Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sosyal demokrasi tartışması

İKTİDAR partisinde taşlar yerine oturdu, şimdi gözler anamuhalefette.

Cuma günkü olağanüstü kurultayda CHP’de de taşların yerine oturması hem demokrasi hem de 10 ay sonraki seçimler için son derece önemli.
Bakalım CHP bu kurultayını, seçim startının verildiği zemine dönüştürüp, 10 ayı iktidar hedefli yoğun bir dış mücadeleye dönüştürebilecek mi?
Çünkü, yerel seçim sonrası başlayan CHP seçmenindeki yorgunluk ve moral bozukluğu, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile daha da arttı.
O nedenle CHP, iç tartışmaları bitirmedikçe ne seçmenindeki havayı olumluya çevirebilir ne de yeni kitlesel destekler kazanabilir.

ŞAHSİLEŞTİRME KAYBETTİRDİ

Delegedeki hava ve talep de bu yönde, sorumluluk ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun omuzlarında.
Delegedeki anahtar sözcük ‘değişim’; beklenti de yeni bir kadronun, tepeden tırnağa ‘hızlı-yeni-üretken’ bir çalışma sistemi kurması.
Doğrusu Muharrem İnce’nin çıkışı da bu beklentiyi güçlendirmiş gibi.
İnce’ye yönelik ilk anlardaki sempatinin nedeni burada aranabilir.
Ancak şu da var ki İnce doğrularla yanlışları bir arada yaptı.
İlk gün açıklamasıyla ön alıp muhalefetin tek adayı olması başarıydı.
Partiye bağlılığı anlamında da olası diğer isimlerden daha avantajlıydı.
Ancak, süreci Kılıçdaroğlu üzerinden şahsileştirmesini delege yanlış buldu.
‘CHP’de diktatörlük’ tartışmasına yol açması, ‘uzun-kısa adam’ benzetmesi, sonra da bu sözlerini düzeltme gereği duyması; ‘Ey Kemal Abi karşıma istifa et de çık’ diye seslenmesi CHP’nin, AKP’ye karşı kullandığı önemli tezlerin içini boşaltan söylemler diye görüldü.
‘Ey Kemal Abi’ seslenişinin Tayyip Erdoğan üslubuna benzetilmesi de ayrı.
Oysa; örneğin Deniz Baykal, merhum Erdal İnönü ile o kadar kongre yarışına girişti, ama tek birinde dahi tartışmayı şahsileştirmedi.

BİREYE İHTİYAÇ TEMELLİ YAKLAŞIM

Ancak görünen o ki İnce, geç de olsa yanlıştan döndü.
Son günlerde sessiz bir çalışma dönemine girmiş olması bunun işareti.
Öyle veya böyle, Baykal ve Önder Sav gibi eski güç odaklarının desteğini almış olsa da İnce’nin 300-350 bandını yakalamasını başarı saymalı.
İnce’nin bir başarısı da CHP’de, yeniden ‘sol/sosyal demokrat parti’ tartışması başlatmasıdır; çünkü malum, İnce’yi ve ona destek veren CHP’li grupları, ‘sol/sosyal demokrat’ görmeyen geniş bir çevre var.
Bu vesileyle CHP’deki ideolojik tartışma da bu kurultayda sona erdirilmeli.
Görüldüğü gibi tartışma daha çok, Kılıçdaroğlu’nun başlattığı milliyetçi-mütedeyyin gruplara açılım politikası üzerinden yapılıyor.
Yapılması iyi de (Örneğin Mansur Yavaş, Mehmet Bekaroğlu) isimler bazında götürülmesi ciddi yanlışlık.
Çünkü CHP, eğer sol/sosyal demokrat partiyse konulara, birey hak ve özgürlükleri çerçevesinde sınıfsal yaklaşır; kişilerin inançları, etnik kökenleri ile ilgilenmez, sadece ve sadece bireyin her tür ihtiyacını en iyi şekilde karşılamayı hedefler.
Hele hele dünyadaki gidişatın tersine, yönünü Batı’ya değil, Doğu’ya çevirdiğini açıkça gösteren bir iktidar karşısında CHP, ideolojisini böyle doğru konumlarsa tüm kesimlerden destek alabilir.
Her eylem ve söylemi bu temelde yükseldiği ölçüde, bugün AKP’ye destek veren mütedeyyin kitleler için de alternatif kapı CHP olur.
CHP, başı açığın da başı kapalının da güvenini ancak böyle kazanır.

X