"Sina Afra" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sina Afra" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sina Afra

Kurumiçi girişimcilik: Bir “win-win” hikayesi

*

Bugün iş dünyasında büyük başarılara imza atmış şirketler kurumiçi girişimciliğin önemini kavramış durumda. Google, 3M ve Intel gibi devler, çalışanlarının kendi zamanlarının bir bölümünü gündelik rutinlerinin ötesinde, yenilikçi fikirler üretebilmeleri için harcamalarına olanak tanıyor. Son on yıldır ev eğlencesine damgasını vuran Playstation, Sony’nin kurumiçi girişimiyle hayat buldu, sürekli iletişimde olmamızı sağlayan Gmail’in de benzer bir hikayesi var. Hatta yoğun programa sahip herkesin en büyük yardımcısı küçük not kağıtları Post-It’ler basit ama çok yararlı bir 3M girişimi.

Peki büyük şirketler kurumlarındaki girişimcilik ruhunu sürdürülebilir kılmak için neler yapmalı? Eğer inovasyon yaratan büyük bir şirket olmak istiyorsanız, öncelikle kurum içerisinde girişimcilik kültürünü yaratmanız gerekiyor. Çalışanlarınızın günlük rutinin dışına çıkmanın iyi bir şey olduğunu bilmelerini sağlayın. Tabii ki her farklı fikir başarılı olacak diye bir durum söz konusu değil! İşler planlandığı gibi gitmediğinde başarısızlığın cezalandırılmayacağını çalışanların bilmesi gerekiyor. Belki de en önemlisi; girişimcilik DNA’sı taşıyan çalışanları işe alın. Kendi kararlarını almaktan çekinmeyen, risk almaktan korkmayan lider ruhlu çalışanlar, şirketleri her zaman ileriye götürecektir. Tüm bunları planlarken, önünüzdeki çeyrek kârlarına odaklanmayı bırakın ve on yıllık gelir artışına odaklanın.

Bugün herkesin hayatına giren Gmail, Drone, Post-It gibi yenilikçi ürünlerin ortak noktası neydi? İnovatif ve kârlı olmalarının dışında, en azından başlangıçta çalışanlar tarafından tasarlandılar. Buradaki kilit nokta ise; bu dev kurumların çalışanlarını teşvik etmesi, gerekli personel ve finansman desteğini sağlamalarıydı.

Meselenin çalışan kısmına bakarsak; kurumiçi girişimci olmakla bağımsız bir girişimci olmanın farkını açıklamak gerekir. En önemli fark; ortada hali hazırda bir iş tanımı varken sizin o tanımın dışına çıkmadan yeni bir boyut daha ekleyebilmenizdir. Öncelikle maaş bordrosunun ötesinde düşünmeniz ve yaratıcılık yetinizi esnetmeniz gerekiyor. Kendi hedeflerinizin şirketin başarısıyla örtüştüğü kapsama kümesini keşfetmeniz gerekiyor ve tabii liderlik potansiyelinizi serbest bırakmanız. Kurumiçi girişimcilik, kendi start-up şirketinizi kurmaktan daha az risk içerir. Sizi finansal kaynaklarla destekleyen ve size zaman veren bir şirkette çalışıyorsanız, kaybınız da çok büyük olmayacaktır. Bu nedenle daha cesur adımlar atabilir, özgüveninizi öne çıkarabilirsiniz.

Bir hafta önceki yazımda yeni neslin girişimcilik ruhu konusunda önceki jenerasyonlara göre daha ileri olduğunu yazmıştım. Bu potansiyelin karşılıklı olarak, şirketler ve çalışanlar tarafından iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Yeni nesil işe başladıkları şirketleri “başlangıç” olarak görüyor. Bu da kurumiçi girişimcilik için iyi bir haber! Kendi iş tanımlarını verili bir başlangıç olarak gören gençler, mutlaka üzerine bir şeyler eklemek için hevesli olacaklardır. Türkiye’de en büyük şirketlerde dahi henüz kurumiçi girişimcilik kültürünün yerleşmediğini gözlemliyorum, fakat pek çok uluslararası şirketin Türkiye pazarında faaliyet gösterdiği düşünülürse bu kültürün göçü de halihazırdaki çalışma alışkanlıklarını çok yakında dönüştürecektir.

X