"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Alkışlıyorum

ANAYASA Mahkemesi’ni alkışlıyorum, her kararını doğru bulduğum için değil, “yürütmeyle uyumlu yargı” ucubesinin ülkemizde adalete güven bırakmadığı bir ortamda tarafsız tavrını sürdürdüğü için alkışlıyorum.
AYM son üç günde ilginç kararlar verdi: Dershaneleri kapatan kanunu iptal etti. Fethullah Gülen ve Hidayet Karaca’nın bireysel başvurularını reddetti. Okul müdürlerini toptan görevden alan kanunu Anayasa’ya uygun buldu. Bu kararları veren mahkemeye şucu bucu demek mümkün değildir. Hele de “yürütmeyle uyumlu” olmak gibi yargı için utanılması gereken bir niteleme AYM için hiç yapılamaz.

DERSHANELER KARARI


AYM’nin dershanelerle ilgili kararı tartışmasız doğrudur. Anayasa’ya öylesine açıkça aykırıydı ki, daha hazırlık aşamasında şöyle yazmıştım:
“Bir özgürlüğe getirilen sınırlama demokratik bir toplum için gerekli olmalıdır. Dershaneleri düzenleyebilirsiniz, yeni kıstaslar koyabilirsiniz, fakat kapatmak demokrasinin gereği olamaz. Kapatma amaçlı bir düzenleme en nihayet AİHM’den döner.” (18 Kasım 2013)
AİHM’ye gerek kalmadı, AYM’den döndü!
Zihninin bir köşesinde “yürütme uyumlu” karanlık bir nokta bulunan herhangi bir mahkeme, iktidarın bütün gücüyle kampanya yürüttüğü dershaneler gibi bir konuda böyle bir karar alabilir miydi?!

GÜLEN VE KARACA


AYM’nin Fethullah Gülen’in bireysel başvurusunu reddetmesini doğru, Hidayet Karaca’nın başvurusunu reddetmesini ise yanlış buluyorum.
Gülen, “nefret suçu”na maruz kaldığı için bireysel başvuruda bulunmuştu. Halbuki AİHM içtihatlarına göre “nefret suçu” din, ırk, sınıf gibi toplumsal aidiyetlerle ilgilidir. Gülen’e söylenenler ise “hakaret” suçu oluşturabilir, yetkili olan da AYM değil, adli mahkemelerdir.
Prof. Burhan Kuzu, AYM’nin Twitter yasağını kaldırmasını protesto etmek için, kendisine hakaret edildiğinden bahisle AYM’ye başvurmuştu. Kuzu, AYM’ye değil, adli mahkemelere gitmeliydi diye yazmıştım o zaman da.
Meslektaşımız Hidayet Karaca’nın başvurusunu AYM’nin reddetmesini ise yanlış buluyorum, çünkü “adil yargılanma” açısından bakılması gereken “tutukluluk” hali söz konusu olduğu gibi, AİHM’nin çok büyük değer verdiği “ifade hürriyeti” de söz konusudur.
Okul müdürlerini toptan görevden alan kanun da bana göre Anayasa’ya aykırıydı; fakat AYM uygun buldu.
Hukukta görüş farkları elbette olur, yeter ki “hukuk çerçevesi”nde olsun, yargı dışı güçlerin etkisi olmasın.

YÜRÜTMEYLE UYUMLU’


Bir yargı heyeti dün “A” diye karar veriyor... Sonra, Adalet Bakanlığı HSYK seçimlerine müdahale ediyor, Meclis “yapboz kanunları” çıkarıyor, o heyetteki isimler bu şekilde değiştiriliyor ve bu defa “B” kararı çıkarılıyorsa...
“Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet?!” Böyle çok örnek var.
Şubat 2014 ile Mart 2015 arasında Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda 31 adet madde değiştirildi! Bunlardan 14’ü değiştirildikten altı ay sonra tekrar değişitirilen maddelerdir! Soruşturmaları siyaseten etkilemek için!

AYM’NİN ÇİZGİSİ


Üye yapısı Anayasa’yla belirlenen AYM’ye “otobüs dolusu yeni üye atayarak” yapıyı değiştirmek mümkün değil tabii. AYM Haşim Kılıç döneminde başlayan özgürlükçü çizgisini sürdürüyor.
Bir milletvekili “Milli iradenin çıkardığı kanunu yargı iptal edemez” dedi. Bu hezeyanı ayrıca yazacağım. Şimdilik şunu belirteyim; AYM Başkanı Prof. Zühtü Aslan, “Anayasa Teorisi” adlı akademik kitabında anayasa mahkemelerinin görevini şu temel içtihatla tanımlıyor:
Kanun koyucunun muhtemel tehditleri karşısında bireylerin hak ve özgürlüklerini korumak!” (s. 242)
Yargı bunun için vardır... Konuya devam edeceğim. Okurlarımın mübarek Ramazan Bayramını kutlar, mutluluklar dilerim.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI