Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

MHP kapıları açmazsa

SON iki seçim gösterdi ki muhalefet kendi içinde hükümet çıkarmadığı sürece mutlak şans AKP’ye geçiyor; çünkü muhalefetin tümü ancak bir AKP ediyor.

Muhalefet partileri, derin farklılıklar nedeniyle işbirliğini ve koalisyon seçeneğini de yok ettiklerine göre şimdi başka alternatifler yaratılabilmeli.

HDP, 7 Haziran ile 1 Kasım arasında en sıkışan parti oldu, bedelini ödedi; geleceği de kendisine değil, PKK ile iktidar arasındaki ilişkiye bağlı.
Bu bağ, HDP’nin 4 yıl sonraki pozisyonunu tamamen muğlak kılıyor.
Yani HDP mevcut haliyle hesap dışı tutulabilir, geriye CHP ile MHP kalıyor.
CHP, ocak ayındaki kurultayda ne yapacağını gösterecek, ya MHP?

 

2002’NİN POSTALANAN OY PUSULALARI

 

Bugün MHP’ye, iktidar ortaklığı veya istediği partiyi istediği yöne çekme şansı yakalayıp bunu kendi eliyle yok eden tek parti gözüyle bakıldığı bir gerçek.
Düşünelim; Bahçeli, 7 Haziran öncesi SP ve BBP ile ittifak önerisini terslemek yerine Alpaslan Türkeş gibi davransaydı MHP’nin oy oranı ve TBMM’deki gücü ne olurdu?
Hadi HDP’yi sildi geçti, ya AKP ile koalisyon yapsaydı?
Olmadı, CHP ile birçok seçeneğinin hiç değilse tekini, süre şartıyla değerlendirseydi, o süre bittiğinde ortaya hangi sonuç çıkardı?
Kısaca MHP, 7 Haziran sonrası siyaseti istediği noktaya çevirebilme şansını kullanmadı; tam aksine, daha ilk gece Bahçeli ‘hodri meydan, yeniden seçim’ restini çekerek, ardından halkta karşılığı olan arkadaşlarını silip atarak seçmenine ‘pes’ dedirtti.
Bahçeli’nin bu yaşamsal kararları hangi genişlikteki ortak akılla aldığını söyleyecek biri çıkar mı bilmem; ama TBMM Başkanlık seçiminde, yönetimde yaşanan dağınıklık, alınan kararın güçlü bir şekilde savunulamaması dahi o tabandaki şaşkınlığı katladı.
Bugün de MHP, en temel sorunu olan ortak aklı kullanmak, parti içi demokrasiyi gerçekleştirmekten çok uzak davranıyor, kongre taleplerini kestirip atıyor.
Hem de sokaktaki seçmenin partisini hâlâ çok yakından izlediğini, 2002’de mührünü MHP’ye bastığı oy pusulasını sandığa atmak yerine genel merkeze yolladığını unutarak.

 

SOKAKTAKİ SEÇMENİ İKNA

 

Kongre talepleri 2018’e göndermeyle reddedilse dahi MHP yönetimi, muhalefetin ilk kez çok güçlü olduğunu mutlaka görüyordur.
O nedenle; muhtemel ki muhalefeti ve adaylarını, ideolojik sorgulatmaya sokup, ‘kimin yönlendirmesindeler’ ‘MHP’yi nereye çekecekler’ gibi sorularla hırpalamak isteyecek; ancak biraz derine bakılırsa, yönetimde dahi farklı görüşler varlığını hissettiriyor.
Hepimiz iyi biliyoruz ki Bahçeli, MHP’nin dışarıda tartışılmasına çok tepkili; ama içerideki tüm tartışma kanallarını da kapatıyor.
Bu sürdürülebilir değil; MHP’nin artık neden parti olduğunu, iktidar ve yönetim arzusunu ne kadar taşıdığını seçmenine göstermek durumunda.
Yoksa 2019 seçimi, bir büyük sürprizi MHP’ye dayatırsa kimse şaşırmaz.
Bahçeli ve arkadaşları, değişime kapalı durdukça dışarıdaki yeni arayışları güçlendirecek, o süreç de ayağa yeni bir kurşun anlamına gelecek.
MHP, lider-teşkilat-doktrin ekseninde, 2018’i beklemeden, 7 Haziran ile 1 Kasım arasını acımasızca sorgulamak, tabanına gerçeği anlatmak zorunda.
Çünkü, milletvekili, belediye başkanı, teşkilat yöneticisi bir şekilde ikna edilse bile sokaktaki insan ikna olmadan, ne oy ne de iktidar gelir.
Şu an sokaktaki MHP’linin, hem güvensizlik hem de derin kaygı içinde olduğunu da bilmeli.

X