Boş propaganda

 ATATÜRK yaşasaydı evet mi derdi, hayır mı?

Haberin Devamı

Alparslan Türkeş başkanlık sistemini istiyor muydu, istemiyor muydu?

Evetçiler mi, hayırcılar mı daha vatansever?

Evetçiler mi, hayırcılar mı “değerlerine, öz medeniyet ve kültürüne yabancılaşmış”tır?

Bunların hepsi içi boş propaganda malzemeleridir. Bir referanduma giderken asıl konuşulması gereken “yetki” ve “denetim” konuları gözden kaçmaktadır.


KİM KİMİNLE BERABER?


Atatürk yaşasaydı evet mi derdi, hayır mı? Bu soru yanlıştır. Çünkü Atatürk’ün yahut başka bir tarihi şahsiyetin çok farklı olan zamanımız şartlarında ve milletvekilleri için bile sürpriz oluşturmuş bir metin konusunda nasıl davranacağı bilinemez.

Atatürk’ün 30 cilt tutan “Bütün Eserleri”nden keyfimize göre sözleri seçip “hayır” veya “evet” diyeceği yolunda spekülasyon yapmanın boş propagandadan öteye değeri yoktur.

Vatanseverlik mi?

PKK’nın ve diğer terör örgütlerinin hayır dediği doğrudur.

Fakat PKK askeri darbelere de karşıdır. PKK yayınlarına bakın, en çok kullandığı kavramlardan biri “işkence”dir.

Evet diyenler de askeri darbelere ve işkencelere karşı... Öyleyse evet diyenler “PKK’lılarla beraber” mi? Asla.

Evet diyenler de hayır diyenler de ülkenin geleceği için daha iyi olacağını düşünerek öyle davranıyor.

Ama vatanseverlik gibi yüksek ve birleştirici değerler bile propaganda elinde böyle istismar ediliyor.


TÜRKEŞ VE MHP

Haberin Devamı


Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş MHP’de iken başkanlık sistemi için “akla ziyan” demişti... Şimdi Alparslan Türkeş’in “tek başkan, tek meclis...” diyerek başkanlık sistemini öven konuşmasını evet propagandası için kullanıyor.

Merhum Türkeş’in “9 Işık” adlı kitabında yer alan o konuşması 9 Haziran 1973 tarihlidir, 44 yıl öncesine aittir!

Özellikle 12 Eylül’den sonra Türkeş’in başkanlık sisteminden bahseden tek cümlesi yoktur, aksine “parlamenter demokrasi” vurgusu vardır.

Kitabın yeni baskılarında 44 yıl önceki o konuşması olduğu gibi kalmıştır.

Hatta Devlet Bahçeli parlamenter sistemi savunurken şöyle demişti:

“Merhum Başbuğumuz iktidarın bu kadar hırslı ve inatkâr tavrını görmüş olsaydı, 9 Işık kitabından o bahsi çıkarırdı, o faslı çıkarırdı. Yani parlamenter sistemi daha güçlü savunma ihtiyacı hissederdi!” (11 Aralık 2012)

Bugün Bahçeli aksi görüşte...

Siyasette “gerçek” ne kadar değişken! Propaganda ne kadar becerikli!


‘YABANCILAŞMIŞ PARÇALAR’

Haberin Devamı


Hayrettin Karaman Hocamız hayır oyu verecek vatandaşların “değerlerine, öz medeniyet ve kültürüne yabancılaşmış parçalar” olduğunu yazdı! (Yeni Şafak, 26 Mart)

Bu ikincisidir, daha önce de 5 Mart’ta böyle bir yazı yazmıştı.

Değerli yazar İbrahim Kiras, Sıffin Savaşı’nda Muaviye’nin kılıçlara Kuran sayfaları taktırmasını hatırlatan seviyeli bir eleştiri yazdı, “güncel siyasi bir konuyu İslam inancının bir cüzü olarak görmenin her bakımdan son derece tehlikeli” olduğunu belirtti. (Karar, 28 Mart)

Ben de diyorum ki, referandum metninde cumhurbaşkanına hangi “yetkiler”in verildiğini anlatıp, bunların ”denetiminin” nasıl düzenlendiğini irdelemek fıkıh uzmanı Hayrettin Karaman’a daha çok yakışmaz mıydı?!

Zira fıkıhta da “yetki sahipleri”nin o zamanlara göre denetlenmesine dair kurallar var.

Maalesef, kutuplaşma ve propagandalar en hayati konu olan “yetki” ve “denetim” sorunlarını dikkatlerden uzaklaştırıyor. Tarihte kim, ne demiş olursa olsun, günümüzdeki propagandalar ne olursa olsun, hayati bir konu olan sistem meselesine “yetkiler”in neler olacağı, bu yetkileri “denetlemenin ve dengelemenin” mümkün olup olmayacağı açısından bakmalıyız.

Yazarın Tüm Yazıları