"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Cezalandırmak

ÖLÇÜSÜZ cezalandırma eğilimi aile hayatında da siyasi hayatta da otoriterlik göstergelerinden biridir.

Otoriter baba “kızını dövmeyen dizini döver” diye düşünür mesela.
Geleneksel bütün kültürlerde hiyerarşi ve itaat çok önemli olduğu için otoriter normlar sadece bizde değil, Victor Hugo ve Charles Dickens gibi ünlü yazarların tasvirlerinde Batı tarihinde de görülür.
Siyasette ise otoriter davranışlar yine aşırı cezalandırma eğilimiyle ortaya çıkar. Polis daha çok ölçüsüz güç kullanır. Mahkemelerin şiddetli cezalar vermesi beklenir. Siyasi iktidarlar hoşgörüsüzdür, dışlayıcıdır.

‘ÇOCUK YAŞTA’

Konya’da 16 yaşında liseli bir genç, Cum-
hurbaşkanı Erdoğan’a hakaret içeren bir konuşma yaptı, 25 Aralık’ta tutuklandı. O yaşta bir çocuğun tutuklanması büyük tepki doğurdu.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ 26 Aralık’ta “Yargıya müdahale edemeyiz fakat çocuk yaştakilerin tutuklanmaması esastır” diye güzel bir açıklama yaptı. Tutuklama kaldırıldı.
Ve dün, Adalet Bakanı’nın izniyle “çocuk yaştaki” bu genç hakkında 4 yıl hapse kadar ceza talebiyle dava açıldı!
Bu tür suçlarda dava açılması Adalet Bakanı’nın iznine tabidir. Çünkü cezanın amacı sistemde en yüksek makamı temsil eden cumhurbaşkanının toplumdaki saygınlığını korumaktır. Halbuki bazı hallerde dava açılması daha büyük tartışmalara yol açabilir. Böyle durumlarda Adalet Bakanı dava açılmasına izin vermez, olay büyütülmez, kapatılır.
Yargılama başladığında göreceksiniz, “cezasını çeksin” düşüncesi değil, aksine “çocuk yargılanıyor” duygusu ağır basacak, içte ve dışta tepkiler artacaktır.
Bakanlık dava için izin vermemeliydi.

DAVUTOĞLU’NUN SÖZLERİ

Başbakan Prof. Davutoğlu, 26 Aralık akşamı bir TV kanalında şöyle konuşmuştu:
“Tutuklanan gençle oturup konuşmak isterdim. Mesele şu: Niye 16 yaşındaki bir çocuk cumhurbaşkanına hakaret etsin? Hepimizin buna itina göstermesi lazım.”
Hiç şüphesiz cumhurbaşkanı, Anayasa’nın 103. maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti’nin şan ve şerefini” temsil eder. Bu sebeple ona özel saygı gösterilir, huzurunda ayağa kalkılır mesela. Cumhurbaşkanının anayasaya göre partiler üstü ve siyasi akımlara eşit mesafede bulunması, bu saygınlığının zedelenmemesi içindir.
İşte bu noktada herkes düşünmelidir: “Niye 16 yaşındaki bir çocuk cumhurbaşkanına hakaret etsin?”
Bu kutuplaşmaya, bu öfke siyasetine herkes son vermelidir, “çocuk yaştaki” nesillere sirayet ediyor artık.
Keşke bu çocuğa hapis istemek yerine, bir iktidar yetkilisi oturup konuşsaydı, değil mi?

TÜRK OKULLARI

Ölçüsüz cezalandırma ile otoriterlik arasındaki ilişkiye değinmişken, Gülen cemaatinin Afrika’daki okullarını kapatma girişimi de böyle bir örnektir.
Somut ve kanunla tanımlanmış suçu olanları evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde yargılayın. Fakat yurtdışında dil ve kültürümüzü yayan okulların, öğretmenlerin, öğrencilerin suçu ne?!
Başbakan Davutoğlu’na hatırlatmak isterim. 1881 yılında Fransa’da başbakan olan laikçi Gambetta, pazar ayinlerine giden öğretmen ve subayları “içimizdeki düşman” diye görevden atmasıyla ünlüdür. Fakat kilisenin Kuzey Afrika’daki misyoner faaliyetlerine devlet desteği vermektedir. Nedeni sorulduğunda cevabı şöyledir:
“Bizim laikliğimiz ihraç etmek için değildir!”
Çünkü misyonerler Fransız kültür ve dilini yayıyorlardı. (Robert Gildea, France 1870-1914, s. 49, 90)
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, bu okulların bayrağımızı yükselttiğini kabul ederek, “Yükselen bayrak inmez, oralarda biz okul açacağız” diyor. Bu kadar ülkeye memur tayin edilecek! Devletleştirmedir bu!
Devletleştirme de bir otoriterleşme yöntemidir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI