkmaz sokak olduğunu herkesten önce AK Partililer görmelidir.
İktidar Putin Rusya’sıyla değil, gelişmiş demokrasilerle birlikte anılmak ve demokrasi dünyasında eskisi gibi övülmek, ekonomide de eskisi gibi büyümek istiyorsa yapabileceği tek şey özgürlükçü demokrasiyi içtenlikle benimsemektir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI