Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hepiniz oradaydınız be

HÜKÜMETE yakın bir gazete, İlker Başbuğ’un ‘kumpas’ soruşturmasında şikâyetçi olmasını dün, “Allah büyük” manşeti ile verdi.

Bir diğerinin manşetinde ise ben dahil 360 bin ismin dinlendiği vardı.
Başbuğ tutuklanırken, milyonlar dinlenirken hem de tüm uyarılara rağmen, o günlerde hangi manşetleri attıklarını hiç sormayalım.
Bu ülkede 13 yıldır büyük bir illüzyon yaşandığını yazıp çizdiğim için, sadece ‘paralel’ konusunda olsa da birilerinin gözündeki perde kalkmışsa sevinelim!
Ama ne ironi değil mi; Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın itiraf ettiği gibi o perde, tam 11 yıl sonra, büyük yolsuzluk iddialarına kaynaklık eden 17/25 Aralık soruşturmaları üzerine kalktı.

HİÇ DEĞİLSE NEDAMET

Yani, o gün bugündür yolsuzluk iddiaları iktidara, ‘vatan haini, terörist, ajan’ ilan ettiği ‘paralel’, devleti nasıl ele geçirmiş, görme şansı verdi!
Onca yıllık mutlu-mesut beraberliğin, evliliklerde yaşandığı gibi, akçeli konularla bitirildiği, itirafların da bunun üzerine geldiği yönünde algısı doğması da ayrı bir ironi.
Hadi tüm bu ironileri de geçelim; ama bugün iktidar, masum insanların cezaevine atılmasına, milyonlarca vatandaşın dinlenmesine ağıtlar yakıyorsa, dün bunlardan dert yananlara cemaatle el ele ‘Ergenekoncu’, ‘darbeci/postalcı’ yaftası yapıştıranlar kimdi, sormalı.
Örneğin; o günün Ulaştırma Bakanı bugünün Saray çevresinin en güçlü ismi Binali Yıldırım, “Dinleniyoruz” çığlığı atanları, “Korkacağınız bir şey yoksa ne var” diye tiye almamış mıydı?
Sahi; ilgi alanındaki TİB’in kararlarının arkasında duran hemşerim Binali Bey bugün ne düşünüyor, vicdanen neler yaşıyor acaba?
Hele hele bugünün hükümeti, o TİB’i gömmek istiyorsa...
Mağdurlarının, iktidarın dev kulakları önünde davul zurnayla ilan ettiği tüm haksızlıklara o gün alkış tutan iktidarı/medyası/STK’sı dahil her kesimin, bugün hiç değilse ‘nedamet’ getirmesini beklemek hak değil mi?
Aydın geçinen bazılarından ise bu beklenti dahi artık çok fazla.

YAMAN ÇELİŞKİ BİTSİN

Onca baskı ve şiddete rağmen, dünkü hukuksuzluklara karşı duranların bugün de hukuku savunması bilmem birilerine ders olur mu; ama yineleyelim.
Dün “Bu işleri iyi gitmiyor, haksızlıkların arkasında durmayın” dediklerimiz, “Biz iktidara gelmek için 85 yıl bekledik, bir 85 yıl da siz bekleyin” yanıtı vermişti; ne yazık ki çok değil, 2 yıl sonra dünya onlara da zindan edildi.
Sadece onlar mı; bakmayın sessizliklerine, dün aynı çerçevede konuştuğumuz iktidar temsilcilerinin pek çoğu da bugün derin iç sızıntı yaşıyor.
Oysa zindan hayatını da iç sızıntıyı da hafifletmenin en kolay yolu, ciddi bir özeleştiri yapıp gerçekleri tüm çıplaklığı ile açıklamaktır.
Bilelim yani 2014’ün, ‘Ne istediler de vermedik’, ‘Aynı masada yemek yerken aldatıldık’, ‘Ne kadar safmışız’ büyük itiraflarının gizeminde neler var?
Çünkü o itirafların arkasında, dört soğuk duvar arasına tıkılan, çocuklarını koklama, ana/babalarını kucaklama, eşlerini öpme hakkı elinden alınan binlerce masum insanın gözyaşı ve acısı var.
O nedenle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ahmet Kaya’ya haksızlık edenlere seslendiği gibi seslenelim:
“12 yıl boyunca hepiniz oradaydınız, beraberdiniz be.”
“Gelin hiç değilse 2015’te, ‘Bu ne yaman çelişki’ dedirtmeyin.”
Hepimize mutlu ve huzurlu bir 2015 dileğiyle...

X