Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ankara Garı ile Rus uçağını unutanlar

NİŞASTA ve Glikoz Üreticileri Derneği Başkanı Rint Akyüz, şeker kullanmaktan mümkün olduğunca kaçan benim gibi birini de Dünya Şeker Kongresi’ne davet edince ‘âlem ülke’ İngiltere’ye geldim.

Şeker kullanımına savaş açan bir ülke, her yıl bu kongreye ev sahipliği yapıyor; yetmiyor, üreticisi olmadığı pek çok üründe yaptığı gibi, şekerle ilgili kararlarda birinci derecede rol oynuyorsa ona, ‘âlem ülke’ denmez de ne denir?

İşte biz uçakta o ülkeye doğru yol alırken, aynı saatlerde terör, Paris’te, maalesef alışık hale geldiğimiz en karanlık yüzünü yeniden göstermişti.
İtiraf edeyim ki 24.00’te indiğim Londra’da beni karşılayan arkadaşımla iletişime geçme, bağaj alma, karşılama ve hemen başlayan derin sohbet sonucu her şeyden habersizdik.
Ta ki Wembley Stadı’nın Fransız bayrağının renkleri ile ‘Liberte’, ‘Egalite’, ‘Fraternite’ sözcükleri de yazılarak ışıklandırıldığını görünceye dek.

 

LONDRA’DA HER YER FRANSIZ RENKLERİ

 

Daha önce böyle bir şey olmamıştı, nedenini merak edince 4 saattir ‘kopuk olduğumuz’ dünyaya döndük, Londra’nın, Paris’in acısını derinden yaşadığını her yerde görür olduk.
Sadece statları değil kuleleri, görünür binaları da Fransız bayrağının renkleri ile ışıklandırıldı her gün, siyasetçileri, TV kanalları ve gazeteleri sadece Paris’i konuştu, yazdı.
Kısa süre yaşadığım ve pek çok kez geldiğim Londra’yı, Paris katliamı sonrası ayrıca gözlemledim ve soruşturdum.
Hepsinde değil ama bazı metro istasyonlarında polislerin daha görünür kılındığını; ilk günlerin sıcaklığıyla öncelikle lüks caddelerinde olmak üzere sokaktaki kalabalığın bir miktar azaldığını söylemeliyim, ki sorduklarım da bunu teyit ettiler.
Ayrıca pazar gecesi ülkeye giriş yapan İngiliz vatandaşı da olan bir Türk arkadaşım, Fransa-İngiltere sınırında 25 yıldır ilk kez kilometrelerce araç kuyruğu gördüğünü, köpek yardımı ile polislerin tüm araçları didik didik aradığını anlattı.
Sokaktaki insan için de en sıcak konu doğal olarak Paris katliamı.
Metroda bunu ben de ilginç bir değerlendirmeyle yaşadım.

 

DÜNYA LİDERLİĞİNDEKİ SORUN

 

İneceğim istasyon için elimdeki haritaya sık sık bakınca bir Londralı ile sohbet gelişti, nereli olduğumu öğrenince Ankara katliamını anımsatıp şunu dedi:
“Paris ile Ankara’yı aynı şekilde anmadığımızı, dünyanın da aynı tepkiyi vermediğini düşünürseniz haklısınız. Ama bu haksızlık sadece size karşı değil, Rusların uçağını da IŞİD düşürdü, en kanlı uluslararası eylemi o oldu. Peki, biz ve dünya ne tepki verdi?”
Söyleyecek bir sözüm kalmamıştı ama itiraf edeyim içimden, “Biz acımızı ne kadar yaşadık ve anlatabildik? Örneğin en azından Fransa gibi, ülke çapında bir saygı duruşunu neden düşünmedik, yapılanda dahi neden ortak duruş sergileyemedik” diye geçirmedim değil.
Sonuçta Kandahar’dan Bağdat’a, Şam’dan Şarm El-Şeyh’e, Ankara’dan Paris’e dünyanın en geri kenti de en ileri kenti de 2015’te dahi terörün iğrenç yüzünü görüyorsa bir şeyler çok yanlış gidiyor demektir.
Acaba temel yanlış da tarihin en kanlı savaşını sona erdirip dünyaya yeni ufuklar açan Churcill, De Gaulle, Roosevelt gibi liderlerin yerini, Sovyet Bloku’nun yıkılışına doğru önderlik edemeyen, haksız güç kullanımı ile şiddeti öne çeken Reagan, Bush, Blair ayarındaki siyasetçilerin alması olmasın?

X