Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Seçim öncesi manzarının son hali

SEÇİMDEN önceki son yazım olduğu için manzarayı özetlemek isterim.

Ülkenin hiç ihtiyaç duymadığı bir seçime sürüklendiğini, sorun çözme iradesi yerine emek, zaman ve kaynak kaybının yeğlendiğini söyleyip durduk. 

Şimdi seçmen kararını verecek, ama ülkede 7 Haziran’dan bu yana olumlu/sevindirici yönde bir değişim yaşanmadığını üzülerek görüyoruz.
Yaz aylarına rağmen işsizlik yüzde 9.5’i, enflasyon 8.5’i geçti; dolar ve Avro 3 TL’yi aştı; ülkenin dev şirketlerine kayyum atandı, baskınlar yapıldı.
Maalesef, terör zirve yaptı; PKK yeniden acımasızca kan akıtırken, ‘reaksiyon hareketi’ diye bakılan IŞİD yüzlerce vatandaşın canını aldı, polisleri şehit etti.


EN AVANTAJLISI CHP


Bu şartlar altında ülkeyi seçime götüren AKP, tek başına iktidar hedefliyor; 7 Haziran’da ‘hata yaptı’ diye baktığı vatandaşın hatadan döneceğine inanıyor.
Pazar gecesi saç öne dökülecek, ama AKP bazı şeyleri görmeli.
‘Başkanlık rüyası’ kesin bitti, tartışmasız tek başına bir iktidar da yok artık.
Ya milli iradenin ‘tek başına yönetemezsin’ talimatını alacak, koalisyona razı olup gücü paylaşacak ya da zor şartları kabullenecek.
Hem de 13 yıldır ilk kez parçalanmış, en güçlü isimlerinin en sert eleştirileri yaptığı, kendilerini dışlanmış hisseden geniş bir kadronun iç hesaplaşma için 2 Kasım’ı beklediği koşullar altında.
Testi sağlam kalır mı göreceğiz, ama üzerindeki kırık izleri net artık.
Yetmedi; medyayı, sivil toplum örgütlerini ne kadar sindirmeye çalışsa da AKP, 2 Kasım’dan sonra karşısında daha güçlü rakipler bulacak.
Bu noktada en büyük rakibi de kendisinin aksine, hem içinde hem de toplumdaki bazı kesimlerle kavgalı görüntüsünü yok etmiş, her kesim ve kurumla iletişime geçebilmiş CHP olacaktır.
CHP’nin, hangi düzeyde kalacağı henüz belirsizlik içerse de bir oy artışı yaşayacağını; ilk kez bir seçime, en sorunsuz hali ve ciddi ‘kabul görürlük’ ile girdiğini söylemeliyiz.
Hatta, CHP için ilk kez, seçim performansı en iyi parti demek dahi mümkün.


EN BÜYÜK GÖREV SANDIK BAŞI


CHP’nin seçimlere bu atmosferde girmesi kendisi için çok ciddi kazanç.
Özellikle de -Kemal Kılıçdaroğlu’nun büyük çabasıyla- muhafazakâr ve Kürt seçmendeki algısını değiştirmeyi başarması önemlidir.
Eğer tüm kadroları da buna uyumlu bir etkinlik gösterdiyse CHP, 2 Kasım günü üzerinde en çok konuşulan parti olmayı başarabilir.
CHP kadroları seçim sürecini, yorgunluk, yılgınlık, moralsizlik, yeniyi üretememek gibi handikapları yaşayan bir AKP’ye karşı yürüttü.
AKP’nin organizasyon yeteneği, güç dayanakları, devletle ilişkisi CHP’ye karşı hâlâ önemli üstünlükleri. Ancak CHP, bu noktada da bir ilki başardı; motivasyonu, ‘Biz o güç kaynaklarını zaten böyle kullanamayız’ anlayışında yakaladı.
Unutmamalı ki, AKP’nin bu üstünlüklerine karşın CHP’nin bir avantajı da karşısında “Çok yorulduk, bıktık, artık kavga istemiyoruz” diyen bir seçmen kitlesini bulması oldu.
Seçmendeki bu talebi lehine çevirmeye en yakın parti yine CHP, çünkü HDP, ciddi sorunlarla boğuşuyor; PKK bir yandan, AKP diğer yandan kıstırıyor.
MHP ise bazı iç sancılar yaşadı, ‘hayırcı’ saldırılarına karşı savunmada kaldı.
Huzur ve barış talebinin tepe yaptığı bu seçimlerin güzel bir Türkiye için şans olması dileğiyle haydi en büyük vatandaşlık görevi için sandık başına.

X