"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Din dersi

AİHM’de 7 hâkimin verdiği kararla Türkiye anayasa değişikliği yapmak zorunluluğuyla karşı karşıya kaldı!

İyi de “milli irade” nerede kaldı?
AİHM’deki Türk yargıç Sayın Işıl Karakaş, zorunlu din kültürü ve ahlak derslerini düzenleyen Anayasa’nın 24. maddesini değiştirmenin “zorunlu” olduğunu belirtiyor.
2010 referandumunda “evet” oyu veren, 2007 yılında da AKP’nin talebiyle anayasa taslağı hazırlayan akademisyenlerden Prof. Serap Yazıcı da aynı şeyi söylüyor.
AK Parti iktidarının kendisi de 2004 yılında Anayasa’nın 90. maddesini değiştirerek “temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmaları”, yani Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni üstün hukuk normu olarak kabul etmişti.
Artık “zorunlu din dersleri”ni sürdürmek mümkün değildir.


MİLLİ İRADE

Çağımızda “milli irade” hukukla sınırlıdır. Anayasa Mahkemesi’nin 17 üyesi, milli iradenin çıkardığı bir kanunu anayasaya aykırı bulursa iptal eder. Beş üye, “bireysel başvuru” konusunda karar verir ve o karar bağlayıcıdır.
Ve Strazburg’da 7 hâkim, Anayasa’da değişiklik yapmamızı gerektiren bir karar verdi.
İşte, hukukun çağımızdaki boyutları!
Rousseau’nun “milli irade”yi yanılmaz ve mutlak sayan Jakoben doktrini çok eskidi. Çağımızda “milli irade”, yasama ve yürütme erkinin temelidir; meşruiyetin kaynağıdır fakat hukukun üstünlüğü ile sınırlıdır.
İktidarın da bunu içine sindirmesi lazım.


AİHM NE DİYOR?


AİHM kararında Türkiye nüfusunun çoğunluğunun Sünni olduğu, hükümetin din derslerinde çoğulculuk yönünde değişiklik yaptığı belirtiliyor. Fakat bu değişikliğin “Türkiye’deki inançlara ilişkin bilgi eklemek” düzeyinde kaldığı, özünün değişmediği de vurgulanıyor. Bağlayıcı hukuki tespit bu.
Siyasi ve toplumsal açıdan ise, Alevi vatandaşlarımız, dersin içeriği ne olursa olsun, bunu bir dayatma olarak görüyorlar ve otuz yıldır itiraz ediyorlar. Kitaplara Aleviliğe ilişkin “bilgi eklemek”, durumu değiştirmemiştir.
Hem hukuki hem toplumsal açıdan sürdürülemez bir durum var ortada.
Saygın din âlimlerimizden eski Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç, yıllardan beri iktidarı bu yönde uyardığını, fakat meramını anlatamadığını açıkladı. Muhterem Tayyar Hocamız, hem İslami ilmiyle hem modern pedagoji birikimiyle önem verilmesi gereken bir isimdir. Hükümet de Diyanet de Altıkulaç’ın tavsiyelerini ciddiye almalıdır.
Artık bu “zorunluluk” kaldırılmalıdır.


VATANDAŞLIK GÖREVİ


Görüşlerine katılıp katılmamak ayrı bir konu, Başbakan Davutoğlu’nun sakin ve kavramsal bir dille konuşmasını beğeniyorum. Evet, Batı’da bazı ülkeler, inanç mensupları arasında karşılıklı anlayış ve hoşgörü geliştirmek için “din kültürü”nü zorunlu ders olarak okutuyorlar.
Kaliteli bir sağcı aydının Marksizmi okuması nasıl gerekliyse, bir ateistin din ve metafizik hakkında asgari bir bilgiye sahip olması gerektiği de doğrudur.
İnançların çok etkili olduğu bir çağdayız. Türkiye’de siyasette de ne kadar etkili olduğu belli. Hele Ortadoğu’da bu yüzden kan gövdeyi götürüyor.
İnançlar hakkında genel bir kültür ve anlayış geliştirmeye Türkiye’de kesinlikle ihtiyaç vardır. Fakat, değil anlayış, gerilim yaratan bugünkü zorunlu ders sistemi devam ettirilemez.
CHP’li Rıza Türmen, AİHM ölçülerine uygun “başka bir ders” konulabileceğini söylemiş, bence doğru bir çıkış noktası olabilir bu.
Bir Sünni Müslüman’ın, değil din bilgisi, din eğitimi için bile sınırsız imkânları vardır, zorunlu derslerin seçimlik hale gelmesi bir kayıp sayılmaz, fakat Alevi vatandaşlarımızı rahatlatır. Bu, vatandaşlık görevimizdir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI