"Sıtkı Şükürer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sıtkı Şükürer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sıtkı Şükürer

İdare Lambası

İZMİR’in bir simge anıtı maalesef yok.


“Saat Kulesi” ya da Karşıyaka’daki “Anıt” açık söylemek gerekirse, kifayet etmiyor.
Hani gönlümüzden geçen, kente ilk defa gelenlerin bile hemen fark edebileceği, kartpostallarımızın baş köşesine kurulacak bir özel “eser yapı”dır.
Bugün körfez çanağı üzerindeki en kıymetli yerler “Pasaport İskelesi” ve “Konak Pier”.
Bizler bu iki özel yerin bile yeterince farkında değiliz.
Özellikle Pasaport binası bu kentin “unutturulan tarihi”nin en nadide parçalarından biridir.
Hak ettiği özen gösterilmediği için kendi halinde yaşayıp gidiyor, bu haliyle hiç birimizin “içini kıpırdatamıyor”.
Her neyse...
Konumuza dönersek; bu kentin simgesi mutlaka çok özel bir şey olmalı, geçmişimizi yansıtmalı, tarihimizi, 9 Eylülleri, iktisat kongremizi hissettirmeli, hiç şüphesiz görkemli olmalı, estetik bir değeri ve fonksiyonel boyutu bulunmalıdır.
Diyeceksiniz, “ağzında bir bakla mı var?”
Evet.
Geçenlerde Türkiye’nin yaşayan en önemli mimarlarından Rahmi Öngüner ile bir kaç uzun saat geçirme fırsatımız oldu.
Rahmi Bey, İzmir sevdalısıdır.
Bu kente “aşkla” bakar.
İzmir’e ilişkin pek çok proje tasarlamış, tasarlıyor da.
Hakikaten bu güzel kenti önümüzdeki on yıllara taşıyacak, duyarlı dengeleri gözeten sihirli dokunuşlara ihtiyaç var.
Sevgili Öngüner, kıyıda, kruvaziyer liman olarak düşündüğü liman arazisinde 200 metrenin üstünde dev bir “idare lambası” hayal ediyor.
İdare lambası, İzmir’in “yok günlerinin”, işgal yıllarının, yeniden yükselmeye çalışan bir toplumun hatırasına gönderme yapıyor.
Tıpkı Eyfel Kulesi gibi her bir katına çıkıldığında kent panoramasının zenginleşerek görüldüğü, muhtelif bölümlerinde keyifli mekanların serpiştirildiği, girişinde turistlerin kuyruk olduğu bir simge anıttan söz ediyoruz.
Belirtelim ki, mimarımızın daha pek çok projesi mevcut...
Paradan puldan çoktan vazgeçmiş bir özel insan, kendini “istifade”ye açmış halde, orada bekliyor.
Yeni seçilecek belediye yöneticilerimizin dikkatlerine sunulur.

-----

Şeyh Bedreddin Anıt Mezarı

KÖRFEZİMİZİN temizlenmesi ve derinleştirilmesi hayata geçirilecek ise bu esnada çıkan atıklarla bir suni adacık oluşturulması kuvvetle muhtemel gözüküyor.
Böylesi bir yer ikinci bir simge anıt için değerlendirilebilir.
“İdare Lambası” Cumhuriyetin ilk kuruluş dönemlerine bir atıftı.
İkinci bir anıt çok daha gerilere, mesela 15. yüzyıla gidebilir.
Bizim hayalimiz dev bir “Şeyh Bedreddin Anıtı ve Külliyesidir”.
Şeyh Bedreddin bu toprakların “öz be öz malıdır”.
Üstelik öğretisinde, bugün bile dünyanın ihtiyaç hissettiği evrensel değerleri barındıran bir düşünce ve eylem insanıdır.
Şeyh Bedrettin ve onun yakın arkadaşları Torlak Kemal ve Börklüce Kemal’in destansı serüvenlerinin en anlamlı kısımları, Aydın, İzmir ve Karaburun’da yaşanmıştır.
“Yar yanağından gayrı her şeyin ortak” olmasını savunan Bedreddin, “toplumcu” görüşlerinin yanı sıra “dinlerin kardeşliği” konusunda olgunlaşmış, barışçı ve hümanist bir anlayışı temsil eder.
Açık söyleyelim, bu boyutlarıyla böylesine zengin tarihi kimliklerimizi atıl tutarak insanlık alemine haksızlık yapıyoruz.
Bedreddin’e sahiplenmek, “akıl ve kalp”le dolu bir hazinenin farkına varmaktır aslında.
Sadece bizim değil, şu gergin ve kötü dünyanın Bedreddin’e ihtiyacı var.
Bedreddin’in Serez’de Osmanlı tarafından idam edilmesi sonrasında müritleri tarafından bir sandıkta getirilen kemikleri en son II. Mahmut Türbesi’nin bahçesine defnedilmiştir.
Merkezi hükümetten alınacak bir izinle, Karaburun’da dev bir “Anıt Mezar” hiç şüphesiz kültürel ve turistik yönleriyle müthiş bir çekim gücü oluşturacaktır.
Hani, bu proje de karar vericilerin dikkatine sunulur.

-----

Onlara inanıyoruz

ARTIK yerel seçimi zamanı.
İzmirimiz, 30 ilçesi ile birlikte Büyükşehir Belediye yönetimini seçecek.
Beş yıllık yeni bir kontrat imzalıyoruz.
Kentleri yönetmeye talip insanların çok özel kişiler olması icap ediyor.
Zira seçilenler “kamu görevi” yapacaklar.
Bu sebeple; tüm vakitlerini bu işlere ayıracaklar, belki geceleri gündüzlerine karışacak, varsa mevcut özel işlerine ara verecekler, muhtemelen çok ciddi gelir kayıplarına uğrayacaklar, karşılığında karınlarını doyurdukları topraklara hizmet etmenin onurunu yaşayacaklar.
Açık söyleyelim, bu yerlere seçilecek insanlar bahse konu görevlerini yukarıda sözü edilen manada yapacaklarsa hakikaten kamu sevgisine sahip, sorumlulukları gelişmiş, fedakar kişiler.
Yeni seçilecek kıymetli yöneticilerimizi tebrik ediyor ve başarılar diliyoruz.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI