Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İki kadın, iki erkek, iki boğa

TÜRKİYE rehinelerin kurtulmuş olmasının mutluluğunu yaşarken, biz de Kaçkarlar’ın Hemşin’deki tepelerine keyifli tırmanışlar yaptık.

Kaçkar sevdamızı bilen Mehmet Haberal Hoca, “Rehber ben olacağım, bir de bizim yaylalara çıkalım” diye meydan okuyunca(!) seve seve kabul ettim.
Ama mazereti nedeniyle rehberliği amcaoğlu dağcı Asım Haberal’a bıraktı.
İyi de yaptı; yoksa eşimle benim planımızı öğrenince, “4 günde 100 bin adım atmaya varsan hemen geliyorum” diye meydan okuyan(!) ikinci isim, eski Spor Bakanı Ersin Taranoğlu’na nasıl ayak uyduracaktı bilemem!
Bense attığımız o 100 bin adımda yaşadıklarımızdan birkaçını paylaşacağım.


2.600 METREDE ÖKÜZ YATAĞI

Çarşamba sabahı Kavrun’dan yola koyulmadan önce, 2 dakika pansiyonun restoranına girdim, televizyondan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sesi geliyordu.
Duyduğum, “Bu alçaklıktır, adiliktir, edepsizliktir” sözcükleri oldu.
Bu sözleri kime ettiğini dahi beklemeden ‘Hedef Mezovit’ dedik yürüdük.
Dağ yamacına varmıştık ki, iki adam iri bir boğayı zor bela, yalvara yakara, çeke itekleye Kavrun’a indirmeye çalışıyordu.
“Allah sabır versin” diye seslendim, “Sabrımızın 4. günü” karşılığı geldi.
Yola devam ettik; 2.600 metrede yolumuzu, vadinin dağ tarafını aşağıdan tecrit eden, tek demir kapısı da zincire vurulmuş uzun bir taş duvar kesti.
Asım Hoca, “Tanıştırayım; ‘Öküz Yatağı’, ilk mola yerimiz” diye güldü.
Duvarı aştık, şırıl şırıl akan derenin kenarında çayımızı içip dinlendik.
Etraf boğa dolu, ama siyah bir tanesi duvarın dibinden kapıya gidip geliyor.
Kaçkar’ın zirvesinin (3.937 m) eteğindeki buzul göle (2.910 m) varana dek, çoğu yerde taş/kaya tırmandıran 3 saatlik yol boyunca her yer boğa doluydu.
Haziranda oraya bırakılmış boğalar, yeni yeni aşağı indiriliyordu, yamaçta gördüğümüz de onlardan sadece biriydi.
“Hangi emek, nasıl bir sabır” diyorsunuz değil mi?


VESİLE’NİN LİDER’İ

Yanıtı akşam pansiyona indiğimizde karşılaştığımız Vesile ve Hatice kardeşler üzerinden vereceğim.
Talihliydik; gün boyu yağmur olmadı, ta ki akşam Kavrun’a yaklaşana dek.
Pansiyona girdiğimizde bizi konuşkan mı konuşkan, sevimli mi sevimli tipik bir Karadeniz kadını, Vesile karşıladı.
Elindeki yabanmersini dallarını uzattı, “Hadi, sobanın başında ısınırken bunları da yiyen” dedi güzel şivesiyle.
Bir ara ‘Öküz Yatağı’ndan söz ettik; Vesile, “Uyy boğamı gördünüz mü? Kapının yanında, duvarın kenarında dolanır durur, siyah” diye haykırdı.
Tam bir rastlantı; fotoğrafını da çekmiştik boğanın, gösterdik Vesile’ye.
“Oyyy canım Lider’im” diye fotoğrafları okşayıp okşayıp durdu.
Biraz sonra abla Hatice geldi, Vesile sevinçle anlattı durumu, fotoğrafları ona da gösterdi; aynı tepkileri verdi Hatice de.
Başka kimseleri olmayan Vesile ve Hatice yaz kış Kavrun yaylasında mısır satıp, birkaç keçi ve biri Lider, iki boğa besleyerek geçiniyorlar.
Çok özledikleri Lider’i ‘taa Kurban Bayramı’nda’ indireceklermiş.
Ama onlar çok şanslıymış; çünkü Lider, hemen peşlerine takılıp geliyormuş.
İki erkek, iki kadın, tanışıyorlar mı bilmiyorum, ama dördü de “Ekmek emektir; emek de sabır ve sevgisiz olmaz” der gibi bize.
Çünkü Kaçkarlar’da ‘Taşın kalbi yok ama...’ (Devamı çarşamba günü)

X