"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Bir kanun hikâyesi

BUGÜN size Türk Ceza Kanunu’nun bir maddesinin başına gelenleri anlatacağım. Kanun çıkararak hukukun temel prensipleri nasıl eğilip bükülür, bunun bir örneğidir.

TCK’nın 277. maddesi, evveliyatına girmiyorum, 2012 yılında yeniden düzenlendi. Teknik ayrıntıya girmeden, “görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada” emir veya talimat vererek, baskı yaparak veya başka şekillerde yargı görevlilerini etkilemek suçtur hükmü getirildi.

Şüphelilerin lehinde olsun, aleyhinde olsun müdahale suçtu.

Eskiden de var olan hüküm, bu şekilde netleştirilmişti.

Dikkat, “yapılmakta olan bir soruşturmada” da yargıya müdahale suçtu. Sadece koğuşturma yani mahkeme aşamasında değil, “soruşturma” yani savcılık aşamasında da savcılara, tanık ve bilirkişilere, tutuklama, arama, el koyma yetkilerine sahip hâkimlere emir ve talimat vermek, etkilemek suçtu.

ARTIK SUÇ DEĞİL!

Haziran 2014’te aynı iktidar kendisinin 2012’de düzenlediği bu maddeyi değiştirdi, madde metninden “yapılmakta olan bir soruşturmada” ifadesini çıkardı.

Artık savcıları ve soruşturma aşamasındaki yargıçları etkilemek, yönlendirmek suç değildir!

2012’deki olumlu düzenlemeye de 2014’teki bu olumsuz değişikliğe de AK Parti’nin ünlü hukukçularından bir kısmı Adalet Komisyonu’nda destek verdi!

Muhalefet itiraz etti elbette. O zaman MHP de muhalifti, MHP’liler de itiraz etmişti.

Saygın ceza hukukçularımız Prof. İzzet Özgenç ve Prof. Adem Sözüer de komisyonda ayrıntılı gerekçelerle itiraz etmişlerdi.

2 Haziran 2014 günlü Adalet Komisyonu zabıtları hukuk tarihimize geçecek, herkes kendisi hakkındaki tarihin hükmünü görecektir.

Bu tutanaklardan bir cümle:

“Soruşturma aşamasında sadece savcılık değil, bunun yanında tutuklama, yakalama ve el koyma kararları gibi hâkimleri de etkilemenin önü açılmamalıdır.”

Ama önü açıldı, çoğunluk tasarıyı kabul etti.

‘BEN TARİHTEN KORKARIM’

Kanunların Meclis’ten geçmesi böyle müzakerelerle oluyor, bazen düzeltmeler yapılıyor, daima tarihe belgeler bırakılıyor.

KHK’larda bu süreçler yoktur.

Peki, tarih önemli mi?

27 Mayıs’ta hukuka aykırı bildiriyi imzalaması istendiğinde merhum Prof. Tahir Taner, “Ben tarihten korkarım” diyerek reddetmişti. Hukuk tarihimizdeki bu isimleri bugün saygı ve rahmetle anıyoruz, örnek gösteriyoruz.

Hukuk her siyasi davadan üstündür.

İktidar 17/25 Aralık döneminde FETÖ’yle mücadele etmek için böyle hukukun genel prensiplerine aykırı birtakım kanun değişiklikleri yaptı. Birkaç ay arayla değiştirilen kanunlar da oldu. Bekir Bozdağ “Yapboz kanunları diyebilirsiniz” demişti zaten. (15 Ekim 2014)

ARTIK SUÇ OLSUN

Fakat hukuk böyle araçsallaştırılınca ne büyük mağduriyetler ortaya çıktı, değil mi?

ByLock’un tek başına delil olmayacağı anlaşılıncaya kadar binlerce insan mağdur oldu.

Hukuk, görünen cemaat tarafıyla görünmeyen gizli örgüt tarafını titizlikle ayırmalıdır.

Hukuk gazetecileri tutuksuz yargılamalıdır.

Hukuk kendini siyasetin üstünde tutmalıdır. Bu sorunları ve 277. madde sorununu defalarca yazdım.

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, 277. maddenin 2012’deki doğru haline dönüştürülmesi için Meclis’e dün kanun teklifi verdi; olumlu bir adımdır bu.

Enine boyuna konuşulmalı, öbür “yapboz” kanunları da elden geçirilmelidir.

Türkiye’nin normalleşmeye, ferahlamaya, hukukun üstünlüğüne güvenebilmeye ihtiyacı var.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI