"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Faiz sorunu

OSMANLI tarihinde modern bankalar 19. yüzyılda kuruluncaya kadar esnaf ve üreticinin kredi ihtiyacını “para vakıfları” karşılardı.

Zenginler paralarını vakfeder, vakıflar da esnafa faizle kredi verirdi.
17. yüzyıla kadar Osmanlı tarihindeki en gelişmiş ekonomik kurumlardan biridir bu.
Kanuni zamanında Şeyhülislam Çivizade Muhyiddin Efendi bunun caiz olmadığına dair fetva verdi... Bilhassa ticaretin geliştiği Rumeli’de para vakıfları battı, esnaf tefecinin eline düştü.
Para vakıflarının faiz geliriyle finanse edilen sosyal ve dini kurumlar da çöktü.
Sofya’da bulunan Halveti Şeyhi Bâli Efendi, para vakıflarının önemini ve bunların çökmesiyle halkın büyük sıkıntıya düştüğünü anlatan uzun bir risale yazdı. Kanuni’ye gönderdi, İstanbul’a gelerek bizzat da kendisiyle görüştü.

OSMANLI’DA VE AVRUPA’DA

Çivizade’nin başka tavırlarından da rahatsız olan Kanuni, 1542’de onu azletti. Şeyhülislamlığa Ebussuud Efendi’yi getirdi. Ebussuud Efendi, para vakıflarının, “muamele-i şer’iye” denilen formalite ile yüzde 12’ye kadar faizli kredi verebileceği yolunda fetva çıkardı.
Ebussuud Efendi fıkıhta çok önemli bir içtihat metodu olan “istihsan” kuralını uygulamıştı. Prof. Mehmet Erdoğan’a göre, “istihsan”ın çok basit tanımı, “ilk akla gelen çözüm”, yani faizi yasaklamak yerine, “insanların ihtiyacına daha uygun olanı” tercih etmektir.
Bu sayede esnaf tefeciden kurtarılmış, hayat normale dönmüştü.
Osmanlı’da yüzde 12 faizin makul sayıldığı 16. yüzyılda Avrupa’da faiz yüzde 4-5 civarındaydı! Bir otorite öyle karar verdiğinden değil... Avrupa’da sermaye boldu, ücreti de düşüktü. Osmanlı’da ise sermaye birikimi yetersizdi, ücreti de yüksekti.
Benim “Türkiye’nin Hukuk Serüveni” adlı kitabımda ayrıntılar ve bu bilgilerin akademik kaynakları gösterilmiştir. Burada ayrıntıya girmiyorum.

GÜNÜMÜZE GELİRSEK

Fıkıhta “istihsan” gibi hukuka canlılık kazandıracak metotların bulunduğunu, fakat zamanla zihinler kalıplaştığı için ihmal edildiğini belirtmeliyim. Bu konuda İlahiyatçı Prof. Mehmet Erdoğan’ın kitaplarını tavsiye ederim.
Çağdaş ekonomide faiz artık sadece dostların borç işlemleri değildir. Daha önemlisi, ekonomiyi düzenlemek için kullanılan bir enstrümandır. Çok basitçe, dövizi frenlemek isterseniz faizi biraz yükseltirsiniz. Döviz sorun değilse ve tüketimi artırmak istiyorsanız faizi aşağıya çekip piyasaya para sürersiniz...
Bu işlemler, uzun vadede ağır sonuçlar doğuracağı için günlük siyasete değil, bağımsız Merkez Bankası’nın yetkisine bırakılmıştır.
Siyaset piyasayı hareketlendirmek için faizi aşağı çekmek isteyebilir. Merkez Bankaları ise “siyasi akıl”la değil “ekonomik akıl”la karar verir, mesela enflasyonu dizginlemek için mali disipline öncelik verebilir.

EKONOMİK AKIL

Ekonomi bilgisi uluslararası düzeyde takdir edilen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Davos’ta, dünyada döviz bolluğunun artık sona erdiğine dikkat çekerek, “Bizim mali disipline odaklanmamız lazım” diye konuştu. Şunları söyledi:
“Enflasyonda referans Merkez Bankası’nın söylemleridir. En doğrusunu onlar bilir... Merkez Bankası bağımsız bir kurum. Burada önemli olan şey, Merkez Bankası’nın kredibilitesi. Küresel ekonomide oldukça sıkıntılı günlerin yaşandığı bir dönemde Merkez Bankası bu işi iyi götürüyor.”
Uzak tarih de hatırlayabileceğimiz zamanlardaki ekonomik krizler de gösteriyor ki, faiz meselesi çok karmaşıktır; istenmedik sonuçlar doğurabilir. Onun için bu konuya “ekonomik akıl”la bakmak ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığına özen göstermek lazım.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI