"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Çözüm süreci?

SURİYE bünyesindeki etnik ve mezhepçi çatışma, Türkiye’nin güvenliğini ciddi surette sarsıyor, korkarım ki böyle tırmanmaya devam ederse Türkiye’nin “Suriyeleşme” tehlikesi bile artacaktır.

Suriye’deki IŞİD-PYD çatışması Türkiye’nin Güneydoğusuna zaten taşınmış vaziyette. IŞİD’in her caniyane saldırısı, Kürt milliyetçiliğine benzin döküyor.
Baştan beri demokratik siyasete dönerek şiddeti bırakmayı bir türlü içine sindirememiş olan KCK da tekrar terörü tırmandırmak için bu ortamı gerekçe olarak kullanıyor. IŞİD’in Suruç’ta yaptığı barbarca katliamdan sonra iki polisimiz şehit edildi, dün Diyarbakır’da silahlı saldırıya maruz kalan iki polisimizden biri şehit düştü. Bir süredir zaten TIR’lar yakılıyor, şantiyeler basılıyor.
HDP’nin seçimlerden önceki “sevimli” dili bırakıp militan ve tahrikçi açıklamalar yapması, bu tırmanışa eşlik ediyor.
Hükümetin de “çözüm süreci”ni kötü yönetmesi, KCK’nın propagandalarına malzeme veriyor maalesef.


DOLMABAHÇE MUTABAKATI?!


28 Şubat 2015 günü Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala, Dolmabahçe’de Sırrı Süreyya Önder ve arkadaşlarıyla birlikte açıklamalar yaptı. Öcalan’ın kaleminden çıkıp ‘devlet’in revizyonundan geçen “Dolmabahçe mutabakatı” denilen metni Sırrı Süreyya okudu.
Metnin önü arkası düşünülmeden hazırlandığı ortaya çıktı. Belli ki seçim yatırımı olarak düşünülmüştü! Zira öne çıkarılan husus, Abdullah Öcalan’ın KCK’ya “Kongreyi toplayın, silah bırakın” çağrısı yapmasıydı.
İktidar sevinçliydi, silah bıraktırma aşamasına gelinmişti!
Fakat aynı gün, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu ANF’ye şu açıklamayı yaptı:
“PKK kongresini yapıp silah bırakma kararı alacak biçimindeki yaklaşımlar demagojidir.”
Ve Mustafa Karasu Kandil’de KCK adına son sözü söyledi:
“Hiç kimsenin PKK adına silah bırakmasından, PKK’nın kongre yapıp silah bırakma kararı alacağından söz etmesi mümkün değildir. Hiç kimsenin üzerinde böyle bir vazife yoktur” (Özgür Gündem, 1 Mart)


ÇELİŞKİLİ SÖYLEMLER


PKK’nın önemli bir kesimi silah bırakmaya yanaşmıyordu. Cemil Bayık, bir yıl önce, Temmuz 2014’te açıkça “Silah bırakmayız” diye konuşmuştu zaten. Silahlı kadrolarını yurtdışına çekmemeleri de bundandı.
Çözüm süreci iyi yürütülseydi silahsız ve demokratik usullerle çözüm aranmasını isteyen Kürt vatandaşlarımıza, kimin kandan, ölümden yana olduğunu bu şekilde göstermek mümkün olacaktı. Fakat iktidar bu başarıyı gösteremedi. Niyeti ne olursa olsun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kürt sorunu yoktur” sözü, muhafazakâr Kürtler üzerinde bile olumsuz etkiler yaptı. Cumhurbaşkanı’nın 22 Mart’ta Ukrayna dönüşü, “Dolmabahçe toplantısını doğru bulmuyorum” diye açıklamalar yapması hükümetle çelişkiliydi ve süreci engellediği şeklinde negatif propagandalara yol açtı.
Geniş kamuoyunda, Erdoğan’ın bu sözleri milliyetçi oyları kazanmak için söylediği, Kürt kamuoyunda ise silahsız çözüm arayışını iktidarın engellediği şeklinde algılar oluştu.
HDP’nin oylarının yüzde 13’e çıkması, AKP’nin oylarının yüzde 41’e düşmesinde bu algıların rolü önemlidir.


İKİLİ TEHDİT


Silah dayatması yapan PKK ve KCK olduğu halde, çözüm sürecinde iktidar kamu diplomasisini iyi yönetemediği için öyle bir noktaya gelindi ki, bugün hem Kürt siyasi hareketi yüzde 13 oyla daha da güçlendi, hem KCK silahlı eylemlerini artırdı. Suriye’nin kuzeyinde Rojava rejimi kurmak için IŞİD’le savaşan PYD de uluslararası destek kazandı! Halbuki PYD Suriye’nin başka hiçbir yerinde IŞİD’e tek kurşun sıkmıyor!
Türkiye öyle bir ortamdadır ki, hem IŞİD terörü hem PKK terörü ülkemizde “Suriyeleşme” tehlikesi yaratıyor. Dün de Kilis’te IŞİD bir askerimizi şehit etti, iki askerimizi yaraladı.
Ne yapmalı? Yarın devam edeceğim.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI