Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP’deki açılım sürecinin geleceği

CHP’de ‘kurultay’ taleplerine tahminlerden de hızlı karşılık veren Kemal Kılıçdaroğlu, şimdi de ‘en erken tarih’ diyerek bir başka doğruyu yapıyor.

Haziranda genel seçim olacağına göre, ‘refleksi yavaş’ bir CHP’nin, iç tartışmalarını bir ayda sonlandırıp ileriye bakmasını iyiye işaret sayılmalı.
Önemli olan Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ortalıklarda görünmeyen bazı isimlerin de il il dolaşmaya başladığı, birden çok potansiyel genel başkan adayının çıktığı bir sürecin CHP’ye en fazla katkıyı sağlayacak şekilde tamamlanmasıdır.

ŞU AN İÇİN KILIÇDAROĞLU ÖNDE

Bugüne baktığımızda kabul etmeli ki, Muharrem İnce de Metin Feyzioğlu da (onlar kadar değil ama Emine Ülker Tarhan da) kamuoyunda karşılığı bulunan isimler. Böylesi isimlerin sorumluluk üstlenip CHP genel başkan adayı olması, hem demokratik rekabete katkıdır hem haktır hem de doğrudur.
Eski Genel Başkan Deniz Baykal’ın söylem ve tutumuna bakılırsa, muhalefetin Kılıçdaroğlu karşısında tek isim üzerinde uzlaşamaması halinde, ‘Geçici süre için ağabey olayım’ diyebileceğini de hesapta tutmalı.
Üstüne üstlük, ‘Bir kaset kumpası ile devre dışı bırakıldı, itibarı iade edilsin’ tezi öne sürülecekse.
Ancak bir ‘kaset kumpası’ gerçeğine rağmen, CHP delegesinin konuya etik bakışını da dikkatle izlemeli.
Kılıçdaroğlu döneminde CHP’nin yüzde 30 bandını aşamamış olması muhalefet için en önemli koz ve buradan yürünecek gibi bir izlenim var.
‘Yüzde 30’ tezinde haklılık var tabii ki, ama delegenin Kılıçdaroğlu’na yapılan iç muhalefetin bu sonuca etkisini düşüneceğini de varsaymalı; aynen iktidara yakın medyanın muhtemel adayları öne çıkarma çabasının yaratacağı etki gibi.

EN GÜÇLÜ VE EN YENİ

Delege demişken şu aşamadaki tabloyu da özetlemeli.
Özellikle beş büyük ilde Kılıçdaroğlu çok açık ara hâlâ avantajlı.
Tahmin o ki 81 il başkanının tamamına yakını da arkasında duracak.
Beşte biri oluşturan Güneydoğu delegesinin rengi de öngörülebilir.
Bu tablo karşısında muhalefet için en doğru yol parçalı yapı görüntüsünden hemen uzaklaşmak ve en güçlü, en yeni isim etrafında toplanmaktır.
Bunun sağlanması ve parti bütünlüğünün korunacağı izleniminin verilmesi halinde, bu yarış CHP’ye zarardan çok katkı sağlayabilir.
Hele hele CHP’nin ileriye dönük politikası için çok güçlü bir mesaj verilirse.
Kimi eleştirilere karşın, Kılıçdaroğlu’nun milliyetçi ve muhafazakâr kitlelere açılım politikası CHP tabanında genel kabul görmüş durumda.
İktidar için bunun devamının getirilmesi arzusu da güçlü.
Sanıyorum, bu kurultayda Kılıçdaroğlu’nun en önemli avantajı bu noktada.
Ülkede bir ahlak erozyonu yaşandığına inanan Kılıçdaroğlu, dürüstlüğü/doğruluğu ile tanınmış bazı muhafazakâr isimleri CHP’ye davet edebilir.
Mehmet Bekaroğlu gibi isimler bu noktada öne çıkarken, Mansur Yavaş’ın yeni vitrinde görünme olasılığı da yok değil.
Gençler vitrine güçlü giriş yapacak bir diğer grup olduğu için Gezi gösterilerinde öne çıkan Mehmet Karlı tarzı olanlar şans bulacak gibi.
Sonuç ne olursa olsun, CHP’de değişim bu kez kaçınılmaz görünüyor.
O nedenle bazıları kenara çekilecek, ama bu bir tasfiye olmayacak, sadece ‘kakofonik ses’ çıkmasın diye ‘kişisel bedel ödeme’ süreci başlayacak.
Vitrinin sol kanadına yeni ilaveler de olabilir; Sarıgül’ü anmaya dahi gerek yok, bu grupta diğer isimler ise ÖDP Genel Başkanı Alper Taş niteliğindeki isimler (ki isterse Taş da olabilir) çok şanslı.

X