"Sinem Vural" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sinem Vural" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sinem Vural

Bu teşekkür hepinize

Tarkan’dan sonra Harbiye Açıkhava’da en fazla seri konser veren isim oldu Sıla.

Nice büyük isimler üst üste sahneye bu kadar çıkmadı, üst üste salonu dolduramadı...

Sıla’nın Harbiye’deki beşinci gününde konsere bir saat kala kapıdaki kuyruk karşıladı beni. Şaşkındım.

“Ne Sıla’ymış” dedim.

Bir konser serisinin beşinci gününde bu kadar kalabalık beklemiyordum.

İçeri girebildiğimde yaş sınırı olmaksızın sevenlerinin Açıkhava’yı doldurduğunu gördüm.

Genci, yaşlısı “Sıla” diye diye giriyordu içeri.

Konser 21.30’da başlıyor. Sahne bir R&B/Pop divasına uygun olarak tasarlanmış.

Vokaller de aynı şekilde... Sahnede 10 kişi Sıla ile 2.5 saatlik bir yolculuk için hazır.

Nitekim sahneye çıkışı da bir diva gibi.

Bu kadar sevilmesine şaşmıyorsunuz çünkü sahneye “bir şey” giriyor. Hani sahnede devleşiyor derler ya...

“Açık Deniz” şarkısıyla başlıyor konserine, tabii muazzam bir vokal üçlüsü ile.

Sonra birbiri ardına bazen yarım bazen kısa geçtiği şarkılar geliyor.

Sonra bir nefeslenme durumu. Diyor ki Sıla “Kendi şarkılarımız üzerinden bir ilişki anatomisi anlatmak istedik.”

“On’dan Şarkılar” isimli konser formatında yaptığı tam da bu. İlk söylediği 5 şarkının bekar şarkıları olduğunu, hızlıca geçtiğini söylüyor.

Devamında ise Platonik şarkıları geliyor.

Neşeli başlayan bu bölüm “Renk Ver”, “Müstehcen” derken “Esmer”, “Belalım”, “Yan Benimle” ve “Muhbir” ile aşkın depresif haline varıyor.

Kendisi de söylüyor, 6 bölümlük bu konserin Kavuştular bölümüne şarkı bulmakta zorlandıklarını...

“Merhabalar”ı söylüyor, o da yarım. Nedeni belli. Kavuşmanın mutluluğu çok da uzun sürmüyor.

Bu arada sahne önünde annesiyle babası Şükrü-Ömür Gençoğlu nişanlarının 48. yılını kutluyor.

Göksel Kortay ve Haldun Dormen de en önde. Ve usta isimleri gören Sıla’dan en güzel tepki geliyor: “Şeref duydum.”

Konserde yeterince acı ve gözyaşı temalı şarkı yokmuş gibi Daraldılar bölümü ve hemen konserin ikinci yarısına denk gelen Ayrıldılar bölümü bizde ciğer bırakmıyor.

Şarkıların gücünden mi yoksa Sıla’nın sesinden mi bilinmez, içiniz kavruluyor.

Ayrıldılar bölümünde yeni şarkısı “Boş Ev”i diğer Açıkhava konserlerinde olduğu gibi bir kez de bize çalıyor.

Yeni albümde yer alacak bu şarkının kime(!) yazıldığını bilmesek de durumun Sıla’yı delip de geçtiğini anlıyorsunuz.

“Şişe burada gece belli / Serçe gönlüm boynunu eğdi / Utanma ağla sessiz sessiz / Hal dökülsün / Kalp övünsün / Kan dökülsün / Yettiyse ölümsün”

¡¡¡

Övmek yeterli gelmese de gelelim Sıla’nın müzik dışında en övülesi bir başka hareketine...

Tek tek güvenliğinden teknik ekibe, saç-makyaja kadar tüm ekibinin adını sahnede söylemesine...

Birçok kişi gibi kiminle çalıştığını bilmeyenlerden olmadığı için çok sevindim. Başarı da böyle bir ekip işi değil mi zaten?

Muazzam yetenekli bir ekibi olması da konserin en güzel yanı.

Sanki 5 bin kişiye değil de kendilerine çalıp söylüyorlar. Öyle bir eğlenmek, öyle bir enerji...

Her biri çok değerli, her biri kendini uzun uzun izletiyor.

Ama favorim kemandaki Semih Çelikel, perküsyoncu İsmail Altunbaş ve Mustafa İşleyen’in aralarındaki dev bendirle yaptıkları şovu... 

Burak Erkul’un yerinde oturmasına engel olan enerjisi, Efe Bahadır ve Cudi Genç’in metal konserine yakışır performansları...

Vokallerde Sibel Gürsoy ve Tuba Önal bir yana Dünya Kızılçay diğer yana.

Uzun süre sadece onu izledim. Bir de davulcu gerçeği olarak sahnede çok az gördüğümüz Alp Türeci, seni unutacak değilim.

Muazzam bir ekip kuran Sıla’nın sesini ayrı, yeteneğini ayrı, ekibini ayrı tebrik ediyorum.

Bu yazı teşekkür mahiyetinde ve hepinize...

Not: Sıla’nın 6 albüm sonunda muazzam bir profesyonelliğe ulaşmış olduğuna seyirci olmak da beni duygulandıran bir diğer nokta.

X