"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Bağımsız yargı ve milli irade

HÜKÜMETİMİZ paralel yapıyla amansız bir mücadele verirken, kuvvetler ayrılığı, hukuk üstünlüğü falan gibi konular çok mu önemli, diye soranlar var.

Evet çok, hem de çok önemli!
28 Şubatçılar “irticayla mücadele” ederken; hukukun üstünlüğü, yargının bağımsız ve tarafsız olması gibi ilkeler nasıl hayati derecede önemliyse, bugün de yarın da hayati derecede önemli olacaktır.
28 Şubatçılar da hukukun üstünlüğünden bahsettiğimizde, “Tehlikeyi görmüyorsunuz” diyordu. Herhangi bir tehlike, ne kadar ciddi olursa olsun, hukuku eğip bükmek daha büyük tehlikeler yaratır, devleti içinden çürütür, toplumu çözüp dağıtır çünkü.
HSYK savaşlarına da hukukun üstünlüğü açısından bakıyorum.


HSYK MESELESİ


2010 referandumuna sunulan metinde çok doğru olarak HSYK seçimleri için “bir adaya bir oy” kuralı vardı. ‘Eski’ Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti, seçimler “liste usulü” ile yapıldı, bugünkü HSYK oluştu...
17-25 Aralık operasyonlarından sonra iktidar, Şubat 2014’te HSYK Kanunu’nu değiştirdi ve ne yaptı biliyor musunuz? Yüksek yargıda yapılacak HSYK seçimleri için “bir adaya bir oy” kuralını getirdi. İktidar kanunun gerekçesinde de bu yöntemin HSYK’da “çoğulculuk” getireceğini belirtti, altını imzaladı. Çok güzel...
Ve lakin aynı hükümet, 13 bin hâkim ve savcının HSYK’ya üye seçmesini düzenlerken “liste usulü”nü devam ettirdi!
Evet, yüksek yargıda “bir adaya bir oy”, fakat 13 bin hâkim ve savcı için “liste üsulü!” Bunun sebebi ne olabilirdi?
İktidar yüksek yargıyı etkileyemeyeceğini fakat Bakanlık bürokrasisini devreye sokarak kürsü düzeyindeki seçimleri etkileyebileceğini düşünmüş olmalı...
Bu, hukukun genellik ve eşitlik ilkesine aykırı, siyasi bir davranış değil mi?!


ANAYASA MAHKEMESİ


Anayasa Mahkemesi 10 Nisan 2014 günlü kararıyla bunu iptal etti. Aynen, “Farklı seçim usullerinin uygulanması eşitlik ilkesine aykırıdır” diye de yazdı. (Karar No. 2014/81)
Bu durumda hükümetin yeni bir kanun yapması gerekiyordu. Yaptı da, fakat “Çoğulculuk getirir” dediği “bir adaya bir oy” kuralını kabul etmedi! HSYK için yapılan bütün seçimlerde “liste”ye oy verme kuralını koydu!
İşte, 12 Ekim’deki HSYK seçimleri buna göre yapılıyor, işte bu yüzden listeler çarpışıyor.
Belli ki, hükümet “kendi listesini” kazandıracağını aklı kesince, “çoğulculuk” prensibini, yazdıkları kanun gerekçelerinde bırakmış. Sandıktan “kendi listesini” çıkarmak için yürütme erki seferber!
İnşallah bütün listeler kaybeder, bağımsız adaylardan ve listelerden, özgür kişiliğe sahip gerçek hukukçular kazanır.


HUKUKU ÜSTÜN TUTMAK


Demokraside elbette siyasi kavgalar olur. Fakat hukukçular, her zaman hukuku siyasetten üstün tutmalı, yargı bağımsızlığını savunmalı, değil mi?
Ben 28 Şubat’ın yargıya müdahalelerine, “vesayet” döneminde AYM’nin yasakçı kararlarına hangi hukuki düşüncelerle karşı çıktıysam...
“Atatürk’ün İhtilal Hukuku” adlı kitabımdaki hukuk felsefesi neyse...
Bugün de bu iktidarın 2010 referandumuna dayalı kanunları aksi yönde değiştirmesini, “yürütmeyle uyumlu” bir HSYK yaratmak için devlet gücünü kullanmasını aynı hukuki düşüncelerle eleştiriyorum.
Kurulların ancak üye yapıları çoğulcu olduğunda tarafsız olabileceğini öteden beri yazıyorum. Buna “Venedik kriterleri” de deniliyor.
Milli irade mi? Elbette meşruiyetin temelidir. Fakat Jakoben teorisinde sınırsız ve kadir-i mutlak olan milli irade, liberal demokrasilerde anayasayla, kuvvetler ayrılığıyla, özgürlüklerle sınırlıdır.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI