Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Davutoğlu tercihinin ideolojik zemini

AKP bugünkü kongrede, genel başkanlığa ve başbakanlığa Ahmet Davutoğlu’nu taşıyor.

Siyaset ve bürokrasiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kazandırdığı, Köşk’e çıkarken de Tayyip Erdoğan’a emanet ettiği Davutoğlu, Milli Görüş geleneğinden gelmeyen bir isim.
Yani iktidar partisinin kurucu çekirdek kadrosunda değildi.
Ancak, bugün o kadronun en önemli ikinci ismi oluyor.
Dışarıya yansıtılan manzaraya göre Davutoğlu seçimi, büyük istişareler ve halkın nabzını ölçen anketler sonucu yapıldı.


EN ALTTAKİ VE EN ÜSTTEKİ ZARFLAR


Anket sonuçları üzerinde konuşmak, milletvekili ve il başkanlarına, ‘Başbakan Erdoğan’ın tercihi Davutoğlu’ diye telkinler yapılıp yapılmadığı gibi tartışmalar artık anlamsız.
Ama bir perde arkası bilgiyi, şu hoş anekdotu kayda geçirelim:
Bakanlar Kurulu’nda da ‘Adayınız kim’ anketi yapıldı. Kurulun bir önceki toplantısında, “Önünüzdeki pusulalara kimi Genel Başkan görmek istediğinizi yazın, yine önünüzdeki boş zarflara koyun” dendi. İşlem bitince de “Zarfların sırasıyla toplayın” talimatı verildi.
Doğrusu bu toplama şekli çok dikkat çekti, bazılarında rahatsızlık yarattı.
Çünkü en azından, en üstteki ve en alttaki zarflardan ‘Abdullah Gül’ adının çıktığı gözden kaçmamış oldu. Tahminim, en üstteki zarfın sahibinin kabine dışı kalması kesin gibi, diğerinin yerini koruması ise konjonktürel olacak gibi.
Neyse, bunları geçelim ve Davutoğlu’nun Milli Görüş’ün ve AKP’nin onca kerli ferli isimleri arasından sıyrılıp öne çıkmasının arka planını irdeleyelim.
Pazartesi günü, Dışişleri Bakanlığı döneminde Davutoğlu’nun komşularla ‘sıfır sorun’ politikasının bugün ‘sırf soruna’ dönüştüğünü yazmıştım.
Ama ‘sırf sorun’ artık sadece komşular değil ki, AKP’nin ilk beş yılda hızlı yol aldığı AB ile ilişkiler de koptu kopacak noktasında.
ABD Başkanı Obama ise eskisi gibi görüşme gönüllüsü değil.

ÜLÜ’L-EMR’İN TAŞIYACAĞI ŞARTLAR

Türkiye’nin, çoğu İslam ülkesiyle ilişkilerinin Davutoğlu öncesi dönemin gerisinde kaldığı rahatlıkla söylenebilir.
Sonuçta sınırları kan çemberine dönmüş bir Türkiye’de, Davutoğlu’nu Başbakanlığa taşıyan daha güçlü bir gerekçe olmalı.
Temel gerekçenin ‘ümmet anlayışından’ kaynaklandığını düşünebiliriz.
Erdoğan ve çevresindeki ‘ümmet’ perspektifli kadroya göre, İslam dünyasında öncü olan, rol alan/rol veren bir Türkiye’nin oluşumu için en uygun isim epeydir Davutoğlu idi. Sebebi de Davutoğlu’nun aynı perspektifin ideoloğu sayılmasıdır.
O nedenle, sınırımızdaki tabloyu kim ne kadar vahim görürse görsün, bu kadroların bakışındaki öz şu:
“Yeni Türkiye İslam dünyasının lideri olacaktır, oluyor. Şu anda bölgede yaşanan sorunlar ve çatışmalar da buna engel değil, önemli olan bu sürecin varacağı yerdir.”
İleride varılacak yerin, ‘Emir-ül Müminin’, ‘Ülü’l-emr’in şartlarını taşıyan kişi’ gibi tartışmalar olması da çok olası.
Çünkü aynı kadroların, “AK Parti sadece bir parti; Tayyip Erdoğan sadece bir parti lideri, bir Başbakan da değildir” diye epeydir yazıp çizdiğini bu köşeden kayda geçirmiştim.
İşte Davutoğlu tercihinde de bu anlayışın izleri var.
Ancak katılsak da katılmasak da daha yaşanası, daha huzurlu bir Türkiye için Davutoğlu’na sadece başarı dolu günler dilemek durumundayız.

X