"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Diyanet

DİYANET İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez’in görevinden ayrılması önemli bir olaydır. Yedi yıl önce de Prof. Ali Bardakoğlu “kırgın ama vakur” bir davranışla görevini bırakmış, siyasi bir tartışmaya konu olmaktan sakınarak sessiz kalmış, “kendisini ilme vermişti”.

Bardakoğlu Hocamız “Kuran Araştırmaları Merkezi”nde akademik çalışmalar yapıyor.

Görmez’in ayrılması da böyle oldu. Ahmet Davutoğlu’nun dediği gibi Görmez de “onur ve vakar ile görevini bıraktı”, o da “kendisini ilme verecek”.

DİYANET’İN YERİ

Görmez’in eleştirilecek davranışları olabilir fakat referandum kampanyasında Diyanet camiasını kararlı bir davranışla siyasetin dışında tutmuş olması ile İslam anlayışı konusundaki akademik yaklaşımı önemlidir.

Diyanet, devlet kurumu olduğu için her devirde iktidarların siyasi taleplerine maruz kaldı. İktidarlar Diyanet’i genellikle emirlerindeki bir “bürokratik kuruluş” olarak gördü.

Adalet Partili bir bakanın 1965 yılında Diyanet İşleri Başkanı merhum İbrahim Elmalı hakkında “tapu kadastro müdüründen ne farkı var” sözü, veciz bir itiraftı.

Prof. Görmez de dünkü veda konuşmasında Diyanet’in bu yapısal sorununu şu sözlerle ifade etti:

“Bu köklü müessesenin salt bürokratik bir kurum mu, yoksa ilmiyeyi de temsil eden, dini-manevi hayatımızı sevk ve idare eden bir müessese mi olacağına artık kesin şekilde karar verilmelidir.

Diyanet’in özerk bir kuruluş haline getirilerek siyasi etki alanının dışına çıkarılmasının zamanı çoktan geldi de geçiyor bile.

‘KOL KIRILIR YEN İÇİNDE’

Prof. Görmez dünkü konuşmasında, FETÖ’yü kastederek eleştiri konusunda “40 yıl gecikmiş olmanın mahcubiyeti”nden bahsetti.

Bu samimi sözler, günlük sorunun ötesinde, dini çevrelerde eleştiri fikrinin işlemediğini, sorunlar görülse bile “kol kırılır yen içinde” geleneğiyle davranıldığının bir itirafı değil midir?

Onlar yazacaklardı ki bizler öğrenecektik.

FETÖ’den başka, işte yeni yeni ilahiyatçılarımızdan öğreniyoruz ki, bir kısım cemaat ve tarikat rant ve siyasi nüfuz kavgası içindedir!

Bu hazin tablo din kültürümüzdeki sorunların dışavurumlarından biridir. “İhlas” ve “ahlak” gibi dinin iki asli cevherinin yerine, gösterişli şekilde artan dini söylemle dünyevi hırsların pompalanması her samimi Müslüman’ın yüreğini yakması gereken çok ciddi bir sorundur.

Sorunlar ortaya konulmalı ki çözümler konuşulabilmeli.

DÜŞÜNCENİN YENİLENMESİ

Prof. Görmez’in iki eserini okudum: Doktora tezi olan “Sünnet ve Hadis’in Anlaşılması ve Yorumlanmasında Metodoloji Sorunu”, öbürü “Hadis İlminin Temel Meseleleri”.

Kitap ve konuşmalarında “Sorun, metodoloji, mesele, tahlil, tenkit” kavramlarını vurgulaması son derece önemlidir.

Prof. Görmez’in bu bakışla neşter vurduğu problemlerden biri “dini metinleri birer kanun metni gibi anlayan” Selefi ve radikal görüşlerdir.

İnsanları militanlaştıran bu tür radikalizmlerle, insanları robotlaştıran mistik yapıların yol açtığı sorunları bütün İslam dünyası kanlı tecrübelerle yaşamaya devam ediyor.

Görmez’in, “medeniyet tarihinde beni en çok üzen, rasathanenin kapatılmasıdır” sözünü de hatırlatmalıyım.

Pakistanlı İkbal’in deyişiyle “İslam’da dini düşüncenin yeniden teşekkülü”nün ne kadar hayati bir “ihtiyaç” olduğu açıktır.

Sayın Görmez’e bu yöndeki ilmi çalışmalarında başarılar diliyorum.

Siyasetten uzak, bu konulara öncelik veren Diyanet’e ve ilahiyatçılara çok ihtiyacımız var.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI