"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Bizden, sizden

DİYARBAKIR milletvekili Galip Ensarioğlu’nu severim ve takdir ederim.

AK Partili olduğu için şu sözleri daha bir önemli:

“Aslında şimdiki sistem bizim daha çok işimize yarar. Yasama bizim elimizde, yürütme bizim elimizde, yargı bizim elimizde.”

Ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “Ensarioğlu hukukçu değil, sürçülisan etti” diyerek düzeltmek istedi.

Ensarioğlu Bakan’ın sözlerine karşılık şunları söyledi:

“Yanlışlıkla ağzımdan kaçırmadım. Yargı bağımsız olmakla birlikte sözde, ama istediğimiz zaman çıkardığımız kanunlar ve anayasa değişiklikleriyle yargının alanını sınırlayabiliyoruz, yapısıyla oynayabiliyoruz. Bugünkü sistem bu gücü ve imkânı size fazlasıyla sunuyor.”

İşte tarihçilerin asıl referans yapacağı Ensarioğlu’nun bu sözleridir.


‘LİBERAL-MUHAFAZAKÂR’


Sayın Ensarioğlu kendisinin “liberal muhafazakâr” olduğunu söyler. Manevi hocam Ali Fuat Başgil’in etkisiyle ben de bu kavramı çok benimserim.

Şaşırdığım husus, “liberal” Ensarioğlu’nun bu sözleri nasıl rahatça söylediğidir.

Elbette sosyalizmin (eşitlik) ve muhafazakârlığın (istikrar ve birikim) savunduğu değerler de var. Ama kuvvetler ayrılığı liberal felsefenin önerdiği bir değerdir. Demokrasiyi benimseyen sol ve sağ bütün akımlar tarafından kabul edilerek evrensel hale gelmiştir.

Türkiye’de iktidarın sadece yasama ve yürütmeyi değil, yargıyı da “eline” alması ve “yargının yapısıyla oynayabilmesi” Ensarioğlu’na göre parlamenter sistemden kaynaklanıyor. Aksine, parlamenter sistemde bile böyle yapılırsa, aynı siyasi kudretin yazacağı bir anayasa nasıl olur diye sormak gerekir.


YAPBOZ KANUNLARI


Sayın Bozdağ, Ensarioğlu’nun “hukukçu olmadığını” söylüyor. Maalesef her devirde adaletin “yapısıyla oynanması” bir kısım hukukçular eliyle oldu. Takrir-i Sükûn’u yazanlar da 27 Mayıs’ta yargıda kıyım yapanlar da bir kısım hukukçulardı. Onların da siyasi gerekçeleri vardı!

Hem tabloyu görmek için hukukçu olmak da şart değil.

Torba yasalar çıkararak ceza, usul ve HSYK kanunlarıyla o kadar çok “oynandı” ki, Sayın Bozdağ’ın kendisi 15 Ekim 2014 günlü açıklamasında, “Yapboz gibi bir görüntü eleştirisi yapılabilir” demişti.

Bu kanunları çok yazdığım için tekrar etmiyorum. Ensarioğlu yaşanan gerçeği ifade etmiştir: “İstediğimiz zaman çıkardığımız kanunlar ve anayasa değişiklikleriyle yargının alanını sınırlayabiliyoruz, yapısıyla oynayabiliyoruz.”


DÜNYADAKİ YERİMİZ


Bu noktada şunu belirtmeliyim: “World Justice Project” adlı bağımsız hukuk kuruluşunun “Hukuk Devleti İndeksi”nde, Türkiye 102 ülke arasında 80. sıradadır!

Tunus 43. sırada, Özbekistan 81. sıradadır.

Neye göre? Dört açıdan yapılan araştırmaların verilerine göre, özetle:

Bir, hesap verirlik.

İki, kanunların açık, ulaşılabilir, istikrarlı ve adil olması.

Üç, kanunların uygulandığı süreçlerin ulaşılabilir, dürüst ve etkin olması.

Dört, adaletin zamanında, liyakatli, bağımsız ve tarafsız organlarca dağıtılması.

Dördü de çok önemli ama bilhassa “kanunların istikrarlı” ve adalet dağıtanların “liyakatli, bağımsız ve tarafsız” olmaları konusuna dikkat etmeliyiz.

Bir “yapboz kanunları”na bakın, bir de 80. sıradaki yerimize!

Siyasetin üstünde bazı değerlerin olduğunu kabul etmeliyiz. Başta hukukun evrensel prensipleri olmak üzere...

Yüzyıldır ateşli siyaset kavgaları yapıyoruz; kızışan kavgaların siyaseti düşürdüğü “sapık” seviyeye bir bakın!

İyi yönetilen, huzurlu ve saygın bir ülke düzeyine yükselmenin önşartı, siyasete “Kim?” (bizden, sizden) diye değil, “Nasıl?” (hukuka saygı ve siyasi olgunluk) sorgusuyla bakmaktır.

NOT:  Bu akşam '1919-1920' belgeselinin üçüncü bölümünde Mondros mütarekesi, İngiliz siyaseti ve işgaller ele alınıyor. CNN Türk'te saat 21:00'da...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI