"Sıtkı Şükürer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sıtkı Şükürer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sıtkı Şükürer

Kara bulutlar çoğalıyor

ULUSLARARASI derecelendirme kuruluşları ülkemize pek sevimli bakmamaya başladılar.
Moody’s zaten negatif izlemeye aldığı notumuzu muhtemelen düşürecek. Hatırlayın Nisan 2014’de ülke görünümünü “durağan”dan “negatif”e çevirmiş, “yatırım yapılabilir” seviyede bulunan kredi notunu Ağustos 2015’te pas geçerek güncellememişti. Şimdi Aralık 2015’te görüş açıklaması yapması bekleniyor.
Şayet, beklendiği gibi bir not düşümü olursa, bu hiç iyi olmayacak.
Standart&Poor’s ise, geçen hafta ülkenin belirsiz siyasi manzarasına vurgu yaparak, kırılgan yapımızın sıkıntı oluşturacağını ifade etti.
Fitch ise, Mart 2015’te, “yatırım yapılabilir” seviye olarak gördüğü kredi notumuzu, tekrar teyit etmişti. Ama köprünün altından sular çok hızlı akıyor.
Hani zaten dünya da karışık.
Çin’de garip şeyler oluyor, 2008 Mortgage krizinin dip dalgaları buralara ulaştı ve bu durum dünya borsalarını aşağıya doğru çekiyor, global endişeler kabarıyor.
FED, bir türlü şu meşhur faiz artış takvimini açıklayamadı, belki de vazgeçecek.
Bizde ise, ekonomik verilerde bozulma en fazla kendini döviz kurlarında gösteriyor.
Allah’tan kamu finansman dengemiz şimdilik iyi. Umarız seçim nedeniyle o da popülist uygulamalara kurban gitmez.
Özetle; 2016 yılı da dahil, ufukta hiçbir iyimserlik bulutu gözükmüyor.

------

Halife, Tanrı’nın gölgesidir

ÇOK tanrılı dinler beşeri dünyada, monarşinin zihinsel alt yapısının oluşmasına ciddi katkı sağlar.
Öyle ya, alemlerin tek bir hakimi varsa, ezeli ve ebedi düzen buysa, onun yarattığı insanın yönetim düzeni de bu esasa uygun şekillenir.
Mamafih, mevzu beşeri iktidar olunca “çok tanrılı eski Türkler’de” bile, bir biçimde “kaynağı” ilahi bir kökene bağlamak hep işe gelmiştir.
Emeviler “halife”yi Allah’ın gölgesi addetmeye meyillenmişlerdir.
Tüm Hristiyan ortaçağ felsefesinde kilise, “Omnis potestos a deo” formülasyonuyla “her iktidarın Tanrı’dan geldiğine” vurgu yapmıştır.
Yani, ülkemizin necip yöneticilerinin Allah’ın bir lütfu, hatta takdiri olduğu gerçeği(!), çok bilindik ve eski bir teze dayanıyor.
İktidarları devam ettiği müddetçe muktedirlerin bu yaklaşımı itibar görmüştür.
Ancak devran değişince, Tanrı’nın nasıl olur da bu kadar sık ve hızlı fikir değiştirdiğine hep şaşılmıştır.

------

İnadına barış

BİRİLERİ bir sebepten çözüm sürecinden vazgeçiyor. Hemen arkasından acılar yaşanmaya ve “şehit cenazeleri” ile tetiklenen müthiş bir tepki ve duygusallık toplumu sarmaya başlıyor.
Sanki bir düğmemize basılınca hep aynı hareketi yapan kurulmuş oyuncaklar gibiyiz.
Birbirinin karbon kopyası davranışlarımızı eksiksiz yerine getiriyoruz ve adeta “kıvama gelmişliğimizle” projeyi başlatanları mutlu ediyoruz.
Şimdi herhalde sıra, kabaran milliyetçi duygularımızla bu işleri köpürtenlere oy vermeye geldi.
Böylesi anlarda makul seslere kulaklar kapanıyor, meydan şahinlere kalıyor.
Şayet dünya görüşünüz “insan” odaklıysa, üzerinde yaşadığınız topraklara bağlılığınız “yurtsever” ve “sevecen” bir temele dayanıyorsa, demokrasi dışındaki zihniyetleri hastalıklı buluyorsanız, mutluluk ve huzurun paylaşmaktan geçtiğine inanıyorsanız, çoğulculuğun ve farklılığın yaşam kalitenizi yükselten bir zenginlik olduğunun farkındaysanız, yani sizler bu toplumun en az %60’lık kesimiyseniz...
Böylesi anlarda kaldırılan toz bulutunun bizleri kör etmesine müsaade etmemeliyiz, inadına, yalpalamadan, bu yaklaşımları sahiplenenlerle omuz omuza barış, barış, barış demeliyiz.

X