Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erken seçim seçeneği

DÜNKÜ TBMM Başkanlık turları, koalisyon/seçim senaryoları için sadece kırıntı değerde ipuçları içerdiği için dananın kuyruğunu koparacak bugünkü oylamalara bakmalı.

Çıkacak sonuca göre olası senaryolar şöyle sıralanabilir:
1- Deniz Baykal veya Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, AKP desteğiyle seçilmesi müstakbel ortaklara işaret demekti(r); ancak Başbakan Davutoğlu dün bu seçeneği yok etti.
2- Baykal, muhalefetin oyları ile seçilirse zayıf da olsa AKP-CHP hâlâ olabilir.
3- Muhalefet İhsanoğlu derse, AKP’siz hükümet hâlâ hesap dışı değil demektir; ama bu seçeneği Devlet Bahçeli yok etti gibi...
4- Muhalefet anlaşamaz, AKP’li İsmet Yılmaz yeni başkan seçilirse, en büyük olasılık erken seçimdir. Koalisyon olasılığı bitmiş değil, oldukça zayıflamıştır; çünkü AKP’nin seçmene, ‘muhalefet beceremedi’ diyeceği bir koza kavuşacak.


ERDOĞAN’IN POZİSYONU


Bu olasılıklara rağmen ‘TBMM Başkanlığı koalisyon görüşmelerinden bağımsız’ diyerek yeni hükümet için umudunu koruyan siyasilerle dolu kulis.
Seçmenin verdiği mesaj ve Türkiye’nin önündeki yakıcı sorunlar da aslında bunu elzem kılıyor ve alıcısı en yüksek seçenek yine AKP-CHP hükümeti.
(Muhalefetin içinden bir hükümetin çıkması için pes etmeden çabalayan siyasilerin varlığının sürdüğünü bilmekte de yarar var.)
Dün Davutoğlu ile Kılıçdaroğlu’nu dinlerken bir kez daha gördük ki, iki partinin de önündeki en büyük engel Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pozisyonu.
Davutoğlu tam sahiplenme, Kılıçdaroğlu ise tam karşıt noktada durdu.
Kılıçdaroğlu, grubundan en büyük ve uzun alkışı bu sözleri üzerine aldı.
Bu noktada, Cumhurbaşkanı’nın anayasal sınırlara dönme iradesi göstermesi halinde iki partinin eli çok rahatlayacak, önleri açılmış olacak.
Bundan bağımsız, ‘teşekkür’ için bölgelerine giden CHP milletvekillerinin, AKP ile koalisyon olasılığı nedeniyle Ankara’ya sıkıntıları oldukça yükselmiş halde döndüklerini de bilmeli.
Bazı CHP sözcülerinin, ‘rövanşist olmak’ ile ‘hesap sormak’ arasındaki çizgiyi flulaştıran lafları da milletvekillerini etkilediği için Kılıçdaroğlu’nun o sözlerine alkış anlam yüklüydü.


MGK’DAN YAYILAN UMUT


Dün grup sonrası görüşme olanağı bulduğum Kılıçdaroğlu da bunun farkında.
17-25 Aralık konusunda hukuki sürece atıf yaparak, kimsenin CHP’nin yolsuzlukla mücadeleden ödün vereceğini düşünmemesi gerektiğini söyledi.
Baykal’ın seçileceği konusunda umudunu ciddi bir şekilde koruyor Kılıçdaroğlu ve bunun muhalefet oyları ile olacağına inanıyor.
Ancak Baykal seçilse dahi AKP ile koalisyon konusunda “Umutlu değilim” demekte ısrar ediyor; yine de “Hele bir Sayın Başbakan gelsin bakalım, ne diyecek, ne önerecek” diyerek kapıyı tamamen de kapatmıyor.
CHP’de yönetim katındaki bir havayı daha burada aktarmak isterim.
Cumhurbaşkanı’nın MGK toplantısı öncesinde Suriye konusunda ettiği sözlerle, toplantıdan çıkan bildirinin içeriğine çok dikkat çekiliyor.
MGK bildirisinin Erdoğan’ın taleplerini karşılamadığı savından hareketle “Kurumlarda normalleşme hissediliyor” değerlendirmesi yapılıyor.
Buradan, “Bildiri Erdoğan’ın anayasal çizgiye çekecek önemli bir gelişmenin işareti olabilir” yorumuna gidiliyor; ama hemen ardından şu cümle ediliyor:
“Davutoğlu, Suriye gibi can yakıcı bir konuda hâlâ Erdoğan’ın peşinden gider görüntüsü veriyor. Bu da kuşkuları yeniden yükseltip güveni bitiriyor.”
Yani, zor ki zor...

X