Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP’yi savaş hükümetine sokmak

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu, “62 kez gittim, sokak sokak bilirim” diye övündüğü Suriye’de izlenen ve mimarı olduğu politikayı, ‘destanlık’ buluyor.
Artık ‘destan’ sözcüğünün anlamını değiştirmek gerekir, çünkü AKP’nin Suriye politikasının tam anlamı ile çöktüğü ortadadır.
Davutoğlu şimdi, ‘Sınırda DEAŞ istemiyoruz’ diyor ya, çoook geç bir öngörü.
Oysa böyle olacağını 3 yıldır öngören o kadar çok kurum ve kişi çıktı ki, sadece ‘Siz Esadcısınız’ karalamasına tabi tutuldular. Hükümet ise yüz bin mülteciyi kırmızı çizgi öngörmüştü, yüzlerce katı oldu.
“Kimse sabrımızı taşıramaz” öngörüsü yapmıştı, IŞİD bombalarının katlettiği vatandaş sayısı yüzleri geçti; savaş uçakları düşürüldü, pilotlar şehit edildi; vatan toprağı konsolosluk işgal edildi, diplomatlar esir alındı.

SAVUNULAMAYAN POLİTİKALAR

‘Destanın’ maliyeti bu kadarla da kalmadı.
Türkiye dünyada ve bölgede yalnızlaştı, ekonomik ve ticari ilişkiler sıfırlandı, Peşaver sınıra taşındı ve sonunda savaş uçakları havalandı. Davutoğlu’nun bu tabloya ‘destan’ demesi en çok da olası koalisyon ortağı CHP’yi kaygılandırıyor.
Önceden de yazdım, dış politikayı yüzde yüz değiştirme amacında olan bir CHP, Davutoğlu’nun bu anlayışı ile bunu nasıl başarabilir?
Oysa CHP’nin bu amacı aslında AKP/Davutoğlu için bir çıkış da olur. Çünkü, kabul etmeli ki Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da tüm taraflarla görüşebilen Türkiye’deki tek kurum CHP ve bu ciddi bir avantaj.
Suriye öyle de ‘Analar ağlamasın’ diye başlanan çözüm sürecinde gelinen son da farklı değil ki; yine tüm uyarılar ‘Siz kandan besleniyorsunuz’ diye bastırıldı ve sonuçta orada da savaş uçakları havalanıp bomba yağdırır oldu.
Aslında, “AKP 13 yılda izlediği şu politikada aynı yerde duruyor, onu hâlâ savunuyor” diyecek biri çıkar mı bilmiyorum, ama bir kez daha anımsayalım. Eğitimden Diyanet’e, MİT’ten orduya, yargısından polisine bir dönemin ‘üst aklı’ Paralel yapıya devredilen kamu kurumlarına, anayasa değişikliklerinden terörle mücadele anlayışına kadar pek çok alanda sistem çökmüştür, en azından 13 yıl öncesine göre daha iyi noktada olunamadı.

NAFİLE OLSA DA

Şimdi böyle bir tablo varken, hem hiçbir özeleştiri yapılmıyor hem de bir savaş hükümeti gibi çalışılıyor, bu da CHP’yi oldukça ürkütüyor.
CHP, ‘hayalden gerçeğe gelemeyen bir AKP’ varlığını kara kara düşünüyor.
Üstelik AKP, sanki her alanda son derece başarılı politikalar izlediği için haklı olarak koalisyona çok isteksiz, seçim olsa tek başına iktidarı garanti!
Seçim olmayacaksa en iyisi CHP’yi bir savaş hükümetine ortak etmek!
CHP’nin bunu kabul edebileceğini hiç sanmam, ama savaşın hiçbir ülkeye yarar getirmediğini en iyi CHP biliyor olmalı. Buna rağmen ısrarla yazıyorum, acil ihtiyaç yeni bir hükümetin kurulmasıdır.
Davutoğlu, ‘saniyelerin’ hesabını yapıyor gibi görünse de görüşmecilerin devlet memuru gibi çalışmaları çok dikkat çekiyor; hafta sonları izin yapıyor, bir gün konuşunca çok yorulup ertesi günü dinlenmeye çekiliyorlar!
Allah aşkına, 7/24 çalışıp da yorulmayacak isimler yok muydu?
Yok, çalışma değil de ağdalı cümle kuran yetenekler seçildiyse mesajın, ‘hükümet yok, seçim var’ olduğunu CHP anlamaz sanılmasın.
Nasılsa dananın kuyruğu en geç ağustosun ilk haftası gibi kopar. Olur veya olmaz, bana az müsaade, umarım dönüşte bir hükümet bulurum. Görüntü ‘nafile’ dedirtse de...

X