Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gecekonduda yaşayan vergi rekortmeni

BÜYÜK bir ilimizde, gelir vergisi beyannameleri gözden geçirip, ilin vergi rekortmenini tespit etmişler.

TANINMAYAN REKORTMEN


Defterdar, rekortmenler için bir “plaket töreni” yapmayı düşünmüş.
Ancak ilk sıradaki vergi rekortmenini isim olarak hatırlayamamış.
Çevresindekilerden de aynı yanıtı alınca;
- Arkadaşlar, vergi rekortmeni olan mükellefi bulup önceden buraya davet edelim. Hem tanışırız hem de o günkü teşekkür konuşması ve plaket töreni hakkında bilgi veririz.
Maliye’nin elemanları, önce mükellefin dosyasında belirtilen telefonları arıyor, ardından verilen adreslere gidiyorlar, ancak bir türlü bulamıyorlar.
Yoğun aramalardan sonra, kenar bir semtte, gecekonduda yaşayan vergi rekortmenini bulup, Defterdara getiriyorlar.
Defterdar bakıyor, adam üstü başı perişan ve dut gibi sarhoş, alkoliğin birisi.
Dayanamayıp soruyor;
- Sen vergi rekortmeni gözüküyorsun nasıl oldu bu iş?
- Ben mi? Benim vergiyle, ticaretle falan ilgim yok. İki kişi geldi, iki şişe şarap verdi, sonra notere ve vergi dairesine götürüp imza attırıp beni vergi mükellefi yaptı. Ardından, sık sık fatura getirip imzalattırdılar. Her defasında da birkaç şişe şarap getirip, bir miktar da para verdiler. Ben de her defasında bastım imzayı...
Defterdar bakıyor ki; rekortmen piyon olarak kullanılmış naylon faturacı zavallı bir alkolik. Plaket törenini iptal ediyor!..


ŞİRKETLERE DE ODACI VE HAMAL


Yıllar önce yaşanan bu olayın benzeri farklı örnekler de vardı.
Örneğin; odacı, kapıcı, amele, şoför, sekreter, bulaşıkçı, alkolik vs. yönetici olabiliyordu.
Yeni TTK ile bu olay bir ölçüde önlendi. Ancak “bağımsız denetim” olayının, tam anlamda yerleştiği ölçüde, sorun çözümlenmiş olacak.

Sarhoş olacaksan böyle ol!..


Akşamdan kalma adam, sabah kötü bir baş ağrısı ile uyanmış. Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir etrafına bakınmış. Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor. Yatağın ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş. Aspirinleri içerken, komodindeki not dikkatini çekmiş;
“Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe çıkıyorum, erken dönerim. Seni seviyorum.”
Kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş. Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor. Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor. Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş;
- Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?
- Evet, dün gece saat 3’ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde. Önce koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da odanın kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.
Adam şaşırmış vaziyette;
- Anlayamadım. O zaman niye herşey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem alınmış?
- Onu mu soruyorsun. Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp pantolonunu çıkarmaya çalıştığında, “Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım” dedin.

Kadınlar...


Kadınlar ağaçlardaki elmalara benzer. En iyisi ağacın üstündekidir.
Birçok erkek bu iyi olanlara erişmeyi istemezler, düşmekten ve yaralanmaktan korkarlar.
Onun yerine yerdeki çürük elmaları alırlar ki onlar iyi değildir ama kolaydır.
Böylece tepedeki elmalar, kendilerinde yanlış bir şeyin olduğunu sanırlar. Onlar doğru adam gelene kadar yalnızca beklemelidir ki o ağacın tepesine tırmanacak kadar cesaretli olsun...

Doğru değil mi?

Cep telefonu artık 6. duyu organımız olduğu için “telefonun şarjı bitti” yerine
“şarjım bitti” demeye başladık...


İngilizce 40 sayısının özelliği

Harfleri İngiliz alfabesindeki sıraya göre, alfabetik olarak dizilmiş olan tek sayıdır.
(40’ın İngilizcesi “forty”).

X