Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Komisyonun mesajı dünyaya da olacak

TÜRKİYE, 2014’ü yüzde 3’lerde bir büyüme ile kapattı.

AB ülkelerine bakarak oranı makul bulan iktidar sözcüleri var; ancak sanırız, Türkiye’nin yükselen ülkeler liginde olduğunu unuttular.
Bu unutkanlık, yıllık büyüme ortalaması 1923-2002 arası yüzde 4.6, İkinci Dünya Savaşı sonrası yüzde 5.1 olan bir ülke için hiç hayra vesile görülemez.
Çünkü 13 yıl sonra, hem de tek parti iktidarında, büyük ekonomiler arasında iki basamak gerileyip 19’uncu sıraya düşen bir ülkeyiz artık. İşsizlik ve yoksulluk daha fazla yaygınlaşsın istenmiyorsa, bu tablonun nedenleri derinlemesine sorgulanmalı.


UYUMU DÜŞÜK TÜRKİYE


Görmek isteyenlere perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.
Hukuk tanımama, yolsuzluk ve rüşvetle mücadelede zafiyet algısı oluşması, sermaye grupları arasında ayrımcılık, Kamu İhale Yasası’nın 160 kez değiştirilmesi bunlardan birkaçı.
TÜSİAD’dan Türkiye Müteahhitler Birliği’ne kadar iş dünyasının öncü isim ve kurumlarının, hiçbir dönemde olmadığı kadar ‘yolsuzluk’, ‘hukuksuzluk’, ‘kayırmacılık’ vurgusu yapması da artısı.
Sonuçta da özel sektör, 2011 sonrasında yatırım miktarını düşürüp, üretken sektörlerden neredeyse tamamen çekildi, gayrimenkulle yetindi.
Dikkatinizi çekerim; TÜPRAŞ baskınından, işadamının kimliğine göre ağır vergi cezası kesmeye; kazanılmış ihalenin iptaline veya el değiştirmesine siyasetin etki etmesine kadar pek çok olay, 2011 sonrası gün yüzüne çıktı.
Yabancı yatırımcı için de benzer gelişmeler yaşandı.
İktidara yakınlığı garanti görenler dahi, o yakınlığın bir gün ansızın ‘makul şüphe’ gerekçesiyle mal varlığına el koymaya dönüşebileceğini düşündü.
Uluslararası kurumların karar ve yayınları da bu zemini hazırladı.
Sonuncusu 20 gün önce geldi; Avrupa Konseyi Yolsuzlukla Mücadele Ülkeler Grubu, “Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele kurallarına uyumu düşük” dedi.


HEDİYE RÜŞVET DEĞİL DENSE DE


Global Finans Merkezi Endeksi’nde İstanbul’un 2013’e göre 3 basamak gerileyerek 47. sıraya düşmesi; ‘AB İlerleme Raporları’ndaki ağır ifadeler; OECD’nin felaket habercisi bildirileri Türkiye ekonomisi adına ciddi irtifa işaretleridir.
Peki ya, Uluslararası Saydamlık Liginde Türkiye ne durumda?
Bir yılda 11 basamak gerileyerek bir dünya rekoru kırdı.
İktidar sözcüleri, (S&P, Fitch ve benzerleri de dahil) her kim olursa olsun böylesi rapor/görüş açıklayanlara laf yetiştirip, aşağılasa da sonuç değişmiyor.
Çünkü, borçları karşılığında medya gruplarının kamulaştırılması veya bir gece yarısı tek maddelik teklifle, büyük şirketlerin yönetim kurullarının iktidar yanlısı atamalarla doldurulması, iç kamuoyunda tartışılmayabilir; ama dış dünyada deprem etkisi gösteriyor. Hukuksuz ve keyfi dinlemelerle şirket sırlarının yok edildiği; Anayasa Mahkemesi de dahil yargı kararlarının uygulanmadığı yönünde, yıkılması uzun zaman alacak algılar yaratıyor.
Yetmedi; bu tür her raporda, rüşvet sözcüğü Türkiye ile anılır oldu.
İşte 2014 böyle kapanmışken 2015’e, çok önemli bir yolsuzluk iddiasının hesaplaşmasıyla başlanıyor.
Biline ki, içeriği nedeniyle, TBMM Soruşturma Komisyonu’ndaki oylamanın sonucu, sadece Türkiye’de değil, başta ekonomi-finans çevreleri, tüm dünyada yakından ve merakla izleniyor.
Sanmayalım ki bir savcı ‘Hediye rüşvet değil’ dedi diye, dünyanın kanaati de o yönde değişti.

X