Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hukuk yoksa vesayet çoktur

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, halk tarafından seçildiği gerekçesiyle, Anayasa’nın 104’üncü maddesinin açık ‘tarafsızlık’ hükmüne rağmen, partisiyle ilişiğini kesmediğini gösterir tutumlar alıyor, söylemler geliştiriyor.

Yetmiyor, bir devlet başkanı gibi icracı görüntüler veriyor..
Bunun, hem Türkiye’nin parlamenter demokratik yaşamı hem de hukuk devleti konusundaki görüntüsünü nasıl etkilediğini tartışmak zorundayız. Çünkü Anayasa varsa herkes, harfi harfine uyar, hele hele cumhurbaşkanları.
Tablo ise hiç böyle değil ve sorunun nasıl çözüleceği de şimdilik belirsiz.
Yalnız, geçen gün Akif Beki, Şişli Belediyesi’ndeki ‘vesayet’e dikkat çekti.
‘Haksız’ denemeyecek Beki’ye göre, bakın o vesayet nasıl ortadan kalkacak?

VESAYETİ BİTİRMENİN YOLU

“Tek kaçarı var; inceldiği yerden kopsun demez, oturur yeniden anlaşırlar. Yeni bir paylaşım düzeni üzerinde mutabık kaldılar mı, tamamdır.
İki tarafın da kaybedeceği bir kavgadan, kazan-kazan esasına dayalı bir vesayet düzenine geçerler.
Mutlak iktidar peşinde koşmak yerine iktidarı üleşmeyi ve paylarına düşenle yetinmeyi öğrenmelerine bağlı.
Biri perde önünde görünen başkan, diğeri perde arkasında görünmeyen başkan, gül gibi geçinip giderler.”
Şişli’deki her yanlışın üzerine gitmek herkesin görevi ve evet, orada demokratik kurallara aykırı girişim/eylemlerden söz ediliyor, tehdit iddiaları var.
Bunları kanıtlayan belgelerin gereğini yapmayan yanlışa ortak olur.
Tabii ki, bir ‘korulukta’ olanlara şahin bakış sergileyip, ‘ormanın’ tümünde yaşananlara gözünü kapayanların bu konuda söyleyecek lafları etki yaratmaz.
Tamam; Şişli’de makam araçlarında birilerine silah gösterilmiş, tehdit mektubu yollanmış, odalar basılmış, şiddet uygulanmışsa bunlar örtbas edilemez.
Ayrıca unutulmaması gereken bir nokta var; Şişli’de böyle pis kokular geliyorsa, Allah’tan polis var, yargı var; giderler üstüne, sorarlar hesabını. Peki ya, ormandaki yanlışların hesabını soracak, üstüne gidecek kim kaldı?

HUKUKSUZLUK KALPTEN VURUR

Şişli ile ilgili ben de üstüme düşeni yapmaya hazırım, ilgiliyim. Konuşan, belge sunan varsa buyursun; ama gelin sorunun temeline inelim.
Bugün Türkiye’de hukuk, güç sahiplerine göre şekillendiriliyor, otoriter bir yönetimin aracı halen getiriliyorsa asıl orman kirlenmiş demektir.
Beki’nin Şişli için öngördüğü çözümün her yerde geçerli olduğunu tabii ki söyleyemeyiz; ama kendisi, Erdoğan’ı kitabını yazacak kadar iyi tanıyan, Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın uçaklarında en çok görünen bir isim. Demem o ki; iki ismi de yakinen tanıdığından, bugün ülkede kim gerçek başbakan, kim cumhurbaşkanı, değerlendirmelerini önemserim.
Çünkü sorun, bir hukuk sorunudur, hem de çok büyük.
Hukuksuzluk, herkesi kalbinden vuracak adaletsizliklerin, ülkenin yoksullaşmasının temeli nedeni olduğu için yaşamsal bir sorundur da. Bununla ne demek istediğimi örneklerle aktarmayı sürdüreceğim.
NOT: Onlar dün, hukuk ve yargıyı katlettiler’ diyerek bugün, ‘paralel yapı’ iddiasıyla başlatılan medya operasyonunu sorgulamamak hukuka inananları bozar. Her şeyden önce; ülkede, ‘vatan haini’ denecek düzeyde bir ‘paralel yapı’ oluşmuşsa 12 yılın hükümetleri, buna ya bilinçli olarak yol verdi (‘Ne istediler de vermedik’ denmişti) ya da hiç göremediler. İki halde de ilk sorumlu hükümetlerin kendileridir.

X